Ana içeriğe geç
Sözlük

nihayet ile cümle

nihayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.I sidste ende, for at komme videre, tror jeg vi skal tage frygt til os.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız. İşte bu ayıyı kafese koymalıyız!Зрештою, рухаючись вперед, ми подолаємо страх, засунемо того ведмедя у клітку.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.결국, 앞으로 나아가려면 두려움을 극복해야 한다고 생각합니다.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Koniec końców, by iść naprzód, musimy nauczyć się korzystać ze strachu.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Nakoniec, napredujúc, myslím, že musíme akceptovať strach.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Nói tóm lại, chúng ta phải coi sự sợ hãi là điều hết sức bình thường.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Schließlich, beim Voranschreiten sollten wir die Angst willkommen heißen.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Uiteindelijk, om vooruit te geraken, denk ik dat we angst moeten omarmen.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Végső soron, az előrelépéshez el kell fogadnunk a félelmeket.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.V zásadě myslím, že abychom se pohnuli dál, musím přijmout strach.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.Ουσιαστικά, για να προχωρήσουμε μπροστά, πιστεύω πως πρέπει ν' ασπαστούμε το φόβο.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.В итоге, двигаясь вперёд, я думаю, нам нужно принять страх.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.В крайна сметка, движейки се напред във времето, мисля, че трябва да приемем страха.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.בסופו של דבר, לנוע קדימה, לדעתי עלינו לאמץ את הפחד.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.في نهاية المطاف، والمضي قدما، أعتقد أن لدينا إحتضان الخوف.
En nihayetinde, devam edersek, sanırım korkuyu kucaklamalıyız.受け入れなくてはならないのです あの熊を檻に入れるんです
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Afinal, parece óbvio que a Terra é grande e imóvel, que o Sol é pequeno e móvel.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Bagaimanapun, jelas sekali Bumi itu besar dan tak bergerak, dan Matahari itu kecil dan bergerak.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Después de todo, parece obvio que la Tierra es enorme e inmóvil, y el Sol pequeño y móvil.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Dopo tutto, sembra ovvio che la Terra sia grande ed immobile, il Sole piccolo e mobile.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.În definitiv, pare evident că Pământul este mare şi imobil, Soarele mic şi mobil.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.그럼에도 지구는 크고 움직이지 않으며 태양은 작고 움직이는 것이 더 명백하게 느껴집니다. 하지만 이에 대해
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Koneckonců se zdá evidentní, že Země je velká a nehybná, a Slunce malé a pohyblivé.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Koniec koncov, zdá sa byť zrejmé, že Zem je veľká a nehybná a Slnko malé a pohyblivé. Ale oplatí sa pripomenúť
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Vaikuttaahan ilmeiseltä, että Maa on suuri ja liikkumaton ja Aurinko pieni ja liikkeessä.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Wydaje się, że Ziemia jest ogromna i nieruchoma, a Słońce małe i ruchome.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Στην τελική, μοιάζει προφανές ότι η Γη είναι μεγάλη και ακίνητη, ο Ήλιος μικρός και σε κίνηση.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.В края на краищата изглежда очевидно, че Земята е голяма и неподвижна, а Слънцето малко и подвижно.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.Очевидно ведь, что Земля огромна и неподвижна, а Солнце маленькое и постоянно в движении.
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.הרי למראית-עין ברור שכדור הארץ הוא גדול ונייח והשמש קטנה וניידת,
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.أليس يبدو واضحا أن الأرض كبيرة الحجم وبلا حراك، الشمس صغيرة الحجم ومتحركة. إلا أنه يجدر التذكير..
En nihayetinde Dünya'nın büyük ve hareketsiz, Güneş'in ise küçük ve seyyar olduğu aşikar gibi görünüyor.とても明白に思えます しかしこの主題に対するウィトゲンシュタインの見解を 思い起こすとよいでしょう
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Aber immer noch unsere Vorväter, nicht wahr?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Dar ei sunt părinții noștri, nu?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Icke desto mindre, våra förfäder.
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?여튼 이분들이 우리의 선조들이죠?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Ma comunque, i nostri padri fondatori, giusto?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Mindenesetre alapító atyáink, igaz?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Niettemin onze voorvaderen, toch?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?No obstante, nuestros predecesores, no es así?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Nos ancêtres, néanmoins, non ?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Přesto však naši předci, že?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Tak czy siak, nasi przodkowie, prawda?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Tuy nhiên, cha ông của chúng ta, đúng không?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Παρόλα αυτά, οι πρόγονοί μας, σωστά;
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Не по-малко това се отнася за предците ни, нали?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?Тем не менее, это наши с вами отцы-основатели, не так ли?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?ובכל זאת, אבות האומה, נכון?
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?ماعدا ذلك ، فهم أجدادُنا ، أليس كذلك ؟
En nihayetinde, kurucu atalarımız, değil mi?彼らは全てを考えた上で 憲法を書いたと言われています
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Aparecen en la calle sólo con la bandera de Egipto.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Az utcákon már csak az egyiptomi zászlókkal jelennek meg.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Họ xuất hiện trên đường phố chỉ với lá cờ Ai Cập.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Ies în stradă doar cu drapelul Egiptului.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Ils sont allés dans les rues seulement avec le drapeau de l'Egypte.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.그들은 단 하나, 이집트 국기만을 들고 거리로 나섰습니다.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Sie gehen nur mit der Flagge Ägyptens auf die Straße.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Vanno per strada solo con la bandiera dell'Egitto.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Wychodzą na ulice jedynie z flagą Egiptu.
En nihayetinde sokaklarda sadece Mısır bayrağı altında toplanıyorlar.Ze verschenen alleen nog met de Egyptische vlag.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod