Bizler, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde ayağımızın taşa takılacağını biliyoruz.Мы знаем, что независимо от доброты наших намерений, мы иногда будем делать ошибки.
Bizler, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde ayağımızın taşa takılacağını biliyoruz.نحن نعلم بأنه مهما كانت نوايانا جيدة، فأننا سوف نخطىء احياناً، بطريقة ما.
Bizler, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde ayağımızın taşa takılacağını biliyoruz.我們瞭解到不論出發點是多好,我們都會在某些時間某些原因而跌倒
Bizler, niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde ayağımızın taşa takılacağını biliyoruz.過ちを犯し 苦難に見舞われます
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.Chúng ta là một tập thể với một ý chí, một quyết tâm, một sự nghiệp.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Film) Stimme: Wir sind ein Volk mit einem Willen, einer Lösung und einer gemeinsamen Sache.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(영상) 빅브라더 : 우리는 하나의 의지, 하나의 결의, 하나의 동기를 가진 하나의 민족이다.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Nagranie) Wielki Brat: Jesteśmy jednym ludem o wspólnej woli, wspólnym postanowieniu, wspólnej sprawie.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.Nous sommes une seule personne avec une seule volonté, une seule résolution, une seule cause.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.Suntem o singură persoană cu o singură voinţă, o singură convingere, o singură cauză.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Big Brother: Jsme jeden lid se společnou vůlí, odhodláním i minulostí.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Big Brother: Kita adalah satu dengan satu tujuan, satu keputusan, satu alasan.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Big Brother: Nós somos um povo com uma vontade, uma determinação, uma causa.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Big Brother: We zijn een volk met een wil, een voornemen, een goede zaak.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Gran Hermano. Somos un pueblo con una voluntad, una resolución, una causa.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Videó) Nagy Testvér: Egyek vagyunk egy az akaratunk, egy az elhatározásunk, egy a célunk.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Video) Storebror: Vi är ett folk, med en vilja, en önskan, ett ändamål.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.Είμαστε ένας λαός με μία θέληση, μία βούληση, ένα σκοπό.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Видео) Большой брат: Мы - единый народ с единой волей, единой целью, единым делом.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(Відео) Великий Брат: Ми - єдиний народ, з єдиною волею, єдиною рішучістю, єдиною метою.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.Ние сме един народ с една воля, една решителност, една кауза.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(סרטון) האח הגדול: אנחנו עם אחד בעל רצון אחד, החלטה אחת, מטרה אחת.
Biz tek bir insanız, tek bir irade, tek bir niyet, tek bir dava.(الفيديو) الأخ الأكبر: نحن شعب واحد بإرادة واحدة، عزيمة واحدة، قضية واحدة،
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.A józan eszem, a jó szándékaim összeütközésbe kerültek az ízlelőbimbóimmal.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Aşa că bunul meu simţ, intenţiile mele bune, erau în conflict cu papilele mele gustative.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Así que mi sentido común, mis buenas intenciones, estaban en conflicto con mis papilas gustativas
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Du coup mon bon sens, mes bonnes intentions, allaient à l'encontre de mon palais.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Dus, mijn gezonde verstand, Mijn goede voornemens, waren in conflict met mijn smaakpapillen.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Il mio buon senso e le mie ottime intenzioni erano in conflitto con le mie papille gustative.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Jadi akal sehat saya, niat baik saya, berkonflik dengan indera pengecap saya.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.그래서 저의 상식과 저의 신념은 저의 미각적 욕구와 충돌하고 있었던 겁니다.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Mein gesunder Menschenverstand, meine guten Absichten standen also in Widerstreit mit meinen Geschmacksnerven.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Moj razum, moji dobri nameni, so bili v nasprotju z mojimi brbončicami.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Mój zdrowy rozsądek, moje dobre chęci kłóciły się z kubkami smakowymi.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Můj selský rozum, moje dobré úmysly bojovaly s mými chuťovými pohárky.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.O meu bom senso, as minhas boas intenções, estavam em conflito com as minhas papilas gustativas.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Så min fornuft, mine gode intentioner, var i konflikt med mine smagsløg.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Så, mitt sunda förnuft, mina goda avsikter, var i konflikt med mina smaklökar.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Takže môj zdravý rozum, moje dobré úmysly boli v konflikte s mojimi chuťovými pohárikmi.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Vì thế ý thức chung của tôi ý định tốt đẹp của tôi, lại mâu thuẫn với khẩu vị của tôi
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Значит, здравый смысл и добрые намерения вступали в противоречие с моими вкусовыми рецепторами.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Отже, мій здоровий глузд і мої добрі наміри вступили у конфлікт з моїми смаковими рецепторами.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.Така че здравият разум, добрите ми намерения, бяха в конфликт с вкусовите ми рецептори.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.אז ההיגיון הבריא, והכוונות הטובות שלי היו בסתירה עם בלוטות הטעם שלי.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.إذاً فحدسي، ونواياي الحسنة، كانتا في صراع مع شهيتي ومذاقي.
Böylece temel hislerim, ve iyi niyetlerim, damak tadımla çelişki halindeydi.私の善意が 私の(味の)好みと争っていたのです そして 「また今度」 と片付けたのです
Böyle oyuncakları kullanmaya hiç niyetim yok!ليس لدى عزم لاستخدام اللعبة فى مثل هذا القبيل
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Alapjában véve emiatt kell ezzel foglalkoznunk.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Đây là lý do.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Dit is eigenlijk waarom we de moeite zouden doen.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Esto es básicamente por lo que nos interesa hacerlo.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Hier sehen Sie im Grunde warum:
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Il motivo per cui dovremmo affrontarli è essenzialmente questo.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.În esență, acesta e motivul.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Inilah dasar dari mengapa kita ingin melakukannya.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Isto é basicamente o porquê de nos incomodamos para o fazer.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.이것이 바로 우리가 이 삽질을 하는 이유입니다.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Oto dlaczego się tym przejmujemy.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Tässä se selitetään.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Voilà tout simplement pourquoi on devrait s'embêter à faire ça.