nihayetinde ile cümle
nihayetinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi.Защото, в крайна сметка, Бог [работи чрез] месията.
Çünkü nihayetinde, Tanrı, mesih olarak dünyaya geldi.Наконец, Бог пришел в виде мессии.
Çünkü tüm bu söylediklerimiz en nihayetinde tasarım ile de ilgili.왜냐하면 이건 결국 디자인에 관한 것이기도 하니까요.
Çünkü tüm bu söylediklerimiz en nihayetinde tasarım ile de ilgili.letztlich auch über Design reden.
Çünkü tüm bu söylediklerimiz en nihayetinde tasarım ile de ilgili.כי אחרי הכל זאת גם הרצאה על עיצוב. אז, זה
Çünkü tüm bu söylediklerimiz en nihayetinde tasarım ile de ilgili.بعد كل هذا الكلام يعتبر تصميم أيضا . لذا
Çünkü tüm bu söylediklerimiz en nihayetinde tasarım ile de ilgili.これはサーチ&サーチの作品ですが、実際に
- Eđer bir ţeye sýnýrlý miktarda sahipseniz ve onu kullanmaya baţlarsanýz, nihayetinde onu tüketirsiniz.- 여러 에너지원이 개발되어 왔고 (마이클 베커 / '혁명의 점화' 공동 저자) 이를 활용함으로써
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Alla fine, ebbi un esaurimento davanti a degli amici, e tutti mi convinsero a prendere altri medicinali.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Eventualmente, fui-me abaixo em frente de amigos e todos me convenceram a tomar mais medicação.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Finalmente, me quebré ante mis amigos, y todos estaban convencidos de que debía tomar más medicamentos.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.În cele din urmă am izbucnit în plâns în fața prietenilor și toți m-au convins să iau medicamente.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.결국, 저는 친구들 앞에서 무너졌고 모두들 제게 약물 치료를 받으라고 했습니다.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Nakonec jsem se zhroutila před přáteli a všichni mě přemlouvali, ať beru více léků.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Ostatecznie załamałam się w towarzystwie przyjaciół i wszyscy przekonali mnie, żeby wziąć leki.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Schließlich brach ich vor Freunden zusammen und sie überzeugten mich, mehr Medikamente zu nehmen.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Till slut bröt jag ihop inför vänner, och alla övertalade mig att ta mer mediciner.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Uiteindelijk stortte ik in bij vrienden en overtuigde iedereen me om meer pillen te nemen.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Végül teljesen összetörtem a barátaim előtt, és meggyőztek, hogy több gyógyszert kell szednem.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Τελικά, κατέρρευσα μπροστά σε φίλους, και όλοι με έπεισαν να πάρω περισσότερα φάρμακα.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.В крайна сметка, аз рухнах пред приятели, и всеки ме убеждаваше да взема повече лекарства.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.Однажды приступ произошёл на глазах у моих друзей, и они убедили меня принимать лекарства.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.בסופו של דבר התמוטטתי בנוכחות חברים, וכולם שכנעו אותי לקחת יותר תרופות.
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.في النهاية إنهرت أمام الأصدقاء و اقنعني الجميع بتناول المزيد من الأدوية
En nihayetinde, arkadaşlarımın önünde kontrolümü kaybettim ve herkes beni daha fazla ilaç almaya ikna etti.みんな私に服薬を説得しました もはや 現実を否定することはできず
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Akhirnya, bergerak ke depan, aku rasa kita harus merangkul rasa takut.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Alla fine, per andare avanti dobbiamo accettare la paura.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Em última análise, penso que temos de acolher o medo.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.En fin de compte, en avançant, je pense que nous devons embrasser la peur.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.En última instancia, avanzar, creo que tenemos que darle lugar al miedo.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.În cele din urmă, de acum înainte, cred că ar trebui să îmbrăţişăm frica.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.I sidste ende, for at komme videre, tror jeg vi skal tage frygt til os.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız. İşte bu ayıyı kafese koymalıyız!Зрештою, рухаючись вперед, ми подолаємо страх, засунемо того ведмедя у клітку.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.결국, 앞으로 나아가려면 두려움을 극복해야 한다고 생각합니다.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Koniec końców, by iść naprzód, musimy nauczyć się korzystać ze strachu.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Nakoniec, napredujúc, myslím, že musíme akceptovať strach.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Nói tóm lại, chúng ta phải coi sự sợ hãi là điều hết sức bình thường.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Schließlich, beim Voranschreiten sollten wir die Angst willkommen heißen.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Uiteindelijk, om vooruit te geraken, denk ik dat we angst moeten omarmen.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Végső soron, az előrelépéshez el kell fogadnunk a félelmeket.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.V zásadě myslím, že abychom se pohnuli dál, musím přijmout strach.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Ουσιαστικά, για να προχωρήσουμε μπροστά, πιστεύω πως πρέπει ν' ασπαστούμε το φόβο.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.В итоге, двигаясь вперёд, я думаю, нам нужно принять страх.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.В крайна сметка, движейки се напред във времето, мисля, че трябва да приемем страха.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.בסופו של דבר, לנוע קדימה, לדעתי עלינו לאמץ את הפחד.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.في نهاية المطاف، والمضي قدما، أعتقد أن لدينا إحتضان الخوف.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.受け入れなくてはならないのです あの熊を檻に入れるんです
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Afinal, parece óbvio que a Terra é grande e imóvel, que o Sol é pequeno e móvel.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Bagaimanapun, jelas sekali Bumi itu besar dan tak bergerak, dan Matahari itu kecil dan bergerak.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Después de todo, parece obvio que la Tierra es enorme e inmóvil, y el Sol pequeño y móvil.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Dopo tutto, sembra ovvio che la Terra sia grande ed immobile, il Sole piccolo e mobile.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.În definitiv, pare evident că Pământul este mare şi imobil, Soarele mic şi mobil.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.그럼에도 지구는 크고 움직이지 않으며 태양은 작고 움직이는 것이 더 명백하게 느껴집니다. 하지만 이에 대해
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Koneckonců se zdá evidentní, že Země je velká a nehybná, a Slunce malé a pohyblivé.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Koniec koncov, zdá sa byť zrejmé, že Zem je veľká a nehybná a Slnko malé a pohyblivé. Ale oplatí sa pripomenúť
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Vaikuttaahan ilmeiseltä, että Maa on suuri ja liikkumaton ja Aurinko pieni ja liikkeessä.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Wydaje się, że Ziemia jest ogromna i nieruchoma, a Słońce małe i ruchome.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Στην τελική, μοιάζει προφανές ότι η Γη είναι μεγάλη και ακίνητη, ο Ήλιος μικρός και σε κίνηση.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.В края на краищата изглежда очевидно, че Земята е голяма и неподвижна, а Слънцето малко и подвижно.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Очевидно ведь, что Земля огромна и неподвижна, а Солнце маленькое и постоянно в движении.