nihayet ile cümle

nihayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Uiteindelijk komt ze achter de waarheid door Force-visioenen.
Nihayetinde Pazar günü sabah Saat 10.00 sularında gelin çıkarılır.Op zaterdagen wordt om 15:00 uur de zondag ingeluid.
Nihayetinde Avrupa'da bir yıl daha kalarak tecrübe kazanmak isteği sonucunda drafttan kesin olarak çekildi.België wist na een jaar afwezigheid in de finale weer een finaleplaats te behalen.
Nihayet kırık bacağı iyileşti.Eindelijk is zijn gebroken been genezen.
Tom'un nihayet evet dediğini bana söyleme.Zeg me niet dat Tom eindelijk ja heeft gezegd.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.Korzystając z tego zwycięstwo doprowadził do uznania jego synów za następców.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.Algieria uzyskała ostatecznie niepodległość 5 lipca 1962.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Pewnego dnia jednak musi zmierzyć się z prawdą.
Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik.Parafia Matki Boskiej Wspomożenia Wiernych w Dąbrówce Wielkiej
Daha sonra aynı yıl nihayet NBA'ya adım atabildi.W tym samym roku rozpoczął karierę w NBA.
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Ostatecznie udało się dojść do porozumienia.
Nihayet Selahaddin Eyyubi el-Kurdi , Mısır ve Suriye mülküne müstakillen sahip oldu".W rezultacie "wkrótce prowincje Al-Hadżdżadża przewyższyły bogactwem Egipt i Syrię".
Burası Sarah’nın dans kariyerinin -nihayet- başladığı yerdir.To tam w końcu rozpoczęła karierę tancerki.
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Chce w końcu przezwyciężyć ten lęk.
Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı.W tym czasie ukończono ostatecznie obiekt po odbudowie.
1980'lerde, kuruluşuna yönelik siyasi husumet giderek büyüdü nihayetinde 1992 yılında dağıldı.Polityczna niechęć do organizacji narastała, co w efekcie doprowadziło do jej rozwiązania w 1992 r.
"Masumiyet Müzesi nihayet açılıyor".Muzeum niewinności (Masumiyet Müzesi), przeł.
Nihayetinde Roussel de Bailleul yakalandı ve idam edildi.Roussel de Bailleul został pojmany i wtrącony do więzienia.
Her iki taraf da kayıplar verecek ve nihayet River Song gerçek kimliğini açıklayacaktır.W tym samym odcinku Doktor poznaje również prawdziwą tożsamość River Song.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Podjął pracę jako kierowca ciężarówki.
Nihayet, 1910 yılında; Lyon Olympique Universitaire oldu.W 1910 zmieniono nazwę na Lyon Olympique Universitaire (LOU).
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Dostąpił tego zaszczytu w 1963 r.
Nihayet ayaklananlara sonraki gün bir yanıt verileceği duyuruldu.Rebelianci ponowili szturm kolejnego dnia.
Nihayetinde önceki status quo geri konuldu.Ostatecznie zostaje mu wyjaśnione, dlaczego poprzedni system został zniesiony.
En nihayetinde Tanrı, kendi doğruluğunu açıklamaktadır.To przymiot Boga, Jezus objawia prawdę o sobie.
Nihayet onları bulduk.W końcu dotarł do niej.
Nihayetinde bu olaylar onu gölge dünyasına çeker.W końcu wszystkie trzy zastawiają na niego pułapkę.
Nihayet mekikteki kişiler gezegeni taramayı başarır.Razem widzą, jak źli ludzie krzywdzą planetę.
Nihayet Rus tarafı baskından farkedebilirdi ve ateş etmeye başladı.Tymczasem rosyjscy tyralierzy zbliżyli się na odległość strzału i otworzyli ogień.
Nihayet 1861'de Fransa'nın kontrolüne geçti.Pod kontrolę francuską dostało się w 1842.
Geralt daha sonra ejderha formundaki Saskia ile savaşır ve nihayetinde onu yener.Okazuje się, że walka miała ona na celu doprowadzić Sashę do czwartego poziomu i tak też się dzieje.
En nihayetinde hanedanın devamı sağlanmış oldu.Mieszkanie ostatecznie zostało zamurowane.
Nihayet 1905 tarihinde İsveç Norveç'in bağımsızlığını tanıdı.Do uzyskania przez Norwegię pełnej niezależności doszło w 1905 roku.
Çeka daha sonra NKVD ve nihayet KGB adını aldı.Były podporządkowane NKWD, a następnie KGB.
Yarım küre şeklinde, daha sonra tümsek, nihayet yayvandır.U młodych okazów półkulisty, potem rozpostarty, na koniec wklęsły.
Nihayetinde amaçlarına ulaştılar.W końcu udaje im się osiągnąć cel.
Ve nihayetinde kendini iflas etmiş olarak buldu.Tam też został ostatecznie zezłomowany.
KLM yerden nihayet kalktığında Pan Am'dan 100 metre ilerideydi.Wrak KLM szorował jeszcze po pasie przez 300 m.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Han skall ha förnekat ateismen på sin dödsbädd.
Bu arada Lincoln nihayet L.J.’e ulaşır.Han spelar Lincoln "L.J."
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.År 1986 beviljades hon dock tillstånd av regeringen för att fortsätta sina studier på Kuba.
Nihayetinde bir sonraki sene görüşmek üzere misafirler uğurlanır.Tack till alla som har sökt i år!
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Till slut lyckades man enas om en kompromiss.
Bu nihayetinde Dünya Kadınlar Günü olarak kurumsallaştırıldı.Den har blivit en pendang till den internationella kvinnodagen.
Stroskobik fotoğraf projesi, görüntünün ilüzyonunu yaratma, nihayetinde sinemanın gelişmesini sağladı.Stroboskopiska fotografier var en av de uppfinningar som slutligen ledde fram till filmens skapande.
Nihayet 2011 yılında ülkesine, Minsk şehrine geri döndü.Hon flyttade tillbaka till Minsk 2011.
Quentin nihayet Margo'nun olduğu yeri bulur.Quasimodo är äntligen accepterad för den han är.
Nihayet onları bulduk.Omsider har jag då.
Buenos Aires nihayet 1776 yılında Peru Eyaleti'nden ayrılıp Río de la Plata Eyaleti'nin başkenti oldu.1776 blev Buenos Aires huvudstad i vicekungadömet Río de la Plata.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.Därefter brändes gården ned 1929.
İyi haber, insanların nihayet yıldızlara ulaşmış olmaları.I den yttersta sfären finns stjärnorna.
En nihayetinde birbirleri ile buluşan ikili, bir restoranda yemek yerler.Efteråt möter vi de två på en restaurang.
En nihayetinde bu durum, çok hızlı dönmekte olan bir nötron yıldızının yaydığı sinyaller olarak tanımlandı.Man har sedan lyckats fastställa att denna typ av signaler utsänds av snabbt roterande neutronstjärnor.
Nihayet Gorbaçov, Afganistan'da Sovyet yönetiminin sona erdiğini duyurdu.Gorbatjov såg till att Sovjetunionen drog sig ur det besvärliga Afghanistankriget.
Nihayet emeline ulaştı, surların üzerine çıkmayı başarmıştı.Han landade i en sjö och lyckades ta sig upp till ytan.
En nihayetinde Kasady tehlikeli bir seri katil olur.I hopp om att fånga en bisarr seriemördare.
Nihayet Nyanza Gölünün, Nil Nehrinin kaynağı olduğunu ispatladı.Burton antog att sjön är Nilens källa.
Nihayet mekikteki kişiler gezegeni taramayı başarır.Utomjordingar försöker att ta över planeten.
Onunla tanıştıktan sonra ise hayatı nihayet düzen bulmaya başlamıştır.Allt vänder när han möter sitt livs kärlek Pashie och han vågar sakta öppna sig med sitt inre.
Doktorlar nihayet yolculuk için ikna olur.Її лікарі зрештою переконані в тому, щоб дати дозвіл на поїздку.

İlgili Sayfalar