Tiberius, nihayet 26 yılında tamamen emekliye ayrıldı ve Capri adasına çekildi.Im Jahr 26 zog sich Tiberius tatsächlich auf die abgelegene Insel Capri zurück.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Schließlich lernt er, die Gegebenheiten zu akzeptieren.
Angel nihayetinde geçmişte yaptığı kötülüklerin kefaretini ödeyebileceği bir yola girer.Dadurch hat Angel endlich ein Ziel vor Augen, für das es sich zu kämpfen lohnt.
Nihayet onları bulduk.Schließlich werden sie gefunden.
Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi.Sie wird nun werden bedeutungsvollste Stadt auf Erden.
Nihayet karısı kendi canını vermeye razı olur.Er rät ihm schließlich, sein Leben selbstbestimmt zu genießen.
Normalde seride 25 tane asıl sayı olması gerekiyordu, ama nihayetinde 40'a yükseltildi.Ursprünglich war die Serie auf 25 Ausgaben ausgelegt, sie wurde später jedoch auf 40 Hefte erweitert.
Nihayet, 1910 yılında; Lyon Olympique Universitaire oldu.1910 wurde Lyon Olympique in Lyon Olympique Universitaire (LOU) umbenannt.
Ama nihayetinde ABD başkanlık seçimlerini Richard Nixon'a karşı kaybetti.Letztlich verlor Humphrey jedoch die Wahl gegen den Republikaner Richard Nixon.
En nihayet 1968'de Avusturya vatandaşlığına alındı.1968 wurde ihm die österreichische Staatsbürgerschaft verliehen.
Nihayetinde video güvenlik teknolojisi de dijital devrimi çok hızlı yaşadı.Seht es ein – die digitale Revolution ist vorbei.
Nihayetinde canlanmış korkuluğu yenmeyi başarır.Gemeinsam besiegt man schließlich das Böse.
Bu sırada ihtiyar, elinde aşk kadehiyle gelir; Kerem kadehi alıp içer ve nihayet aşkına kavuşur.Da kommt die Mutter Gottes und bietet ihre Hilfe an – für ein Glas Wein, denn sie ist müde und durstig.
Solar nötrino probleminin çözümü nihayet deneysel olarak Sudbury Nötrino Gözlemevi ile bulunmuştur.Speziell diese Reaktion wird im Sudbury Neutrino Observatorium zum Nachweis solarer Neutrinos genutzt.
En nihayetinde bu dekoratif düzen, tutarlı ikonografik bir örnek sergilemektedir.Die Position der Geierhaube bildet dabei ein wichtiges ikonografisches Datierungskriterium.
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.Er täuschte ihn und brachte ihn durch eine List herunter.
Nihayet, 1921 yılında keşif seferi için hazırdı.Im Jahr 1921 hatte eine Erkundungsexpedition stattgefunden.
Overbeck, nihayetinde görev dışı kalmıştı.Eylau selbst blieb zunächst unbesetzt.
Nihayet 1 Temmuz'da, saldırının 5 Temmuz'da başlayacağı emri yayınlandı.Schließlich begann die Auflösung des Lagers, die am 5. Juli beendet wurde.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.Er beklagt die Tötung des Sohnes und bittet den Sieger, ihn in seine (des Bruders) Kleider zu hüllen.
Pat Morita nihayet 11 yaşında tekrar yürümeyi öğrenmiştir.Tamora Pierce begann im Alter von elf Jahren zu schreiben.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Wäre der Tod nicht erträglicher als ewige Pein?
Nihayet 1905'te İsveç, Norveç'in bağımsızlığını tanıdı.Im Jahr 1905 wurde Norwegen in die Unabhängigkeit verabschiedet.
Ve en nihayetinde 1946 yılında Suriye bağımsızlığını ilan etmiştir.1946 folgte die Unabhängigkeit Syriens.
Nihayet bir gün Spartalılar gelip Atina sokaklarında terör estirmeye başladı.Zunächst gelang es den Spartanern, in der Mitte der athenischen Linien durchzubrechen.
Nihayet iki savaşçı atlarını koşturmayı başladı.Vom oberen Teil waren die Pferde der beiden Krieger weggemeißelt.
Nihayet planımızı onayladı.Il a finalement approuvé notre plan.
Nihayet babamı öldürdünüz.You killed my father.
Nihayet, gerçek ölümünde cezalandırılır.Est-ce que, vraiment, il doit être promis à la mort ?
Nihayet onları bulduk.Nous l'avons finalement trouvé.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Ensemble, ils vont devoir affronter la vérité.
Ve nihayet buradan yolu Küba'ya düşer.Elle restreint enfin le voyage vers Cuba.
Nihayet bir nakliye şirketinde şoför olarak iş bulur.Elle occupe finalement un poste de chauffeur.
Nihayet, 1904'te, Vasnetso peri masalı binalarının en bilineni olan Tretyakov Galerisi'ni tasarladı.Enfin, en 1904, Vasnetsov dessine les plans de son bâtiment le plus célèbre, la Galerie Tretiakov.
Cezayir nihayet 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlık elde etti.L’Algérie a finalement revendiqué l'indépendance de la France le 5 juillet 1962.
En nihayetinde birbirleri ile buluşan ikili, bir restoranda yemek yerler.Par coïncidence, les deux hommes se rencontrent dans un restaurant.
Beş ay kuşatmadan sonra, Thomas'a bağlı insanlar nihayetinde aç atları ve zulalarındakileri yemeye başladılar.Après cinq mois de siège, les partisans de Thomas sont contraints de se nourrir des chevaux affamés.
Devlerin izlerini takip eder ve nihayet yerlerini keşfeder..Il suit les traces des Ogres, et finit par découvrir leur repaire.
Nihayet iki savaşçı atlarını koşturmayı başladı.Il arrive aussi que les chevaux des deux guerriers se battent.
En nihayetinde bu durum, çok hızlı dönmekte olan bir nötron yıldızının yaydığı sinyaller olarak tanımlandı.Cette anomalie fut finalement identifiée au signal émis par une étoile à neutrons en rotation rapide.
Nihayetinde önceki status quo geri konuldu.Finalement, encore une fois, c’est le statu quo qui l’emporte.
Nihayet, 1910 yılında; Lyon Olympique Universitaire oldu.Il devient le Lyon olympique universitaire en 1901.
Nihayet 1986'da, Vietnam yetkililerin gözetimi altında, Küba'da eğitimini sürdürmesine izin verildi.En 1986, il fut envoyé à Rome poursuivre ses études.
Bunun sonucunda, nihayet anlaşma sağlayabildiler.C'est ainsi que l'on parvint finalement à un accord.
23 Eylül 1806 günü, 12.000 km yol kat ederek nihayet St. Louis'ye vardılar.Ils arrivèrent le 23 septembre 1806 à Saint-Louis où ils furent accueillis par des centaines de personnes.
Nihayet bir gün Blanche'ın çok sevdiği muhabbet kuşu birden ortadan kaybolur.Quelque temps après, la grand-mère tant aimée de Serge disparaît.
Nihayet emeline ulaştı, surların üzerine çıkmayı başarmıştı.À l'ascension, il est parti sur les nuées.
1 Kasımda mesele nihayet halledilmiş gibi görünüyordu.Elle est finalement résolue en novembre.
Sonraları yeşil ve kırmızı kadifeden yapılmaya başlandı; nihayet kırmızı kadifede karar kılındı.Ses fruits sont verts, puis jaunes, et deviennent blanchâtres lorsqu'il sont mûrs.
Nihayet Jedi Ustası Yoda olay yerine gelir ve Dooku’yu durdurmaya çalışır.Le maître Jedi Yoda apparaît juste au moment où Dooku s’apprête à les achever.
Okula internet, Kasım 2008'de nihayet gelmiştir.Finalement l'école voit le jour en 2008.
Nihayet, 1992 yılında, park UNESCO Dünya Mirası seçildi.Enfin, en 1992, le parc est classé au patrimoine mondial de l'UNESCO,.
En nihayetinde ayaklanma İmparator Hadrianus tarafından bastırıldı.Il reste ensuite en disgrâce tout au long du règne de l'empereur Hadrien.
Nihayet Memphis, Tennessee'de zengin bir pamuk tüccarı oldu.Duvivier est devenu un homme d'affaires astucieux à Louisbourg.
Nihayetinde bir sonraki sene görüşmek üzere misafirler uğurlanır.Heureusement, des recrues arrivent l'année suivante.
1394 yılında, nihayet Timurlenk tarafından tahrip edildi.En 1399, les Angevins furent définitivement battus.
Nihayet 1830'da anlaşmaya varılabildi.Il s'en est définitivement retiré en 1830.
Takım nihayet 2003'te dağıldı.Le groupe est définitivement dissous en 2003.
Nihayet 1989 yılında son şeklini almıştır.Il prend sa forme définitive en 1980.
En nihayetinde Tanrı, kendi doğruluğunu açıklamaktadır.On doit donc expliquer Dieu par sa propre nature.