Durdu ve bir nefes aldı.Se opri şi a luat o altă respiraţie.
Durdu ve bir nefes aldı.Sie hielt inne und nahm einen weiteren Atemzug.
Durdu ve bir nefes aldı.Zatrzymała się i wziął następny oddech.
Durdu ve bir nefes aldı.Ze zweeg even en nam een andere adem.
Durdu ve bir nefes aldı.Σταμάτησε και πήρε άλλη πνοή.
Durdu ve bir nefes aldı.Вона помовчала і зробив ще один вдих.
Durdu ve bir nefes aldı.Она помолчала и сделал еще один вдох.
Durdu ve bir nefes aldı.Тя се спря и взе друг дъх.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Bylo to vlastně o tom, že pokud jsme naživu, budeme se smát.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Dit ging erom, dat als we in leven waren, we zouden lachen, we zouden ademen, we zouden bestaan.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.E despre faptul că, dacă eram în viață, aveam să râdem.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Eigentlich ging es darum, dass solange wir am Leben sind, wir weiterhin lachen werden.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Era básicamente sobre, si estábamos vivos, íbamos a reír.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.In pratica vuole dire che se fossimo vivi avremmo riso.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Về căn bản nó nói rằng, nếu chúng ta vẫn còn sống, chúng ta vẫn sẽ cười.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Βασικά σήμαινε, αν ήμαστε ζωντανοί, θα γελούσαμε, θα αναπνέαμε, θα υπήρχαμε.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.По большому счёту, она о том, что если мы живы, то мы будем смеяться.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Суть її в тому, що якби ми були живі, ми б ходили кудись сміятися.
Eğer nefesinizi yalnızca verirseniz ve orada durursanız, o zaman ölürsünüz.Es dar y recibir. Con esta forma de dar, siempre va a haber un recibir
Ellerini başlarına koymuşlar, korku ve endişe içindeler, rahat nefes alamıyorlar.Rukama svírají obličeje, zajíkají se a mají výraz strachu a úzkosti.
Ellerini başlarına koymuşlar, korku ve endişe içindeler, rahat nefes alamıyorlar.Вдигнали са ръце към лицето си, зяпнали са от ужас и тревога.
Ellerini başlarına koymuşlar, korku ve endişe içindeler, rahat nefes alamıyorlar.То же выражение ужаса и отчаяния.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Chcel som to skúšať v najextrémnejších situáciách, aby som videl, či dokážem spomaliť tep pod nátlakom.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Halusin kokeilla äärimmäisissä tilanteissa nähdäkseni pystynkö alentamaan sykettäni uhattuna.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Jeg ville prøve det i de mest ekstreme situationer for at se om jeg kunne sænke min puls under stress.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.저는 제 심박수를 낮출 수 있는지 확인하기 위해 아주 가장 극한 상황에서도 시도하고 싶었지요. 강압적인 상황 처럼요...
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Queria experimentar nas situações mais difíceis para ver se podia abrandar o ritmo cardíaco sob tensão.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Quería probar bajo las circunstancias más extremas para ver si podía disminuir mis pulsaciones bajo el estrés.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.Zkoušel jsem to v těch nejextrémějších situacích, abych zjistil, jestli si zvládnu zpomalit puls i ve stresu.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.רציתי לנסות את זה במצבים הכי קיצוניים כדי לראות אם אני יכול להאט קצב הלב שלי תחת לחץ.
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.أردت محاولة ذلك في الحالات الأكثر تطرفا لمعرفة ما اذا كنت استطيع إبطاء معدل نبضات قلبي تحت الإكراه
En aşırı durumlarda nefesimi tutmayı deneyip tahrik altında iken kalp hızımı yavaşlatmayı deniyordum.強制された状態で心拍数を下げられるかどうか 見るためです (笑い)
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıA nagy nemtetszését .-- Mindez - kimondott finom lélegzetet, nyugodj meg, a térd alázatosan bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardı당신의 높은 불만이 .-- 모든 - 부드러운 호흡, 차분, 겸손하게 무릎 bow'd와 선포 -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıDin höga missnöje .-- Allt detta, - yttrade Med varsam andetag, lugn blick, knän ödmjukt bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıDin høje utilfredshed .-- Alt dette, - ytrede Med blide ånde, roligt se, knæ ydmygt bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıIhre hohe Unzufriedenheit .-- Alle diese, - sprach mit sanftem Atem, ruhigen Blick, Knien demütig bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıSinun suuri mielipaha .-- Kaikki tämä, - lausui lempeällä hengitys, rauhallinen ilme, polvet nöyrästi bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıUw hoge ongenoegen .-- Dit alles, - sprak met zachte adem, rustig kijken, knieën nederig bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıVaša vysoká nespokojnosť .-- To všetko - predniesol s jemným dychom, pokojný vzhľad, kolená pokorne bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıVaše vysoká nespokojenost .-- To vše - pronesl s jemným dechem, klidný vzhled, kolena pokorně bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıVaš veliko nezadovoljstvo .-- Vse to, - izrekel z nežno sapo, miren pogled, kolena ponižno bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıΥψηλή δυσαρέσκεια σας .-- Όλα αυτά, - πρόφερε Με απαλή αναπνοή, ήρεμη ματιά, τα γόνατα ταπεινά bow'd, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıВашият най-висок недоволство .-- Всичко това - изрече с лек дъх, спокоен поглед, смирено bow'd колене, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıאי שביעות רצון גבוהה שלך .-- כל זה, - פלטה עם הנשימה עדין, נראה רגוע, ברכיים bow'd בהכנעה, -
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardıاستياء الخاص عالية.-- كل هذا -- وتلفظ النفس لطيف ، تبدو هادئة والركبتين bow'd بتواضع ، --
En yüksek hoşnutsuzluğunu .-- bu, nazik nefes, sakin, göz, diz, alçakgönüllülükle bow'd çıkardı平和への聴覚障害者、ティバルトの手に負えない脾臓で休戦を取るが、彼は傾いていることでした
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.제가 10대 때는 3분 30초간 숨을 참을 수 있었습니다.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.3分30秒息を止めていることができたのですが 後に これはフーディーニの自己ベストと同じだったことが分かりました
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Als ich ein Teenager war konnte ich meinen Atem bereits 3 Minuten und 30 Sekunden lang anhalten.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Arrivé à l'adolescence, j'arrivais à retenir mon souffle pendant 3 minutes 30.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Cand am ajuns un adolescent puteam sa imi tin respiratia timp de 3 minute si 30 secunde.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Da adolescente ero in grado di trattenere il fiato per tre minuti e trenta secondi.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Da jeg blev teenager var jeg i stand til at holde vejret i tre minutter og 30 sekunder.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Gdy byłem nastolatkiem byłem w stanie wstrzymać oddech na trzy minuty i 30 sekund.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Když jsem byl teenager, dokázal jsem zadržet dech na 3 minuty a 30 sekund.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Khi còn là một thiếu niên Tôi có thể nín thở trong ba phút và 30 giây.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.När jag väl var en tonåring kunde jag hålla andan i tre minuter och 30 sekunder.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Para cuando llegué a la adolescencia ya era capaz de aguantar la respiración durante 3 minutos y medio.
Ergenlik çağımda nefesimi 30 saniye tutabiliyordum.Quando já era adolescente, conseguia aguentar a minha respiração durante 3,5 minutos.