Erdem, belki de sadece ruhun nezaketidir.Virtue, perhaps, is nothing more than politeness of soul.
Bazı insanlar nezaketsiz şeyler yapıyor.Some people are doing disrespectful things.
Tom'un nezaketsiz olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think Tom is unkind?
Sanırım Tom nezaketsiz.I think Tom is unkind.
Nezaketin için teşekkür ederim bayım.Thank you, sir, for your kindness.
"Hey arkadaşlar, kim beni havaalanına götürme nezaketinde bulunacak?" "Ben.""Hey guys, who will be kind enough to take me to the airport?" "I will!"
Tom nezaketsiz değil.Tom isn't unkind.
Tom çok nezaketsiz.Tom is very unkind.
Tom bana nezaketsiz değildi.Tom was never unkind to me.
Nezaketsizliğe katlanamam.I can't stand rudeness.
Tom'un nezaketinden etkilendim.I was impressed by Tom's courtesy.
Başkalarının önünde fısıldamak nezaketsizliktir.It's rude to whisper in front of others.
Çok nezaketsiz olma.Don't be so unkind.
Nezaketiniz takdir edilmektedir.Your courtesy is appreciated.
Onun nezaketi sadece bir poz.His kindness is only a pose.
Bu çok nezaketsiz bir soru.That's a very rude question.
Onun yanıtı nezaketsizdi.His answer was crude.
Tom teklifi nezaketle kabul etti.Tom graciously accepted the offer.
O nezaketsiz olurdu.That would've been discourteous.
Ben sana nezaketin için teşekkür ederim.I thank you for your courtesy.
Onun nezaketi beni etkiledi.His kindness touched me.
Onların nezaketini asla unutmayacağım.I'll never forget their kindness.
Jamal'ın karakterini, büyük nezaketini ve cesaretini biliyoruz.We know Jamal's character, his great kindness, his courage.
Söylediğin şey nezaketsizdi.What you said was disrespectful.
İnsanlar siyasi doğruluk olarak adlandırdıkları şey gerçekte nezakettir.What people call political correctness is in reality politeness.
Nezaket şiddetten daha fazlasını yapar.Kindness does more than violence.
Nezaketi onu etkiledi.His kindness affected her.
Yaptığı akşam yemeğini beğendiğimi söylemiştim ama bu sadece nezaketendi.I said I liked what she had made for dinner, but I was only being polite.
Yaptığı akşam yemeğini beğendiğimi söylemiştim ama bu sadece nezaket olsun diyeydi.I said I liked what he had made for dinner, but I was only being polite.
Sadece nezaket çağrısında bulunuyordum.I was just asking to be polite.
Lütfen onları nezaketle; bir baba, bir yol gösterici ve bir arkadaş olarak alınız!...May it therefore please you to receive them kindly and to be their Father, Guide and Friend!
Eğer zekâsı ve nezâketi olmasa, gözleri yırtıcı kuşların gözlerine benzemekteydi.If it were not for his intelligence and kindness, his eyes could seem like that of a bird of prey.
Emire nezâket katmak için -u eki yerine bonvolu -i (lütfen -ınız) kalıbı kullanılabilir.Brines may be used, in which peas are floated, from which their density can be determined.
O'nun nezaketi Shmi'yi etkilemişti.The Convent of Mercy was adorned with his designs.
Bayan Medlock 'o dışarı beni th verdi nezaket.Mrs. Medlock gave me th' place out o' kindness.
Belki de, Bay Wilson, recommence için büyük bir nezaket olurdu sizin anlatı.Perhaps, Mr. Wilson, you would have the great kindness to recommence your narrative.
Onu böylesine kolay bir nezaket olurdu gömmek için!To bury him would have been such an easy kindness!
Nezaketiniz için teşekkür ederim ! ama biz dilenci değiliz !Thank you for your courtesy! but we are not beggars!
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.I know these beings to be kind, intelligent, generous and peaceful.
Mercutio Hayır, ben nezaket çok pembe.MERCUTlO Nay, I am the very pink of courtesy.
Ben nezaketliyim.I'm polite.
Nezaket biçimin, heteroseksüelleri yoldan çıkarır.Your kind of politeness leads straight to the sack.
Ev sahipleri onu nezaketen çağırmışlar,The hosts have just thrown us together for a favor
Nezaketinizi hepsi hatırlar.They all remember your kindness.
Nezaket, hakkı verilmeyen bir erdem.Politeness is a much-overlooked virtue.
Bütün kibarlığım ve nezaketim benden çalındı.I've had all my politeness stolen.
Nezâketinizi geri alın bayım.Take your politeness back, mister.
Ve sonunda, rastgele yapılan nezaketler bilinçli nezaketlerdir.And finally, random acts of kindness are conscious acts of kindness.
Görünen o ki bana kalan tek şey hepinize nezaketiniz için teşekkür etmekAnd it seems that the only thing left for me to say is to thank you all for your kindness.
Nezaketiniz efendim, canımı ayrımcılığınızdan daha çok acıtıyor.Your politeness, Sir, kills me more than your discrimination.
“Sen değilsin canım, suç bende…” Şeker gibi acı gerçekliği kaplayan aşırı bir nezaket.“It’s not you, it’s me…” An over-politeness to sugarcoat a bitter truth.
İyi hissettirmek için aşırı nezaket.To make one feel good about oneself.
Beni hep nezaketle karşılar ve param olmasa da veresiye alışveriş yapmama izin verir.”He always welcomes me kindly and when I don't have the money, he lends me what I need."
"Sayın Degert, artık nezaketsizlikle kalmayıp, düpedüz kabalaştınız."Well, Mr. Degert, you are no longer impolite -- now you have turned downright rude.
(SNG'nin nezaketi)(Courtesy of SNO)
Bize gönderdiğiniz mesajlar için ve gösterdiğiniz nezaket ile endişeleriniz için teşekkür ederiz.Thank you for the messages and kindness and concern you have sent our way.
Dogoda, Batı rüzgarının Polonya ruhu, sevgi ve nezaketle ilişkilendirildi.Dogoda, Polish spirit of the west wind, associated with love and gentleness.
Dogoda, batı rüzgârının, sevginin ve nezaketin tanrıçasıdır.Dogoda is the goddess of the west wind, and of love and gentleness.
Hiçbir şeyden az, özellikle onlara nezaket borçlu değilsin.Less than nothing, you especially don't owe them any courtesy.
Theresa, Isabel'i nezaketen düğüne davet eder ve Isabel de düğüne katılır.Theresa invites Isabel to the wedding as a courtesy and Isabel feels obliged to attend.