Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.يصلون ، ومنحة أنت ، لئلا يتحول الإيمان إلى اليأس.
Bu dua, umutsuzluğa niyetle açın diye, sen vermek.ジュリエットの聖人は、祈りを期するための助成金も、移動しないでください。
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Am venit să vă spun că eu cred că televiziunea are conştiinţă.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Hoje quero dizer que acredito que a televisão tem uma consciência.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Jestem tu po to, by powiedzieć wam, że wierzę w to, że telewizja ma świadomość.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.là để nói cho bạn biết là tôi tin rằng các chương trình truyền hình đều có lương tâm.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.l'idea di cui voglio parlarvi oggi è la mia convinzione, secondo cui la televisione ha una coscienza.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.오늘 저는, TV에도 의식이 있다는 것에 대해 말씀드리고자 나왔습니다.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.Αυτό που θέλω τώρα είναι να σας πω ότι πιστεύω ότι η τηλεόραση έχει συνείδηση.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.רעיוני היום הוא לומר לכם כי אני מאמינה שלטלוויזיה יש מצפון.
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.فكرتي اليوم هي أن أخبركم أني أعتقد أن التلفاز له وجدان (ضمير)
Bugün niyetim size televizyonun bir vicdanı olduğuna inandığımdan bahsetmek.良心があると信じていることを お話したいのです なぜこう思うかというと
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Así que tú también debes actuar de buena voluntad.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Devi essere degna anche di quella generosità.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Du må leve op til den godhed.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Du måste återgälda det med godhet också.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Por isso, tens de as honrar também com bondade.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Sinun täytyy elää sen mukaan.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Więc musisz mu odpłacić, okazując swoje dobre serce.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.Πρέπει να σταθείς αντάξια αυτής της καλοσύνης.
Bu iyi niyetine layık olmalısın.И поэтому ты должна доказать, что ты тоже - добрый человек.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıAber diese Rechte sind von fundamentaler Bedeutung. Man kann das nicht einfach bei Seite wischen.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıAstea trebuie asigurate, nu pot fi ignorate, chiar cu cele mai bune intenții.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıBisogna tenerlo presente, e non possono essere trascurate, anche con le migliori intenzioni.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıDat moet worden erkend en kan niet worden genegeerd, zelfs niet met de beste bedoelingen.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıĐiều đó phải được công nhận, và chúng không thể bị gạt sang một bên, ngay cả với mục đích cao cả nhất.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıEsto tiene que ser reconocido, y no se pueden dejar de lado ni con la mejor de las intenciones.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalı아무리 좋은 의도를 가졌다고 하더라도, 이는 인정되어야 하며, 간과되어서는 안됩니다
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıMuszą zostać uznane i nie mogą być zniesione, nawet z najlepszymi zamiarami.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıOn doit l'admettre, et on ne peut pas l'écarter, même avec les meilleures intentions.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıTemos que o reconhecer, não podemos pô-las de lado, nem com a melhor das intenções.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıОни должны быть признаны и не могут игнорироваться даже исходя из самых лучших намерений.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıבזה חייבים להודות, ולא ניתן לטאטא אותן הצידה, אפילו עם הטובות שבכוונות.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıهذا الشيء يجب أن يُعترف به ولا يُهمّش، حتى مع النوايا الجيدة.
Bu kabul edilmeli ve en iyi niyetle bile olsa bir yana atılmamalıどんな理由があっても切り捨てることはできません それでは 人間とコンピューターの共益関係を
Bu kavramlar mekan, zaman, neden ve niyet gibi temel kavramlardır.고정된 개념들은 우주와 시간과 원인과 인간의 의도 같은것들을 포함합니다.
Bu kavramlar mekan, zaman, neden ve niyet gibi temel kavramlardır.תפיסות בסיסיות כמו מקום, זמן, סיבה ותכלית אנושית -
Bu kavramlar mekan, zaman, neden ve niyet gibi temel kavramlardır.مفاهيم اساسية كالمكان، والزمان، والعلاقة بين السبب والمسبب ومقاصد البشر...
Bu kavramlar mekan, zaman, neden ve niyet gibi temel kavramlardır.意図 -- 何が手段で 何が目標か といったものが該当します
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Declaro que pretendo liderar esa expedición. (Aplausos)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Én akarom vezetni azt az expedíciót. (Taps)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Het is mijn ambitie om die expeditie te leiden. (Applaus)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Ich habe vor, diese Expedition zu leiten. (Applaus)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Intenționez să conduc această expediție. (Aplauze)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Io voglio condurre quella spedizione. (Applausi)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)J'ai l'intention de mener cette expédition. (Applaudissements)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)제가 이 탐사를 이끌겠습니다. (박수)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Mám v plánu tuhle expedici vést. (Potlesk)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Tôi có ý định dẫn đầu đoàn thám hiểm đó. (Tiếng vỗ tay)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Zamierzam kierować tą ekspedycją. (Brawa)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Σκοπεύω να ηγηθώ αυτής της αποστολής. (Χειροκρότημα)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Възнамерявам да водя тази експедиция. (Ръкопляскания)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)Я намерен вести эту экспедицию. (Аплодисменты)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)בכוונתי להוביל את המשלחת הזו. (מחיאות כפיים)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)وأعتزم أن اقود تلك الحملة. (تصفيق)
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)(拍手) 正しい支援があれば7年でできるかもしれません
Bunlar iyi niyetle yapılmış olabilir.Jasně, že to může být dobře míněné.
Bunlar iyi niyetle yapılmış olabilir.Ze kunnen wel goed bedoeld zijn.
Bunlar iyi niyetle yapılmış olabilir.بالتأكيد ، هذا ربما يكون بحسن نية.
Bunlar iyi niyetle yapılmış olabilir.しかし、1日の終わりに、 この値は、そのモデルは仮定のモデルによって設定されている、