Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.그리고 마지막으로 삼림파괴와 농업으로 발생하는 메탄 방출이 있습니다.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Na końcu mamy deforestację, a także emisję metanu z działalności rolnej.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Şi în final, despăduririle şi emisiile de metan din agricultură.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Tenslotte is er ontbossing, en de emissie van methaan door de veeteelt.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Und schließlich, die Abholzung, und der Ausstoß von Methan durch die Landwirtschaft.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Y finalmente, la deforestación, y hay emisión de metano de la agricultura.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.Και τελικά,υπάρχει και η αποψίλωση των δασών, και υπάρχει η εκπομπή μεθανίου από τη γεωργία.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.И, наконец, есть вырубка лесов и выбросы метана от сельского хозяйства.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.И накрая, обезлесяването допринася с емисии на метан от селското стопанство.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.ולבסוף, יש את כריתת היערות, ויש פליטות של מתאן מהחקלאות.
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.واخيرا, هناك ازالة الغابات، وهناك انبعاثات الميثان من الزراعه
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.最後,係砍伐樹林 仲有係來自農業 甲烷排放
Nihayetinde, ormanların yokolması ve topraktan çıkan metan emisyonu.農業により排出の メタンによる グリーン・カーボン-
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Au final, tu l'as protégée.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Végül te védted meg őt.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun.Στο τέλος, εσύ... την προστάτευσες.
Nihayetinde, sen... ...onu korumuş oldun....في الحقيقة انت تحميها
Nihayetinde Stalin düzeninde, Stalin düzeninin başında yüzlerce masum insanın tutuklandığını bilmiyordum.그때는 스탈린의 대숙청이 시작될 때 였습니다. 저는 그 당시 수십만명의 죄없는 사람들이 구속된 사실을 모르고 있었습니다.
Nihayetinde Stalin düzeninde, Stalin düzeninin başında yüzlerce masum insanın tutuklandığını bilmiyordum.ולבסוף תחת טיהוריו של סטלין- בתחילת טיהוריו של סטלין, לא ידעתי שמאות אלפי אנשים חפים מפשע יעצרו.
Nihayetinde Stalin düzeninde, Stalin düzeninin başında yüzlerce masum insanın tutuklandığını bilmiyordum.何百 何千という罪のない人々が 逮捕されたことを知りませんでした 私もスターリンの粛清の 早い段階で逮捕され
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.A dokonce dostali povolení pracovat na tom jako na malému projektu, který nebyl součástí jejich práce
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.És valóban, kaptak rá engedélyt, ez egy amolyan mellékkutatás, ami nem része a hivatalos munkájuknak.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.I w końcu dostają pozwolenie - to jest mały projekt, który oficjalnie nie należy do ich obowiązków.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.그리고는 결국 그들은 원래 공식적인 그들의 일이 아니었던 부수적인 소규모 프로젝트를 진행할 수 있는 허가를 받았습니다.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.Ottengono così il permesso -- è un progetto parallelo che nulla ha a che fare con il loro lavoro ufficiale.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.Và cuối cùng, họ được chấp thuận làm việc trong dự án ngoài lề này bên cạnh những công việc chính thức của họ.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.Y, eventualmente, tuvieron el permiso... esto es un proyecto al margen que no es parte de su trabajo.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.Και τελικά, έχουν την άδεια -- αυτή είναι μια μικρή μελέτη που δεν ήταν επίσημα μέρος της εργασίας του.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.В результаті вони отримали дозвіл -- це невеликий сторонній проект, який не був офіційною частиною їх роботи.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.ולבסוף, הם קיבלו אישור -- כל זה הוא משהו מן הצד שלא היה באופן רשמי חלק מהעבודה שלהם.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.وفي نهاية المطاف ، بعد حصولهم على إذن -- كل هذا كان مشروعا جانبيّا لم يكن يُمثل جزءا رسميا من وظائفهم.
Nihayetinde, standart iş tanımlarının yanısıra bu ufak yan projeyi de yapmak için izin alabildiler.職務外のプロジェクトという位置づけを改め 導入直後で最新の 部屋いっぱいの大きさの
Nihayetinde, tıpatıp aynı DNA'yı içermiyorlar mı?どの細胞のどの遺伝子を オン/オフにするのか
Nihayetinde tutumunu sergileyeceđin belirli bir nokta ver.무솔리니식 파시즘이 정권을 장악하면 어떻게 해야할까요?
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Alla fine, venni a Los Angeles per insegnare alla facoltà di legge del Sud California.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Eventualmente, vim para Los Angeles dar aulas na University of Southern California Law School.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Finalmente, vine a Los Ángeles a enseñar en la facultad de derecho en la Universidad de Southern California.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.În cele din urmă am venit în Los Angeles să predau la Facultatea de Drept la USC.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.나중에, 저는 LA로 왔습니다. 남캘리포니아 대학 법대에서 강의를 하게 되었죠.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Nakonec jsem odešla do Los Angeles učit práva na University of Southern California.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Ostatecznie przyjechałam do Los Angeles wykładać na University of Southern California Law School.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Sau đó, tôi đã tới Los Angeles để giảng dạy tại Viện Luật đại học Nam California.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Schließlich kam ich als Juradozentin an die University of Southern California nach Los Angeles.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Till slut kom jag till Los Angeles för att undervisa vid University of Southern California Law School.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Végül eljöttem Los Angelesbe, hogy a Dél-Kaliforniai Egyetem jogi karán tanítsak.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.Τελικά, ήρθα στο Λος Άντζελες για να διδάξω στη Νομική Σχολή του Πανεπιστημίου της Νότιας Καλιφόρνια.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.В итоге, я прилетела в Лос-Анджелес, чтобы преподавать в школе права Университета Южной Калифорнии.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.В крайна сметка дойдох в Лос Анджелис да преподавам в правния факултет на Университета на Южна Калифорния.
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.בסופו של דבר הגעתי ללוס-אנג'לס כדי ללמד בפקולטה למשפטים של אונ' דרום-קליפורניה
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.في النهاية جئت إلى لوس انجلوس لأدرّس في كلية الحقوق بجامعة جنوب كاليفورنيا
Nihayetinde, University of Southern California Hukuk Fakültesi'nde ders vermek için Los Angeles'a geldim.教員としてロサンゼルスに来ることになりました 何年もの間 あらゆる努力をして
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.As criaturas acabam por lançar-se na exploração e colonização do Universo.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Ennen pitkää he menisivät avaruuteen ja aloittaisivat maailmankaikkeuden kansoittamisen ja tutkimisen.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Eventualmente saldrán al espacio y comenzarán a colonizar y explorar el universo.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Finiranno per andare nello spazio, e cominceranno a colonizzare e esplorare l'universo.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Ils pourraient se déplacer dans l'espace et commencer à explorer et coloniser l'univers.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Într-un final ei vor ajunge în spaţiu şi vor începe să colonizeze şi să exploreze universul.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.결국 이들은 우주로 나가서, 새로운 행성을 개척하기 시작합니다.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.Sie würden schließlich ins All fliegen, Kolonien aufbauen und das Universum erforschen.
Nihayetinde uzaya gidip kolonileşmeye ve evreni keşfetmeye başlıyorlar.W końcu zaczęłyby odkrywać wszechświat.