Nihayet onları bulduk.Uiteindelijk legden ze het bij.
Fakat Oğuz destanı, Kıpçağı Oğuz-Han'ın soyundan değil, nihayet askerlerinden birisinin neslinden getiriyordu.Zij liet haar echtgenoot weten dat als hij niet zou ondertekenen, zij en de kinderen hem zouden verlaten.
Nihayet yemekte ev sahibiyle tanışırlar.Bij de laatste kreeg hij directielessen.
Birkaç çocuğu oldu ve nihayetinde e taşındı.Ook kreeg zij drie kinderen en heeft zich daarna gestort op het gezin.
Nihayet babamı öldürdünüz.Uiteindelijk vermoordde hij hem.
Nihayet 19 Şubat 1959'da Zürih ve Londra Antlaşmaları ile sorun bir süreliğine aşılmış oldu.Dit conflict kwam in 1959 met het Akkoord van Zürich en het Akkoord van Londen tot een voorlopige oplossing.
En nihayetinde ayaklanma İmparator Hadrianus tarafından bastırıldı.De opstand verraste keizer Hadrianus.
Çeka daha sonra NKVD ve nihayet KGB adını aldı.De leiding was nauw verweven met de NKVD en later de KGB.
Nihayetinde Atlas Okyanusu kıyısındaki Boma'ya vardı.Het enige hospitaal bevond zich in Boma, bij de oceaan.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Op 12 november waren uiteindelijk de stellingen betrokken.
Yaklaşık saat 13.00'da Weidling nihayetinde izin aldı.Om 10 uur werd Bolsward bereikt.
Nihayet Japonya Seferleri 1274 ve 1281 yıllarında gerçekleştirildi.Invasies van Japan in 1274 en 1280 mislukten.
Ve nihayet, evren bir bütün olarak iyi olmalı ya da yetkin bir iyilik haline doğru gelişmelidir.Tuchtigen (recht) of tochtigen is het geven van het recht van vruchtgebruik van een (land)goed.
Kilise nihayetinde Gloucester Katedrali olmuştur.Uiteindelijk bleef Zweedse kerk luthers.
Ve nihayetinde kendini iflas etmiş olarak buldu.Uiteindelijk raakte hij geblesseerd.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.Sinds 5 juli 1962 is Algerije onafhankelijk van Frankrijk.
Nihayet emeline ulaştı, surların üzerine çıkmayı başarmıştı.Ze kwam door de voorrondes heen en belandde uiteindelijk in de liveshows.
Nihayet 9 Eylül'de Türk orduları İzmir'e girerek Yunan işgaline son verdi.Op 9 september kwam er een einde aan de Griekse bezetting in Izmir.
Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi.De stad werd de belangrijkste van het eiland.
Nihayetinde O'Higgins ve General Soler süvari ve süngülü piyadelerle saldırırlar.Zodoende worden O’Leary en zijn helpers gestopt door majoor Doryan en de soldaten.
Gitgide kötüleşen ilişkiler sonucu nihayet 1499'da gerçek savaş patlak verdi.Uiteindelijk leidde dit tot een oorlog in 1499.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Die kans kreeg hij in 1939.
Evlilik yükümlülükleri ve hakları, en nihayetinde Ahit baz alınarak yaratılmıştır.Hun huwelijk en de band werden uiteindelijk ontbonden.
Bu olayın olması bir prizmanın çalışma prensibine benzer, nihayetinde ışık farklı renklere ayrışır.De facetten van het glas werken dan als een prisma, dat het licht in zijn kleuren opsplitst.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Hij nam het ook op en had er een (toen) grote hit mee.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.Hij verkreeg die toestemming in 1830.
Nihayet arabacım da kaçtı.De auto is verdwenen.
İki hafta sonra, Petrova Linz'de nihayet ilk turnuvasını kazandı.Twee weken later won zij het toernooi van Linz.
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Uiteindelijk helpt ze Mr. Incredible ontsnappen.
Nihayet 1905'te İsveç, Norveç'in bağımsızlığını tanıdı.In 1905 werd Noorwegen onafhankelijk van Zweden.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Na zijn militaire dienst ging hij aan de slag als vrachtwagenchauffeur.
Nihayet 1948 yılında FIDE, dünya şampiyonluğu için bir turnuva organize etmeye karar verdi.In 1948 werd een toernooi gehouden om een nieuwe wereldkampioen aan te wijzen.
En nihayet Juno ortaya çıkar.Uiteindelijk lijkt het of Zuko wakker wordt.
Angel nihayetinde Wolfram & Hart'a sızmayı başarır.Dan blijkt dat Craig nog steeds boos is op Stan & co.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Uiteindelijk komt ze achter de waarheid door Force-visioenen.
Nihayetinde Pazar günü sabah Saat 10.00 sularında gelin çıkarılır.Op zaterdagen wordt om 15:00 uur de zondag ingeluid.
Nihayetinde Avrupa'da bir yıl daha kalarak tecrübe kazanmak isteği sonucunda drafttan kesin olarak çekildi.België wist na een jaar afwezigheid in de finale weer een finaleplaats te behalen.
Nihayet kırık bacağı iyileşti.Eindelijk is zijn gebroken been genezen.
Tom'un nihayet evet dediğini bana söyleme.Zeg me niet dat Tom eindelijk ja heeft gezegd.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.Korzystając z tego zwycięstwo doprowadził do uznania jego synów za następców.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.Algieria uzyskała ostatecznie niepodległość 5 lipca 1962.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Pewnego dnia jednak musi zmierzyć się z prawdą.
Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik.Parafia Matki Boskiej Wspomożenia Wiernych w Dąbrówce Wielkiej
Daha sonra aynı yıl nihayet NBA'ya adım atabildi.W tym samym roku rozpoczął karierę w NBA.
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Ostatecznie udało się dojść do porozumienia.
Nihayet Selahaddin Eyyubi el-Kurdi , Mısır ve Suriye mülküne müstakillen sahip oldu".W rezultacie "wkrótce prowincje Al-Hadżdżadża przewyższyły bogactwem Egipt i Syrię".
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Chce w końcu przezwyciężyć ten lęk.
Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı.W tym czasie ukończono ostatecznie obiekt po odbudowie.
1980'lerde, kuruluşuna yönelik siyasi husumet giderek büyüdü nihayetinde 1992 yılında dağıldı.Polityczna niechęć do organizacji narastała, co w efekcie doprowadziło do jej rozwiązania w 1992 r.
"Masumiyet Müzesi nihayet açılıyor".Muzeum niewinności (Masumiyet Müzesi), przeł.
Nihayetinde Roussel de Bailleul yakalandı ve idam edildi.Roussel de Bailleul został pojmany i wtrącony do więzienia.
Her iki taraf da kayıplar verecek ve nihayet River Song gerçek kimliğini açıklayacaktır.W tym samym odcinku Doktor poznaje również prawdziwą tożsamość River Song.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Podjął pracę jako kierowca ciężarówki.
Nihayet, 1910 yılında; Lyon Olympique Universitaire oldu.W 1910 zmieniono nazwę na Lyon Olympique Universitaire (LOU).
Nihayet onları bulduk.W końcu dotarł do niej.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Dostąpił tego zaszczytu w 1963 r.
Nihayet ayaklananlara sonraki gün bir yanıt verileceği duyuruldu.Rebelianci ponowili szturm kolejnego dnia.
Nihayetinde önceki status quo geri konuldu.Ostatecznie zostaje mu wyjaśnione, dlaczego poprzedni system został zniesiony.
En nihayetinde Tanrı, kendi doğruluğunu açıklamaktadır.To przymiot Boga, Jezus objawia prawdę o sobie.
Nihayetinde bu olaylar onu gölge dünyasına çeker.W końcu wszystkie trzy zastawiają na niego pułapkę.