Nitekim, İncil'deki Babil Kulesi hikayesi dilin gücü konusunda çok ünlü ve uyarıcıdır.למעשה, סיפור מגדל בבל בתנ"ך הוא משל ואזהרה על כוחה של השפה.
Nitekim, İncil'deki Babil Kulesi hikayesi dilin gücü konusunda çok ünlü ve uyarıcıdır.في الحقيقة، قصة برج بابل في الإنجيل هي أسطورة محذرة من قوة اللغة.
Nitekim, İncil'deki Babil Kulesi hikayesi dilin gücü konusunda çok ünlü ve uyarıcıdır.言語の力に警鐘を 鳴らしている寓話です 自惚れた古代人が言語使用を通じて
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Anak Manusia datang untuk mencari dan menyelamatkan orang yang sesat.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Bởi Con người đã đến tìm và cứu kẻ bị mất.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Bởi_Con người đã đến tìm và cứu kẻ bị mất .
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Bo przyszedł Syn człowieczy, aby szukał i zachował, co było zginęło.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Car le Fils de l`homme est venu chercher et sauver ce qui était perdu.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Denn des Menschen Sohn ist gekommen, zu suchen und selig zu machen, das verloren ist.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››for Menneskesønnen er kommet for å søke og frelse det som var fortapt.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››il Figlio dell'uomo infatti è venuto a cercare e a salvare ciò che era perduto»
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››인자의 온 것은 잃어버린 자를 찾아 구원하려 함이니라
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Lebo syn človeka prišiel hľadať a spasiť to, čo bolo zahynulo.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Mert azért jött az embernek Fia, hogy megkeresse és megtartsa, a mi elveszett.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Nebo přišel Syn člověka, aby hledal a spasil, což bylo zahynulo.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Nu bent u echt een zoon van Abraham. Ik ben gekomen om afgedwaalde mensen te zoeken en te redden."
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Pentrucă Fiul omului a venit să caute şi să mîntuiască ce era pierdut.``
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Porque el Hijo del Hombre ha venido a buscar y a salvar lo que se había perdido
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Porque o Filho do homem veio buscar e salvar o que se havia perdido.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››sillä Ihmisen Poika on tullut etsimään ja pelastamaan sitä, mikä kadonnut on".
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Sin človekov je namreč prišel iskat in zveličat, kar se je bilo izgubilo.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››thi Menneskesønnen er kommen for at søge og frelse det fortabte."
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Ty Människosonen har kommit för att uppsöka och frälsa det som var förlorat.»
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Διοτι ο Υιος του ανθρωπου ηλθε να ζητηση και να σωση το απολωλος.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››ибо Сын Человеческий пришел взыскать и спасти погибшее.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Понеже Човешкият Син дойде да потърси и да спаси погиналото.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››прийшов бо Син чоловічий, щоб шукати й спасати погибше.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››כי בא בן האדם לבקש ולהושיע את האבד׃
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››لان ابن الانسان قد جاء لكي يطلب ويخلّص ما قد هلك
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››人 子 來 、 為 要 尋 找 拯 救 失 喪 的 人
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››人子來 、 為要 尋找 拯救 失喪 的 人
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Ako aj Dávid hovorí o blahoslavenstve človeka, ktorému Bôh počíta spravedlivosť bez skutkov:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:A mint Dávid is boldognak mondja azt az embert, a kinek az Isten igazságot tulajdonít cselekedetek nélkül.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:assim também Davi declara bem-aventurado o homem a quem Deus atribui a justiça sem as obras, dizendo:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Così anche Davide proclama beato l'uomo a cui Dio accredita la giustizia indipendentemente dalle opere
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:David zei toch ook dat u gelukkig bent als God u vrijspreekt zonder dat u er iets voor hebt gedaan.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:De igual manera, David también proclama la felicidad del hombre a quien Dios confiere justicia sin obras
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:De même David exprime le bonheur de l`homme à qui Dieu impute la justice sans les oeuvres:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Jakož i David vypravuje blahoslavenství člověka, jemuž Bůh přivlastňuje spravedlnost bez skutků, řka:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Kakor tudi David pravi, da je blagor človeku, ki mu Bog računi pravičnost brez del:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:일한 것이 없이 하나님께 의로 여기심을 받는 사람의 행복에 대하여 다윗의 말한바
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:ligesom også David priser det Menneske saligt, hvem Gud tilregner Retfærdighed uden Gerninger:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:niinkuin myös Daavid ylistää autuaaksi sitä ihmistä, jolle Jumala lukee vanhurskauden ilman tekoja:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Således priser også David det menneske salig som Gud tilregner rettferdighet uten gjerninger:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Så prisar ock David den människa salig, som Gud tillräknar rättfärdighet, utan gärningar:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Tot astfel, şi David numeşte fericit pe omul acela, pe care Dumnezeu, fără fapte, îl socoteşte neprihănit.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:καθως και ο Δαβιδ λεγει τον μακαρισμον του ανθρωπου, εις τον οποιον ο Θεος λογιζεται δικαιοσυνην, χωρις εργων
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Так и Давид называет блаженным человека, которому Богвменяет праведность независимо от дел:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:Яко ж і Давид глаголе про блаженство чоловіка, котрому полїчує Бог праведність без учинків:
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:כאשר גם דוד מאשר את האדם אשר האלהים יחשב לו צדקה בלא מעשים באמרו׃
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:كما يقول داود ايضا في تطويب الانسان الذي يحسب له الله برا بدون اعمال.
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:正 如 大 衛 稱 那 在 行 為 以 外 、 蒙 神 算 為 義 的 人 是 有 福 的
Nitekim, iyi işlerine bakmaksızın Tanrının aklanmış saydığı kişinin mutluluğunu Davut da şöyle anlatır:正 如 大衛稱 那 在 行為 以外 、 蒙 神算 為義 的 人 是 有福的
Nitekim, kediler kıllı yaratıklardır.Ce qu'on appelle le chat... est un animal poilu.
Nitekim, kediler kıllı yaratıklardır.Eine Katze ist letztendlich doch ein sehr behaartes Tier.
Nitekim, kediler kıllı yaratıklardır.Kot jest, ponad wszystko, futrzakiem.
Nitekim, kediler kıllı yaratıklardır.O pisicã este, mai presus de toate, un animal îmblãnit.
Nitekim, kediler kıllı yaratıklardır.Μια γάτα είναι πάνω απ'όλα, ένα τριχωτό ζώο.
Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan dökülmeden bağışlama olmaz.A niemal wszystko według zakonu krwią oczyszczone bywa, a bez rozlania krwi nie bywa odpuszczenie grzechów.
Nitekim Kutsal Yasa uyarınca hemen her şey kanla temiz kılınır, kan dökülmeden bağışlama olmaz.A skoro všetko sa krvou očisťuje podľa zákona, a bez vyliatia krvi nedeje sa odpustenie.