Ana içeriğe geç
Sözlük

nefes ile cümle

nefes kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Derin nefes almak da bu yönteme oldukça katkı sağlayan bir yoldur.Các bài tập hít thở sâu có thể củng cố nỗ lực này.
Genelde nefes darlığını hafifletmek için evde oksijen tedavisi uygulanır.Oxy thường được dùng để giải quyết tình trạng khó thở.
Akciğer hastalığı ise göğüs ağrısına, nefes darlığına ve öksürüğe yol açabilir.Bệnh ảnh hưởng đến phổi có thể gây đau ngực, khó thở và ho.
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.何(いかに)ぞ吾が身を亡(ほろぼ)さむ (河神がたたるので、私が生け贄にされることになった。
Nefes darlığı şikayeti olan Hacı Jamhari, rahatlamak için göğsüne karanfil yağı sürermiş.胸の痛みに苦しんでいたジャマーリは痛みを抑えるために自身の胸にクローブオイルを擦り付けていた。
Akciğerleri yüzünden nefes almak için yüzeye çıkmaları gerekmektedir.肺呼吸をするために海面に浮上する。
Geceleri daha zor nefes alır.夜、突然息が苦しくなる。
"Hücre odasında nefes alamıyorum".キーボードでは動けない」から。
Hele bir nefes alayım da.呼吸をしたい。
Duvazlar On İki İmam’ı öven nefeslerdir.十干を天干というのに対して、十二支を地支(ちし)ともいう。
Şathiye: Nefesin bir türüdür.恵文王は藺相如を上大夫とした。
Ne nefes alabildim ne de yutkunabildim.呟きもため息も漏れなかった。
Vyāna: Yaşam nefesi.ヨーガ 呼吸法
Nefes almazlar.吸い込まない。
Ve hiçbir canlı nefes almadan yaşayamaz.空気がなくても生きていける。
Işk erinün bir nefes seyrânidur.口臭の多くがこの生理的口臭である。
Büzük dudak nefesi egzersizleri yararlı olabilir.筋弛緩薬は有効かもしれない。
Çünkü uzayda atmosfer olmadığı için astronotlar nefes alamazlar.宇宙では息ができないため、地球に残る。
Manon son nefesini verirken ona çok üzüntülü şekilde veda eder ve Des Grieux'nün kolları arasında olur.マノンは最後の力を振り絞り、デ・グリューに別れの挨拶をすると息絶える。
İlk etapta nefes alırken üfleyebilmek öğrenilir.最初に大きく息を吸うのがポイントである。
Gebe kadın yiyemez, içemez, nefesi daralır.不飲酒(ふおんじゅ):酒を飲んではならない。
Nefes darlığı daha sonra ortaya çıkabilir.が、そのあとに息を引き取る。
Paslanmaz, nefes alır.やけつく息を吐く。
Genelde nefes darlığını hafifletmek için evde oksijen tedavisi uygulanır.通常は呼吸器系から吸入されるため、ガスマスクにて防護を行う。
Nevruz öncesindeki son Çarşamba gününde nihayet yer (toprak) uyanır, nefes almaya başlar.最終話のエンディングでは昼を背景に綾乃と煉が和麻に手を差し伸べる。
Hemen oracıkta son nefesini verdi, şehid oldu.最終打席は中西の前に三振し、最後の打者になってしまった。
Saffet Ercan kaldırıldığı hastanede son nefesini verir.末期がんによりその病院で息を引き取る。
Sonra grup bir süre nefeslenmeye karar verdi.その後、バンドは暫く低迷を続ける事となる。
Işıkları söndürün, derin nefes alın ve rahatlayın..."明かりを消して、カーテンを引いてくれたまえ」と言った。
Canavarın nefesi kurşunu eritir.邪射鳥から弾丸を発射。
Bu da uzun süreler nefes çevirerek yapılır.非常に息の長いヒットとなっている。
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.全く息を吸わずに活動できる。
Bu problem de, hastanın gece nefes almasında sorunlar yaşamasına bağlanır (nocturnal hypoventilation).それよりも、夜ごとの、あのおびえた夢を癒す乳房が欲しいのだ。
Bond ve Largo arasında nefes kesici bir savaş başlar.ベルモンド一族とドラキュラの長きに渡る因縁の始まりとなった。
50 yaşında olmasına rağmen, hâlâ nefes kesici.50歳になっても、まだ彼女は息を呑むほど美しい。
Eşiniz ne kadar süre nefessiz kalabilir?狂犬病毒能在体外存活多久?
Daha eski bir konuşmasında Mübarek son nefesine kadar Mısır'a hizmet edeceğini söylemişti.在過去,穆巴拉克說他將繼續為埃及服務,直到最後一口氣。
Nefes almazlar.我無法呼吸。
Kendimle bile ortak yanlarım az; bir köşede sessiz sedasız durup nefes aldığım için memnun olmalıyım."我应在一角落里非常安静地站着,庆幸我还在呼吸。
Çok büyük tümörler nefes darlığına sebep olabilirler.因為過大的乳房會造成呼吸困難。
Çünkü uzayda atmosfer olmadığı için astronotlar nefes alamazlar.由于太空中没有氧气,人类是无法攀登的。
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.且己无辞而抑我以神,诬我也。
4.↑ Türkçe: Durdurma beni şimdi, nefeslenmem gerekmiyor, devam edebilirim.姜:水哥,等会儿,不要说话!我有点担心。
Paslanmaz, nefes alır.当可废然息矣。
Hasta nefes alamadığı için konuşmakta ve uyumakta zorlanma yaşar.睡眠時無呼吸 睡覺的時候呼吸停止。
Gebe kadın yiyemez, içemez, nefesi daralır.不噉魚,不食肉,不飲酒,不飲惡水,或都不飲,學無飲行。
Nefes darlığının, kökeni somatik veya ruhsal olabilir.配體可以是柔性的或是剛性的。
Şathiye: Nefesin bir türüdür.陳叔俨为人凝重,举止方正。
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.이는 숨을 완전히 내쉴 수 없게 하는 원이 된다.
Mussolini yere düştü ama ölmedi ve ağır nefes alıyordu.무솔리니는 쓰러졌으나 숨이 끊어지지는 않았다.
Nefes çalışması veya meditasyon veya kutsal metinlerin tetkiki gibi herhangi bir çalışma yapmadım.나는 어떠한 호흡, 명상, 경전 공부에 대한 과정도 밟지 않았다.
Hele bir nefes alayım da.또한 호흡이 가빠진다.
Bir nefes alabilen içi boş beton plaka binanın zeminleri, tavanları ve HVAC sistemi gibi davranacaktır.퉁풍이 되는 빈 콘크리트 석판이 건물의 바닥, 천장 및 HVAC 시스템으로 작동한다.
Eşiniz ne kadar süre nefessiz kalabilir?심장이 오랜 시간 동안 얼마나 정지해 있었는가?
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.1842년 존 허친슨이 폐활량을 측정하는 폐활량계를 발명하였다.
Çok büyük tümörler nefes darlığına sebep olabilirler.심한 경우 호흡마비로 사망할 수도 있다.
Bu sahne içinde bir oyuncu çığlık atar, nefes alıp verir.이 씬에선 배우들이 번갈아 짝 호흡을 했다.
Paslanmaz, nefes alır.호흡곤란 호흡
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.입 밖으로 나오지 않는 하나님의 말씀, 곧 나의 설교는 나의 중심에 가득히 서리어 있노라.
Orada gördüğü, kelimenin tam manasıyla nefesini kesti.당시 태후는 그녀의 얼굴을 보고 성질이 거세겠다며 난귀인(蘭貴人)으로 책봉했다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod