Ana içeriğe geç
Sözlük

niyet ile cümle

niyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Jednak korporacja nie chce z niej zrezygnować.
Belirli bir niyetleri var gibiydi."Było to w jakimś stopniu działanie zamierzone”.
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Austria miała na powrót otrzymać Śląsk.
2010'da Birleşmiş Milletler Çevre Programı'na iyi niyet elçisi olarak atanmıştır.W 2001 roku została Ambasadorem Dobrej Woli ONZ.
Önemli olan kişinin niyetidir.Ważna jest intencja.
18 Mart 2008'de dört Afrika ülkesine bir iyi niyet gezisi başlattı.24 marca 2008 r. sentymentalną podróż odbyli nim miłośnicy ze Stanów Zjednoczonych.
Göndermeler yazarın niyetiyle doğrudan ilintilidir.Wydawcy przystali na pomysł pisarza.
Anya, bankadan para çalmaya niyetlidir.Locke wybiera pieniądze z banku.
Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır.Skarga ta była powództwem opartym na dobrej wierze.
Asıl savunmayı tahkim edilmiş Seelow Tepeleri'nde yapmak niyetindeydi.Została zniszczona w czasie walk o wzgórza Seelow.
Niyeti hamile kalıp bebeğin Jose Miguel'den olduğunu söylemektir.Wkrótce dziewczyna odkrywa, że jest w ciąży z Juanem Miguelem.
Fakat Napolyon’un niyeti hiç de böyle değildi.Nie o to rządowi fińskiemu chodziło.
Fakat şairin kaçmaya niyeti yoktur, o tam bir asker gibi savaşacak, yurdunda kalacaktır.Kawaleria nie ma możliwości szarżowania na wroga, lecz staje do walki tak jak piechota.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.Te prowadzili za niego jego wodzowie, do których miał szczęśliwą rękę.
Michael'ın psikiyatristi Dr. Sam Loomis, Michael'ın niyetini anlayarak peşinden Haddonfield'a gider.Loomis, powiadomiony o ucieczce Michaela, pojawia się w Haddonfield, by go odnaleźć.
Kişi, sürekli kalmak niyetiyle bir yerde oturur, buna ikametgâh denir.Mającą wymiar czasu stałą τ {\displaystyle \tau } nazywa się czasem relaksacji.
Josh ise iyi niyetli ve çalışkan bir gençtir.Josh to bardzo impulsywny i inteligentny nastolatek.
Tahtın arkasındaki asıl güç Pothinus olduğu halde Ptolemaios tek başına kral olmaya niyetlenmiştir.To ona, jako prawowita następczymi tronu, posiada moc, której pożąda Phobos.
Sizinle kavga etmeye niyetim yok.Nie mam zamiaru się z wami kłócić.
Rzeznik, Melekler Şehri filmi için yeni bir şarkı yazma niyetindeydi.Han fick ett erbjudande om att skriva en låt till filmen Änglarnas stad.
"Kime niyet kime kısmet".För andra betydelser, se Koho Shet'.
2016: Deeyah Khan artistik özgürlük ve yaratıcılık alanında UNESCO tarafından İyi Niyet Elçisi olarak atandı.2016: Goodwillambassadör för UNESCO för konstnärlig frihet och kreativitet.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Hon är Unicef-ambassadör.
Aslında bu gece buraya gelirken kalmaya niyetliydim.Denna gången kom man för att stanna.
Donna Anna, Don Ottavio, Donna Elvira, Zerlina ve Masetto suçluyu yakalamak niyetiyle sahneye girerler.Donna Anna, don Ottavio och donna Elvira kommer maskerade till don Juans fest.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Vad som började som något litet och oskyldigt blir snart betydligt värre...
Çiftliğin de çok iyi niyetli bir çiftlik ağası varmış.Djurgården hade nu ett riktigt bra lag.
İlk başlarda Leone filmin sadece prodüktörlüğünü yapmaya niyetliydi.I början var tackjärn det enda man tillverkade.
Mektuplarda yazması telkin edilir, ama o niyetlense de bir türlü başlayamaz.Hon ber om att få följa med men oavsett vad du svarar så kommer det inte att ske.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.En föreslagen orsak till detta är att de grundade sig på ett "ovanifrånperspektiv".
"Kötü niyet" kavramı ise; anlaşılmaz ve soyut bir kavram olduğu için ispat edilmesi oldukça zordur.Benämningen rök är en skatteenhet som är svår att precisera och uträkna.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.För andra betydelser, se Dosa.
Black and Tan, veya Tan kelimeleri İrlanda’da hala küfür niyetine kullanılmaktadır.Namnet black and tan har så negativ laddning på Irland att enbart begreppet half and half används där.
Khan 2016 yılında Artistik özgürlük ve yaratıcılık alanında ilk UNESCO İyi Niyet Elçisi olmuştur.År 2016 blev Khan UNESCO-goodwillambassadör för konstnärlig frihet och kreativitet.
Örnek "Niyet ettim sabah namazını kılmaya" diye.Вчора Мухаммад молився Аллагу,: “!
Onların en ufak bir hareketinin, onların en ufak bir niyetinin çok daha doğrusu alınıyor."Їхній найменший рух, їхній найменший намір відтворюється максимально точно».
Berg filmi yönetmeye niyetliydi.Керує монтажем фільму.
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.11 березня 2010 року Лео став послом доброї волі UNICEF.
Kötü niyetle yapılırsa, günah olur.Якщо злий відвертається від гріха, Буде жити.
Ancak Wyke karısının yeni aşığı ile oyun oynamak niyetindedir.Проте його дружина Емі знайшла собі коханця.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Посол доброї волі ЮНЕСКО.
Önemli olan kişinin niyetidir.Що є важливого в імені людини?
Müfettiş Pine, o gece Stonewall Inn'i kapatıp demonte etmeye niyet etmişti.Наступної ночі інспектор Пайн мав намір закрити і демонтувати бар.
Niyet Mektubu Dilekçesi 08/14/2002.Статус надано згідно з рішенням облради від 04.08.2006 року.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Джон дотримав свою обіцянку.
Ayrıca da orada uzun zaman kalmaya niyeti yoktu.Думали, що він буде довго там стояти.
Terim genellikle olumsuz ya da kötü niyetli bir çağrışım ile birlikte kullanılır.Як правило, коротке оповідання з позитивним чи негативним прикладом.
Türkiye Unicef iyi niyet elçisi ve Küresel Vatandaşlık Forumu elçisidir.Є послом доброї волі ЮНФПА і громадським діячем.
Bazı hayvanlar satılmak üzere çalındı, kimileri yiyecek niyetine öldürüldü.Але я думаю, що тварини створені для того, щоб їх їли.
Kitap "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin.І якщо твій розум розсіюється, поки ти читаєш, не здавайся.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Том не мав наміру йти туди один.
Niyeti bellidir: Ağabeyiyle birlikte gitmek.Největší z nich je Vjačkiševo (u Těmnikova) a Inerka.
Peres niyetinin Mart seçimlerinde yarışmak olmadığını belirtmişti.Peres již předem oznámil svůj záměr neúčastnit se březnových parlamentních voleb.
11 Mart 2010 tarihinde Messi, UNICEF tarafından "iyi niyet elçisi" seçildi.11. března 2010 byl Messi UNICEFem vyhlášen vyslancem dobré vůle.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Původní prchlivý a trochu zlověstný Doktor se brzy stal soucitnější postavou.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır."Návrh jsme stále korigovali kvůli potřebě expresivního výrazu.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John proto neváhá zasáhnout.
Meğerse bu iyi niyetli değilmiş.To nebyl dobrý nápad.
Bu adam Meryem'in saflığı hakkında şüphe uyandıranların kötü niyetini temsil ediyor.Ti obviňují Marii ze záměny Ježíšových myšlenek.
Calvin bir eylemi değerlendirmede niyeti kıstas alarak faizi ve ticareti meşru kabul etmiştir.Kahn se každému dílu věnoval se stejnou mírou starostlivosti a intenzity.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod