nihayet ile cümle
nihayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nihayet kış bize de gelebildi.Endlich ist hier auch der Winter angekommen.
Nihayetinde ideal, her zaman için çaba gösterilmesi gereken, ancak asla gerçekten ulaşılamayan bir hedeftir.Das Ideal ist letztlich ein Ziel, das immer angestrebt, aber nie wirklich erreicht werden muss.
Nihayetinde O'Higgins ve General Soler süvari ve süngülü piyadelerle saldırırlar.Schließlich griffen O'Higgins und General Soler mit Kavallerie und Infanterie mit Bajonetten an.
Fakat bu evlilik konusunda sekiz ay süren kavgalar sonucu nihayet kraliçe Victoria onayını verdi.Nach acht Monaten ständigen Streits über die Heirat war Königin Victoria endlich einverstanden.
Nihayet babamı öldürdünüz.Wer hat meinen Vater umgebracht.
Fakat Anna nihayetinde savaşı kaybetti.Anna hat im Krieg ihren Mann verloren.
Nihâyet Yûsuf-i Hemedânî'nin bulundugu yere vardilar.Sie begegnen dem Grabungsleiter Yusuf, der sie zur Ausgrabungsstätte führt.
Nihayet bir gün bu insanlardan bir tanesi zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder.Die beiden werden von dem Keiler verfolgt und enden in einer verlassenen Fabrik.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Sie bewirbt sich in einem Betrieb als Kraftfahrerin.
Nihayet onu görür ve tekrar buluşurlar.Auch sein Augenlicht kehrt zurück.
Evlilik yükümlülükleri ve hakları, en nihayetinde Ahit baz alınarak yaratılmıştır.Infolgedessen erreichten Rechte und Pflichten ihre Vollkommenheit oder befestigten sich darin.
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.Letztlich gelang doch noch eine Einigung.
Nihayet arabacım da kaçtı.Sein Auto sei ebenfalls verschwunden.
Nihayetinde oteli oda için arar, lakin odanın dolu olduğu yanıtını alır.Zurück in der Telefonzelle findet er einen Hotelschlüssel, doch ist das Zimmer leer.
Nihayet kalabalığın yaktığı ateşi fark ederek oraya vardılar.Dort hat die Menschenmenge inzwischen Feuer entzündet.
Nihayetinde önceki status quo geri konuldu.Stattdessen wurde der status quo ante wiederhergestellt.
Nihayet 1824 yılında, keşif için yola çıktı.1844 kam es schließlich zur Trennung.
Nihayet, kanıtladı ve 10.000 frank ödülü aldı.Dafür erhielt er das ausgeschriebene Preisgeld von 10.000 französischen Francs.
Daha sonra Sivas'a ve nihayetinde Refahiye'nin kuzeyindeki yol D 100'e katılır.Die nächste Station ist Sivas, von wo letztlich die Straße nördlich von Refahiye sich mit der D 100 vereinigt.
Tiberius, nihayet 26 yılında tamamen emekliye ayrıldı ve Capri adasına çekildi.Im Jahr 26 zog sich Tiberius tatsächlich auf die abgelegene Insel Capri zurück.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Schließlich lernt er, die Gegebenheiten zu akzeptieren.
Angel nihayetinde geçmişte yaptığı kötülüklerin kefaretini ödeyebileceği bir yola girer.Dadurch hat Angel endlich ein Ziel vor Augen, für das es sich zu kämpfen lohnt.
Nihayet onları bulduk.Schließlich werden sie gefunden.
Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi.Sie wird nun werden bedeutungsvollste Stadt auf Erden.
Nihayet karısı kendi canını vermeye razı olur.Er rät ihm schließlich, sein Leben selbstbestimmt zu genießen.
Normalde seride 25 tane asıl sayı olması gerekiyordu, ama nihayetinde 40'a yükseltildi.Ursprünglich war die Serie auf 25 Ausgaben ausgelegt, sie wurde später jedoch auf 40 Hefte erweitert.
Nihayet, 1910 yılında; Lyon Olympique Universitaire oldu.1910 wurde Lyon Olympique in Lyon Olympique Universitaire (LOU) umbenannt.
Ama nihayetinde ABD başkanlık seçimlerini Richard Nixon'a karşı kaybetti.Letztlich verlor Humphrey jedoch die Wahl gegen den Republikaner Richard Nixon.
En nihayet 1968'de Avusturya vatandaşlığına alındı.1968 wurde ihm die österreichische Staatsbürgerschaft verliehen.
Nihayetinde video güvenlik teknolojisi de dijital devrimi çok hızlı yaşadı.Seht es ein – die digitale Revolution ist vorbei.
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Gemeinsam besiegt man schließlich das Böse.
Bu sırada ihtiyar, elinde aşk kadehiyle gelir; Kerem kadehi alıp içer ve nihayet aşkına kavuşur.Da kommt die Mutter Gottes und bietet ihre Hilfe an – für ein Glas Wein, denn sie ist müde und durstig.
Solar nötrino probleminin çözümü nihayet deneysel olarak Sudbury Nötrino Gözlemevi ile bulunmuştur.Speziell diese Reaktion wird im Sudbury Neutrino Observatorium zum Nachweis solarer Neutrinos genutzt.
En nihayetinde bu dekoratif düzen, tutarlı ikonografik bir örnek sergilemektedir.Die Position der Geierhaube bildet dabei ein wichtiges ikonografisches Datierungskriterium.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Er täuschte ihn und brachte ihn durch eine List herunter.
Nihayet, 1921 yılında keşif seferi için hazırdı.Im Jahr 1921 hatte eine Erkundungsexpedition stattgefunden.
Overbeck, nihayetinde görev dışı kalmıştı.Eylau selbst blieb zunächst unbesetzt.
Nihayet 1 Temmuz'da, saldırının 5 Temmuz'da başlayacağı emri yayınlandı.Schließlich begann die Auflösung des Lagers, die am 5. Juli beendet wurde.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.Er beklagt die Tötung des Sohnes und bittet den Sieger, ihn in seine (des Bruders) Kleider zu hüllen.
Pat Morita nihayet 11 yaşında tekrar yürümeyi öğrenmiştir.Tamora Pierce begann im Alter von elf Jahren zu schreiben.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Wäre der Tod nicht erträglicher als ewige Pein?
Nihayet 1905'te İsveç, Norveç'in bağımsızlığını tanıdı.Im Jahr 1905 wurde Norwegen in die Unabhängigkeit verabschiedet.
Ve en nihayetinde 1946 yılında Suriye bağımsızlığını ilan etmiştir.1946 folgte die Unabhängigkeit Syriens.
Nihayet bir gün Spartalılar gelip Atina sokaklarında terör estirmeye başladı.Zunächst gelang es den Spartanern, in der Mitte der athenischen Linien durchzubrechen.
Nihayet iki savaşçı atlarını koşturmayı başladı.Vom oberen Teil waren die Pferde der beiden Krieger weggemeißelt.
Nihayet planımızı onayladı.Il a finalement approuvé notre plan.
Nihayet babamı öldürdünüz.You killed my father.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Est-ce que, vraiment, il doit être promis à la mort ?
Nihayet onları bulduk.Nous l'avons finalement trouvé.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Ensemble, ils vont devoir affronter la vérité.
Ve nihayet buradan yolu Küba'ya düşer.Elle restreint enfin le voyage vers Cuba.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Elle occupe finalement un poste de chauffeur.
Nihayet, 1904'te, Vasnetso peri masalı binalarının en bilineni olan Tretyakov Galerisi'ni tasarladı.Enfin, en 1904, Vasnetsov dessine les plans de son bâtiment le plus célèbre, la Galerie Tretiakov.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.L’Algérie a finalement revendiqué l'indépendance de la France le 5 juillet 1962.
En nihayetinde birbirleri ile buluşan ikili, bir restoranda yemek yerler.Par coïncidence, les deux hommes se rencontrent dans un restaurant.
Beş ay kuşatmadan sonra, Thomas'a bağlı insanlar nihayetinde aç atları ve zulalarındakileri yemeye başladılar.Après cinq mois de siège, les partisans de Thomas sont contraints de se nourrir des chevaux affamés.
Devlerin izlerini takip eder ve nihayet yerlerini keşfeder..Il suit les traces des Ogres, et finit par découvrir leur repaire.
Nihayet iki savaşçı atlarını koşturmayı başladı.Il arrive aussi que les chevaux des deux guerriers se battent.
En nihayetinde bu durum, çok hızlı dönmekte olan bir nötron yıldızının yaydığı sinyaller olarak tanımlandı.Cette anomalie fut finalement identifiée au signal émis par une étoile à neutrons en rotation rapide.
Nihâyet 1929 yılında evleri yakıldı.La maison fut détruite en 1929.