Nihayet mekikteki kişiler gezegeni taramayı başarır.Razem widzą, jak źli ludzie krzywdzą planetę.
Nihayet Rus tarafı baskından farkedebilirdi ve ateş etmeye başladı.Tymczasem rosyjscy tyralierzy zbliżyli się na odległość strzału i otworzyli ogień.
Nihayet 1861'de Fransa'nın kontrolüne geçti.Pod kontrolę francuską dostało się w 1842.
Geralt daha sonra ejderha formundaki Saskia ile savaşır ve nihayetinde onu yener.Okazuje się, że walka miała ona na celu doprowadzić Sashę do czwartego poziomu i tak też się dzieje.
En nihayetinde hanedanın devamı sağlanmış oldu.Mieszkanie ostatecznie zostało zamurowane.
Nihayet 1905 tarihinde İsveç Norveç'in bağımsızlığını tanıdı.Do uzyskania przez Norwegię pełnej niezależności doszło w 1905 roku.
Çeka daha sonra NKVD ve nihayet KGB adını aldı.Były podporządkowane NKWD, a następnie KGB.
Yarım küre şeklinde, daha sonra tümsek, nihayet yayvandır.U młodych okazów półkulisty, potem rozpostarty, na koniec wklęsły.
Nihayetinde amaçlarına ulaştılar.W końcu udaje im się osiągnąć cel.
Ve nihayetinde kendini iflas etmiş olarak buldu.Tam też został ostatecznie zezłomowany.
KLM yerden nihayet kalktığında Pan Am'dan 100 metre ilerideydi.Wrak KLM szorował jeszcze po pasie przez 300 m.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Han skall ha förnekat ateismen på sin dödsbädd.
Bu arada Lincoln nihayet L.J.’e ulaşır.Han spelar Lincoln "L.J."
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.År 1986 beviljades hon dock tillstånd av regeringen för att fortsätta sina studier på Kuba.
Nihayetinde bir sonraki sene görüşmek üzere misafirler uğurlanır.Tack till alla som har sökt i år!
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Till slut lyckades man enas om en kompromiss.
Bu nihayetinde Dünya Kadınlar Günü olarak kurumsallaştırıldı.Den har blivit en pendang till den internationella kvinnodagen.
Stroskobik fotoğraf projesi, görüntünün ilüzyonunu yaratma, nihayetinde sinemanın gelişmesini sağladı.Stroboskopiska fotografier var en av de uppfinningar som slutligen ledde fram till filmens skapande.
Nihayet 2011 yılında ülkesine, Minsk şehrine geri döndü.Hon flyttade tillbaka till Minsk 2011.
Quentin nihayet Margo'nun olduğu yeri bulur.Quasimodo är äntligen accepterad för den han är.
Nihayet onları bulduk.Omsider har jag då.
Buenos Aires nihayet 1776 yılında Peru Eyaleti'nden ayrılıp Río de la Plata Eyaleti'nin başkenti oldu.1776 blev Buenos Aires huvudstad i vicekungadömet Río de la Plata.
İyi haber, insanların nihayet yıldızlara ulaşmış olmaları.I den yttersta sfären finns stjärnorna.
En nihayetinde birbirleri ile buluşan ikili, bir restoranda yemek yerler.Efteråt möter vi de två på en restaurang.
En nihayetinde bu durum, çok hızlı dönmekte olan bir nötron yıldızının yaydığı sinyaller olarak tanımlandı.Man har sedan lyckats fastställa att denna typ av signaler utsänds av snabbt roterande neutronstjärnor.
Nihayet Gorbaçov, Afganistan'da Sovyet yönetiminin sona erdiğini duyurdu.Gorbatjov såg till att Sovjetunionen drog sig ur det besvärliga Afghanistankriget.
Nihayet emeline ulaştı, surların üzerine çıkmayı başarmıştı.Han landade i en sjö och lyckades ta sig upp till ytan.
En nihayetinde Kasady tehlikeli bir seri katil olur.I hopp om att fånga en bisarr seriemördare.
Nihayet Nyanza Gölünün, Nil Nehrinin kaynağı olduğunu ispatladı.Burton antog att sjön är Nilens källa.
Nihayet mekikteki kişiler gezegeni taramayı başarır.Utomjordingar försöker att ta över planeten.
Onunla tanıştıktan sonra ise hayatı nihayet düzen bulmaya başlamıştır.Allt vänder när han möter sitt livs kärlek Pashie och han vågar sakta öppna sig med sitt inre.
Doktorlar nihayet yolculuk için ikna olur.Її лікарі зрештою переконані в тому, щоб дати дозвіл на поїздку.
Nihayet 1936'da Nazi Hükümeti Alman vatandaşlığını resmen iptal etti.Врешті у 1936 нацистський уряд офіційно скасував його німецьке громадянство.
Ve nihayetinde kendini iflas etmiş olarak buldu.Врешті-решт він практично став банкрутом.
30 Haziran 2012'de Apple, nihayet MobileMe'teki işlemi durdurdu.30 червня 2012 Apple вимкнула сервіс MobileMe.
Nihayet babamı öldürdünüz.Ти вбила свого брата.
Nihayetinde önceki status quo geri konuldu.Зрештою було відновлено статус-кво.
Nihayet onları bulduk.Врешті-решт зібрали.
Nihayet bir evin çatısında polis tarafından kuşatılır.На даху будинку розташована відкрита тераса.
En nihayetinde Tanrı, kendi doğruluğunu açıklamaktadır.Божіння робиться на ствердження правдивості своїх слів.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Тревор розкопує могилу і знаходить в ній тіло Бреда.
En nihayet Juno ortaya çıkar.Нарешті з'являється Кармен.
Bu heykel nihayetinde 704 depreminde sütundan devrildi ve tahrip oldu.При цьому 124-та дивізія потрапила в оточення та була розгромлена.
İyi haber, insanların nihayet yıldızlara ulaşmış olmaları.Людство вирвалося до зірок.
Nihayetinde toplantının Kasım 1943'te Tahran'da yapılması konusunda mutabık kalındı.Утворення було затвержено на Тегеранській конференції в листопаді 1943.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.На кінець грудня рішення було прийняте.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.Алжир отримав незалежність 5 липня 1962 року, після 8-річної війни з французами.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.У 1830 році були розпочаті переговори.
John nihayet 1203 yılında Arthur'u ele geçirip öldürdü.Проте, 1203 року вони розгромили й розграбували Київ.
Nihayet 17 Şubat 2008 pazar günü Kosova meclisi tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.17 лютого 2008 року парламент Косова проголосив незалежність краю в односторонньому порядку.
Belki bu yıl nihayet Eurovision'u kazanırız.Може цього року ми нарешті переможемо на Євробаченні.
Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik.Byla věřící a ráda pomáhala chudým a potřebným.
Fakat Anna nihayetinde savaşı kaybetti.Anna se tedy nakonec štěstí dočkala.
Nihayet onları bulduk.Nakonec se k němu přece jen dostali.
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Nakonec ale mé Neposkvrněné Srdce zvítězí.
En nihayet Juno ortaya çıkar.Na místo sestupuje i Juno.
Nihayet arabacım da kaçtı.Nakonec vůz prodal.
Nihayet hanedana intisabı oluşu da hakkında tereddütler uyandırmakta idi.Souběžně s ním do vádí al-Araba ústí i Nachal Paran.
Kubrick nihayetinde Sellers'ı sahneleri oynaması için ikna etti.Kubrick nakonec uspěl a přesvědčil Sellerse, aby roli přijal.
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Nakonec se podařilo dospět ke kompromisu.