Ana içeriğe geç
Sözlük

niyet ile cümle

niyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2. Sahne: Manastırın önünde Di Luna ve etrafındakiler Leonara'yı kaçırma niyetiyle oraya gelmişlerdir.V klášterní chodbě číhá Luna, aby Leonoru při vstupu do kláštera unesl.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.Jestliže se Jóbovi daří zle, znamená to, že někde zhřešil.
Ivana ile kaçmak niyetindedir ancak kendini farklı bir hayatın içinde bulur.Pokusil se s ní mluvit, ale Ivana se dala na útěk.
Çok dürüst ve iyi niyetli biri.Velmi čestný a dobře vychovaný muž.
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.UNFPA je také reprezentována vyslanci dobré vůle.
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.Televize chce vidět důkazy.
En yakın arkadaşı Joey'le sık sık dalga geçer fakat bunu kötü niyetle yapmaz.Kluci i holky se s ním často snaží kamarádit, ale Tony o ně zájem nemá.
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Bydlištěm je vždy místo, kde se člověk zdržuje trvale, kde je ze své vlastní vůle usídlen.
"Kime niyet kime kısmet".Spre cine se îndreaptă suspiciunile”.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Totuși, Beneš a refuzat să intre în război fără sprijinul puterilor vestice.
Berg filmi yönetmeye niyetliydi.Berg a fost anunțat ca fiind regizorul filmului.
2008'de santral yetkilileri CONSTOR depolama varillerini bu amaçla kullanma niyetlerini açıkladılar.Conducerea centralei nucleare și-a anunțat în 2008 intenția de a folosi butoaie de tip COSTOR în acest scop.
Lange aynı zamanda UNESCO'nun iyi niyet elçileri arasındadır.A obținut și titlul de Ambasador al Bunăvoinței UNESCO.
Yaptığı açıklamada "Sırbistan adına UNICEF İyi Niyet Elçisi seçildiğim için çok mutluyum.A declarat atunci că „Sunt foarte fericită că am devenit ambasadoare UNICEF pentru Serbia.
Bölgedeki Fransız saldırılarını bozmaya niyetliydi.A respins atacurile francezilor asupra teritoriilor.
Belirli bir niyetleri var gibiydi."El avea o viziune clară”.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Acest "altfel" stă la baza crezului meu artistic.
Uydum imama." denip niyet edilir.Sabău: "Vrem promovarea.
Pencere filmi gerçekleri gösterme niyetindedir.A V-a este fereastra video este destinată vizionării filmelor.
Lakabı El Nano'dur Alonso, UNICEF adına iyi niyet elçisi olarak görev yapmaktadır.Farrow este cunoscută pentru activitatea sa în calitate de Ambasador al Bunăvoinței pentru UNICEF.
Rusya'dan ayrılma niyetini bildirince, Rusya Parlamentosu buna ret cevabı verdi.Deși a solicitiat o comandă în timpul campaniei din Rusia, Împăratul l-a refuzat.
Türkiye Unicef iyi niyet elçisi ve Küresel Vatandaşlık Forumu elçisidir.Interpreta este un Ambasador UNICEF al Bunăvoinței și unul dintre reprezentanții organizației la nivel global.
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Astfel, Saxonia s-a alăturat Austriei pentru a recuceri Silezia.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Prefață de Prof. Univ.
Paragöz ve alkolik birisi gibi dursa da özünde gerçekten iyi niyetli ve sevecen bir insandır.În momentele intime, Bucătarul este defapt o persoană iubitoare și sensibilă.
Öykünün başında ismi belirsiz bir anlatıcı kötü niyetli yargıçların olduğu bir mahkemede yargılanır.La începutul povestirii, un narator nenumit este adus la judecată în fața mai multor judecători siniștri.
2007 yılının Kasım ayında UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi oldu.În martie 2011, a devenit ambasador pentru UNICEF.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/03/1992.Coperta numărului 3/1992
Ancak uzay çalışmalarının geneli düşünüldüğünde, bir iyi niyet gösterisi olmaktan öteye gidemedi.Deși Endeavour se afla acum într-o stare bună, nu același lucru se putea spune despre echipajul său.
Niyetimiz aynı ancak çalışma biçimimiz değil.Avem aceleași intenții, dar nu același modus operandi.
Ben bu fikri öğrencilerin kafalarına işlemek niyetindeyim.Intenționez să cultiv această idee în mintea studenților.
Niyetim hiçbir zaman ırkçılık olmadı.Niciodată intenția mea nu e rasismul.
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.2010. március 11-én Messi az UNICEF jószolgálati nagykövete lett.
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Megérkezik Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina és Masetto, és keresik Don Giovannit.
Belirli bir niyetleri var gibiydi."Itt van némi szándékosság is.”
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.A hadnagyot nem engedi távozni.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.François Naville) közül senki sem tette meg ugyanezt.
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mindketten énekesként tettek szert nagy hírnévre.
Yörede yaşayan bir hoca günün birinde bu odaların kapısını açmaya niyetlenir.Arra kell fel, hogy valaki próbálja kinyitni szobája ajtaját.
Dünyayı fethetmek gibi bir niyetleri yoktu.Nem kisebb célt tűzött maga elé, mint a világ meghódítása.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Márpedig az „igazság” megfelelő meghatározásától elvárjuk ezt a követelményt.
Bir yardım merkezinde çalışan Grace son derece iyi niyetli ve yardımsever bir kızdır.Grace egy nagyon kedves és segítőkész lány.
Önemli olan kişinin niyetidir.Igen, az ember önmaga célja.
Morrison, albüme başlarken niyetinin tamamen country tarzında bir albüm yapmak olduğunu açıkladı.Morrison eredetileg country albumnak szánta.
Karşıyakalılar vatandaki kötü gidişata sessiz kalmaya niyetli değildirler.Nem fogom az előttem szóló tisztelt képviselőtársamat arra a hálátlan térre követni...
Srebrenica'yı korumaya niyetli değiliz.Az ország védelmét Svájc biztosítja.
Çapkınlığı bir kenara bırakıldığında ise saf, düşünceli ve iyi niyetli biridir.Ha őszintén hisz valamiben, akkor komoly, állhatatos és készséges ember.
Müfettiş Pine, o gece Stonewall Inn'i kapatıp demonte etmeye niyet etmişti.Tarkastaja Pine oli tuona yönä aikonut sulkea Stonewall Innin ja hajottaa sen osiinsa.
O sefer on kişi Kameny ile yürümüştü ve basını niyetlerine dair hiç uyarmamıştı.Kymmenen henkeä marssi silloin Kamenyn kanssa, eivätkä he olleet kertoneet tiedotusvälineille aikeistaan.
Welch, yanıldığını ve niyetinin emeğe saygı olduğunu söyleyerek durumu kabul etti.Welch myönsi erehtyneensä ja sanoi tarkoituksenaan olleen osoittaa kunniaa.
Daha sonra bu durumu Bu bütün çocukluk niyetlerimi değiştiren dönüm noktası oldu diyerek açıkladı.Voisinpa melkein sanoa, että siihen sisältyy koko nuoruuteni.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.Vuonna 2010 hänet nimitettiin Yhdistyneiden kansakuntien ympäristöohjelman (UNEP) hyväntahdon lähettilääksi.
Belirli bir niyetleri var gibiydi.""Niillä on selkeä tarkoitus.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Hän on Unescon hyvän tahdon lähettiläs.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Juuri tätä Napoleon oli toivonut.
Niyetleri Kızıl Ordu'dan kaçıp Birleşik Devletler Ordusu'na teslim olmaktı.Hän antautui yhdysvaltalaisille joukkoineen välttääkseen joutumasta puna-armeijan vangiksi.
1994'ten bu yana UNESCO iyi niyet elçisidir.Hän on ollut Unescon hyvän tahdon lähettiläänä vuodesta 1996.
Niyet Mektubu Dilekçesi 01/26/1998.Keisarillisen Majesteetin Armollinen Julistuskirja (26/1901).
Smith; her iki ülkede iyi niyet elçisi olarak tanındı.Mason oli arvostettu taiteilija kummassakin maassa.
Kararı temyize götürme niyetini dile getirmişti.Yhtiö ilmoitti valittavansa päätöksestä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod