Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.Választott ezüst az igaznak nyelve; a gonoszok elméje kevés érõ.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.Vanhurskaan kieli on valituin hopea, jumalattomien äly on tyhjän veroinen.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.Η γλωσσα του δικαιου αργυριον εκλεκτον η καρδια των ασεβων πραγμα μηδαμινον.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.Езикът на праведния е избрано сребро; Сърцето на нечестивите малко струва.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.Отборное серебро – язык праведного, сердце же нечестивых – ничтожество.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.כסף נבחר לשון צדיק לב רשעים כמעט׃
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.لسان الصدّيق فضة مختارة. قلب الاشرار كشيء زهيد.
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.義 人 的 舌 、 乃 似 高 銀 . 惡 人 的 心 所 值 無 幾
Doğru kişinin dili saf gümüş gibidir, Kötünün niyetleriyse değersizdir.義人 的 舌 、 乃 似 高銀.惡人 的 心所值 無幾
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Anda tidak memberitahu saya bahwa Anda bermaksud untuk pergi ke harness. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Bạn đã không nói với tôi rằng bạn có ý định đi vào khai thác. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Csak nem mondja meg, hogy akarnak menni a hám. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Du har ikke fortælle mig, at du ville gå i sele. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Du har inte berätta att du avser att gå i sele. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Et kertonut minulle, että sinun oli tarkoitus mennä tulee valjastaa. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Je hebt me niet verteld dat je bedoeld om te gaan in harnas. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "당신이 갈 의도다고 말해주지 않았어요 마구로. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nepovedal si mi, že ste mali v úmysle ísť do sedačky. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Neřekl jsi mi, že jste měli v úmyslu jít do sedačky. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nie mów mi, że ma się udać do uprzęży. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Nisi mi povedal, da ste želeli iti v pas. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Non mi hai detto che volevi andare nel cablaggio ".
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Sie hat mir nicht gesagt, dass Sie gehen sollen in zu nutzen. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Tu nu mi-a spus că intenţiona să meargă în harnaşament. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Vous ne me dites pas que vous aviez l'intention d'aller le collier. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Δεν έχετε να μου πείτε ότι θέλατε να πάτε στο κάθισμα. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Ви не кажіть мені, що ви хотіли піти в упряжці. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Вы не говорите мне, что вы хотели пойти в упряжке. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "Не сте ми кажеш, че те са предназначени да отида в системата. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "אתה לא תגיד לי שאתה מתכוון ללכת אל הרתמה. "
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "أنت لم تخبرني بأنك تنوي الذهاب إلى تسخير ".
Eğer gitmek niyetinde olduğunu bana söylemedin koşum içine. "ハーネスに。" "じゃあ、どうやって知っていますか?"
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.Als ze schoonheid wilden, zei ik: dit is de schoonheid die ik te bieden heb.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim. Bu politikti.Jika mereka menginginkan sesuatu yang cantik, saya menjawab, inilah kecantikan yang dapat saya berikan.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim. Bu politikti.Wenn sie Schönheit wollten, dann sagte ich das ist die Schönheit, die ich bereit bin euch zu geben.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.만약 그들이 아름다움을 원한다면, 이것이 제가 주고자 하는 아름다움입니다. 논쟁적이죠.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.S'ils voulaient de la beauté, J'ai dit, voici la beauté que je veux vous montrer, C'est politisé.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.אם יופי זה מה שהם רצו, אמרתי, זה היופי שאני מוכן לספק לכם. זה עסק בפוליטיקה.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.إذا كانوا يريدون الجمال، قلت، هذا هو الجمال الذي أنا مستعد لمنحكم إياه. كان مسيسا.
Eğer güzellik istiyorlarsa, onlara verme niyetinde olduğum güzellik budur, dedim.どうぞ これが私の美です 政治的なメッセージです もちろん 気に入る人はいなかった
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Ako bi srce obrnil le na sebe, duha svojega in svoj dih potegnil nase,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Als God Zijn Geest zou terugtrekken en Zijn adem zou terugnemen,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Dacă nu s'ar gîndi decît la El, dacă Şi-ar lua înapoi duhul şi suflarea,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Dersom han bare vilde tenke på sig selv og dra sin Ånd og sin ånde til sig igjen,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Drog han sin Ånd tilbage og tog sin Ånde til sig igen,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Ha csak õ magára volna gondja, lelkét és lehellését magához vonná:
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Jeźliby obrócił przeciwko niemu serce swoje, a ducha jego, i dech jego do siebie wziął:
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Jos hän ajattelisi vain itseänsä ja palauttaisi luokseen henkensä ja henkäyksensä,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Kdyby se na něj obrátil, a ducha jeho i duši jeho k sobě vzal,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Keby naň obrátil svoje srdce, a keby jeho ducha a jeho dych vzal k sebe;
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,그가 만일 자기만 생각하시고 그 신과 기운을 거두실진대
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Nếu Ngài chỉ lo tưởng đến chính mình Ngài, Thâu lại về mình thần linh và hơi thở của Ngài,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Nếu_Ngài chỉ lo tưởng đến chính mình Ngài , Thâu lại về mình thần_linh và hơi thở của Ngài ,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Om han ville tänka allenast på sig själv och åter draga till sig sin anda och livsfläkt,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Seandainya Allah mencabut nyawa manusia, dan mengambil kembali napas hidupnya
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Se egli richiamasse il suo spirito a sé e a sé ritraesse il suo soffio
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Se ele retirasse para si o seu espírito, e recolhesse para si o seu fôlego,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,Si él se propusiera en su corazón y retirara su espíritu y su aliento
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,S`il ne pensait qu`à lui-même, S`il retirait à lui son esprit et son souffle,
Eğer niyet eder de Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,So er nun an sich dächte, seinen Geist und Odem an sich zöge,