Ortalama 4 dakika, en fazla 16 dakika suyun altında nefes almadan gezerler.Akár 6 percen át is kibírják a víz alatt levegő nélkül.
Babası trompet çaldığından bakır nefesli çalgılar hakkında da bilgisi bulunmaktadır.Édesapja révén Gackt a rézfúvós hangszereket is jól ismeri.
Nefes almazlar.Légzés: nincs.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Ismét győződjön meg arról, hogy a beteg feje megfelelő helyzetben van-e, és a légzése kielégítő-e.
Yine bu oyunda Hyper Sonic su altında nefes alabilir.Így érhetjük el, hogy Sonic Hyper Soniccá váljon.
Tim nefes alamamaya başlar.Joe lélegzése leáll.
Nefes darlığı, öksürme ve kanlı balgam çıkarma akciğer ödeminin karakteristik işaretleridir.A légszomj, a köhögés és a véres köpet jellemző jelei a tüdőödémának.
Hydra'nın nefesi bir insanı öldürecek kadar zehirliydi.Hydra oli niin myrkyllinen, että jopa pelkkä sen hengitys riitti tappamaan miehen.
Marquis son nefesini verirken kızını lanetler.Ennen kuolemaansa markiisi kiroaa tyttärensä.
Bu sırada savaşın nefesi tüm Avrupa'da hissedilmektedir.Sota on ovella koko Euroopassa.
Konuşamamakta, yardım olmadan nefes alamamaktadır.Hän ei kykene matkustamaan ajassa ilman apua.
Bir Nefeste Dünya Mitolojisi.Litteän maan sitkeä myytti.
23 — 3. Yeşilçam Ödülleri töreninde Nefes: Vatan Sağolsun filmine ödül verildi.14–15. Harri Römpötti: Palkittu Luokka-elokuva sukeltaa....
Devlerin Nefesi, Erkin Koray'ın 26. albümüdür.Kausi saikin alaotsikokseen 26 by Corwin.
Statik dalışsa (Static Apnea), su altında zamanlı nefes tutmaktır.Staattinen sukellus (Static apnea, STA) - Lajissa pidätetään hengitystä ja kellutaan vedessä kasvot alaspäin.
Sonra grup bir süre nefeslenmeye karar verdi.Tämän jälkeen yhtye hajosi joksikin aikaa.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Sen tehtävä on pitää potilas vakaassa asennossa ja hengitystiet avoimina.
79 (1941) 25 let Krasnoy Armii (Kızıl Ordu'nun 25 yılı) Nefesli çalgılar orkestrası için uvertür.op.79 (1941) Τα 25 Χρόνια του Κόκκινου Στρατού, εισαγωγή για ορχήστρα πνευστών, Op.
Eurydice hemen bir kez daha son nefesini verir.Η Ευρυδίκη πεθαίνει για ακόμη μια φορά.
Ne nefes alabildim ne de yutkunabildim.Κι ύστερα ούτε μεσουράνησε ούτε έδυσε.
Ödem (şişme), nefes almayı zorlaştırır.Κάνει την αναπνοή ακόμη πιο δύσκολη.
Hemen sonra Romanos son nefesini vermiştir.Λίγο αργότερα ο Πτολεμαίος άφησε την τελευταία του πνοή.
Canavarın nefesi kurşunu eritir.Η ανάκρουση του πυροβόλου προκαλούσε διαρροές.
O, nefes alıyor mu?Αναπνέει αυτός;
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Om Gud vil, da skal jeg, på denne dag, dø som han, i vor Orden."
"Yaşarken, son nefesine kadar onu savunurlar: ölüyken, intikam almak için bir sebep yoktur."I live ville de have beskyttet ham til sidste åndedræt; død var det ingen hensigt at hævne ham.
Eşiniz ne kadar süre nefessiz kalabilir?Dvs. hvor længe den kan beholde sin nuance.
Nefesim Yılı : 2005 Yapım : Akustik Yapım.Historie NAE-S: 1995: Idriftsættelse af Næstved Kraftvarmeværk.
Nefesli çalgılarda Mel Collins gruba katılır, ayrıca eski eleman Peter Giles da birkaç şarkıya eşlik eder.Træblæseren Mel Collins kom med i gruppen, og bassisten Peter Giles var med på adskillige numre.
Büyük gücü ve çevikliği vardır ve su altında nefes alabilir ve çok hızlı yüzebilir.De kan både trække vejret over og under vand, og er vældigt gode svømmere.
Çoğu şiirini nefes tarzında yazmıştır.Mange af hans digte er offentliggjort i Dølen.
Hydra'nın nefesi bir insanı öldürecek kadar zehirliydi.Såvel Hydras blod som ånde var giftigt.
Bu da uzun süreler nefes çevirerek yapılır.Trækker vejret et par gange.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Seneskedehindebetændelse går normalt i sig selv igen, hvis man giver det den nødvendige ro og hvile.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.I 1884 opfandt Charles Parsons dampturbinen, og dermed blev det muligt at øge skibenes hastighed væsentligt.
Manon son nefesini verirken ona çok üzüntülü şekilde veda eder ve Des Grieux'nün kolları arasında olur.Manon siger ham et hjerteskærende farvel og dør i hans arme.
Gebe kadın yiyemez, içemez, nefesi daralır.I løpet av fastemåneden skal man ikke spise eller drikke.
"Yaşarken, son nefesine kadar onu savunurlar: ölüyken, intikam almak için bir sebep yoktur.«I live ville de ha beskyttet ham til siste åndedrett; død var det ingen hensikt å hevne ham.
Statik dalışsa (Static Apnea), su altında zamanlı nefes tutmaktır.Statisk (Static) – Holde pusten lengst mulig under vann.
Eşiniz ne kadar süre nefessiz kalabilir?Men hvor lenge blir han i berømthetens paradis?
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.Til slutt opphørte hennes åndedrett.
Ödem (şişme), nefes almayı zorlaştırır.Det blir tyngre for barnet å puste.
İlk etapta nefes alırken üfleyebilmek öğrenilir.De beveges litt når vi puster.
Nefes darlığı daha sonra ortaya çıkabilir.Sesak napas bisa terjadi kemudian.
Allah’tan ki gelini kaçıran nikâhlı eşiymiş de rahat bir nefes aldık.Kami (Potret-red) hanya diteteskan setetes anugerah dari Allah untuk berkarya.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.Pada 1842, John Hutchinson menemukan spirometer, yang memungkinkan pengukuran kapasitas vital paru-paru.
Ægroto dum anima est, spes est Hasta nefes aldıkça, umut vardır.Aegroto dum anima est, spes est Selama seseorang yang sakit masih memiliki semangat, maka masih ada harapan.
Şathiye: Nefesin bir türüdür.Sunan Kudus adalah cicitnya (keturunan keempat).
Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum," dedi.Maka mereka akan menjadi umat-Ku dan Aku akan menjadi Allah mereka dalam kesetiaan dan kebenaran."
Akciğer hastalığı ise göğüs ağrısına, nefes darlığına ve öksürüğe yol açabilir.Penyakit paru-paru bisa menyebabkan rasa sakit di dada, nafas tersengal-sengal dan batuk.
Hemen oracıkta son nefesini verdi, şehid oldu.Menjelang napas terakhir dia tetap berucap, Ahuu Sisingamangaraja.
Bu durum tamamen nefes verememeyle sonuçlanır.Hal ini menyebabkan kesulitan saat menghembuskan napas dengan sepenuhnya.
Hemen sonra Romanos son nefesini vermiştir.Tak lama kemudian Jatayu menghembuskan napas terakhirnya.
Hydra'nın nefesi bir insanı öldürecek kadar zehirliydi.Điều tồi tệ hơn cả là việc hơi thở của con Hydra có thể làm chết người.
"Hücre odasında nefes alamıyorum".Nó không thể mang vào… phòng ngủ được".
Bu eylemlerle beraber kısa nefes vermeler de gözlemlenebilir..Những hơi thở ra ngắn cũng đã được quan sát thấy cùng lúc với hành động.
Nefes almazlar.Khó thở.
Hemen sonra Violetta Alfredo'nun kolları arasında son nefesini verir.Ngay sau đó, cô chết trong vòng tay của Alfredo.
Eşiniz ne kadar süre nefessiz kalabilir?Giấc mơ sẽ kéo dài trong bao lâu?
Küçük yaşlardan itibaren şiir yazdı, deyiş ve nefes kurdu.Từ khi còn rất trẻ, bà đã viết văn và thơ.