Ne var ki, bölgenin işgal edilmesinden sonra dağıtılan bu pullar hiç kullanılamadı.Zbiory te rozproszone w okresie okupacji nie zostały odnalezione.
Ne var ki Japonlar güçlerini dağıttılar.Szwedzi musieli teraz podzielić swe siły.
Ne var ki bu ağır hastalık, onun sanat çalışmalarını engelleyemedi.Pogarszające się zdrowie nie pozwalało mu na zbyt wyczerpującą pracę.
Ne var ki, ancak dördünü tamamlayabildi.Prócz tego osiągnął 4 finały.
Ne var ki Demirbaş Şarl tüm cephelerde zafer kazandı.Z tęczą nad głowami wywalczyli awans!
Ne var ki bazı eserlerin onun tarafından dikte ettiği rivayet edilir.Oto kilka wybranych cytatów z jego dzieł.
Ne var ki, Pan Afrikan Kongresi eylemi on gün öne çekmek istemiştir.Kraje członkowskie Unii zatwierdziły projekt decyzji 9 dni wcześniej.
Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi.Wydawało się, że opuszcza Italię na zawsze.
Ne var ki, Harun Reşid sonraları onu hapse attı.W przeszłości rodzice Cory’ego wsadzili go do więzienia.
Ne var ki, enflasyon nedeniyle cêntimo artık kullanılmamaktadır.Obecnie żaden z Centurionów BARV nie jest już wykorzystywany.
Ne var ki her nötron yıldızı pulsar olamayabileceği gibi her pulsarda dünyadan gözlemlenemez.Prawdopodobnie przez tę słabość pola magnetycznego gwiazda nie jest obserwowana jako pulsar.
Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.W prawie międzynarodowym brak precyzyjnej definicji mniejszości.
Ne var ki başkent hiçbir zaman rahat nefes alamaz.W rzeczywistości ramię nigdy nie było w stanie spoczynku.
Ne var ki, yaşamı üzerine bilinenler çok azdır.Utöver detta är föga känt om hans liv.
Ne var ki, baban hal ehli idi; sen kal (söz) ehlisin.Allt vad Fadern har är mitt; därför säger jag er att det är av mig han tar emot det han skall låta er veta."
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.Men de lyssnade inte på hans budskap om fred och rättvisa.
Ne var ki, Antonius'un Cicero'ya karşı olan kini azalmamıştı ve Cicero da kurban edildi.Antonius hat mot Cicero var emellertid okuvligt, och Cicero föll offer vid händelsen.
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.Möjligen kan han ha avlidit under resa.
Ne var ki, bela hep onları bulmaktadır.Födan hittar de alltid utanför bon.
Ne var ki lundum tamamen yok olmamıştır.Men dambandyn upplöstes inte helt.
Ne var ki, Niko haline gelen Vano, bu rolü daha fazla sürdürmek istemez.Men Anya, som levt som människa ganska länge nu, vill inte.
Ne var ki hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım yoktur.Med ett undantag kan inga tydliga utslag vad gäller etniska minoriteter noteras.
Ne var ki Rusya, Belçika'ya 3-2 yenilerek elendi.Väl där förlorade man dock mot Ryssland med 3–2.
Ne var ki, bu yolla alıcının paketteki hangi ürünleri almaya değer bulduğu tam olarak anlaşılamamaktadır.Det är därför svårt att säga vad projektet kostade att producera i sin helhet.
Ne var ki, Great Eastern'in hiçbir seferine 1.500'den fazla yolcu katılmamıştır.Dock så släppte rederiet aldrig ombord fler än omkring 1 050 personer per gång.
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.Detta gick fint fram till dess brist på råvaror under kriget stoppade succén.
Ne var ki bu çözümlerin fiziksel olabilirliği belirsizdir.Det är omstritt huruvida dessa lösningar är fysiskt realistiska.
Ne var ki her eski eşya da antika sayılmaz.Äldre material är inte alltid av god kvalitet.
Ne var ki kendisi de bir avcı olarak bilinen Artemis, buna rağmen tüm yaratıklara koruma sunmuştur.Utom Cartman förstås, som fäster sig vid varelserna.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Hon är den okrönta drottningen och känner sig lycklig.
Ne var ki, bu büyüme kendine özgü sorunları da beraberinde getirmiştir.Однак сама ця спроба приведе до росту сукупної плутанини.
Ne var ki Elene yaşlı adamdan hamile kalır.Ейпріл завагітніла від колишнього чоловіка.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Згодом це технічно перестало бути можливим.
Ne var ki, bu amaca her zaman ulaşıldığı söylenemez.Не можна сказати, що успіх завжди приходив до нього легко.
Ne var ki bu ölçüt, günümüzün değişken ekonomik yapısıyla pek uyumlu değildir.Цей рівень безробіття не пов'язаний з динамікою економічного зростання.
Ne var ki, o dönemden tipo basım örneği günümüze ulaşmamıştır.Завдяки цим карикатур журнал не забутий і в наші дні.
Ne var ki Yunanlar kısa bir süre sonra kenti yeniden işgal ettiler.Однак з часом греки розпочали зведення міста наново.
Ne var ki, Rusya ve dışındaki üç devlet dışında bağımsızlıklarını kimse tanımamıştır.Інформації про те, щоб серед них були інші держави, крім Росії, немає.
Ne var ki, buradaki çocuklar tarafından kurtarılır.Проте діти були врятовані.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Королева була дуже активною жінкою.
Ne var ki kısa süre sonra teorisinin hatalı olduğu anlaşıldı.Але згодом ця теорія була визнана помилковою.
Ne var ki, Fransızların bölgeyi yerleşime açma çabaları başta sonuç vermedi.Для французів це також служило підставою не починати наступальних дій.
Ne var ki ancak 60.000 oy alabildi.Для цього потрібно було набрати не менше шести тисяч голосів.
Ne var ki, bu gemiler uygulamada pek yarar sağlamıyordu.Однак, навряд чи можна було вважати ці кораблі особливо вдалими по конструкції.
Ne var ki yan bantlardan birinin kısmen süzülmesi alıcıda sorunlara yol açar.Просто якийсь довільний тензор зі сторони може тільки ускладнити задачу.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.A věru nikdy nebyli oslyšeni, kdo zbožně a důvěrně se utíkali k ní o její přemocnou ochranu.
Ne var ki Aietes, yine de altın postu vermeye razı olmaz.Aiétés však ani potom zlaté rouno nechtěl vydat.
Ne var ki meyveler eski tadını ve saflığını kaybetti.V poslední době garhválština ztrácí na oblibě a zastarává.
Ne var ki Japonlar güçlerini dağıttılar.Odpoledne Japonci reorganizovali svoje síly.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.To však není technicky správně.
Ne var ki, bu yolla alıcının paketteki hangi ürünleri almaya değer bulduğu tam olarak anlaşılamamaktadır.Je důležité pochopit, co paketový filtr může a nemůže dělat.
Ne var ki, 1190'lı yılların hayaletleri hâlâ tam anlamıyla istirahate çekilmemişlerdi.Ani na počátku devadesátých let 19. století prostory stanice nevyhovovaly.
Ne var ki sistem, Sonneborn-Berger adını günümüzde de korumaktadır.Jiným pomocným hodnocením je Sonnenborn-Berger.
Ne var ki, tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı.Ale právě v tomto zaměstnání objevil svou pravou životní vášeň.
Ne var ki Fred eşini kaybettiği için depresyondadır.Kyle je v depresi, protože právě přišel o práci.
Ne var ki, bu adaylığın ciddi olup olmadığı tartışma konusudur.Přitom je úplně jedno, jestli dotyčný předmět potřebuje či nikoliv.
Ne var ki her eski eşya da antika sayılmaz.Nicméně, dokonce i starý olej není zcela zbytečný.
Ne var ki, o dönemden tipo basım örneği günümüze ulaşmamıştır.Takovým strojem času by pak byla naše současnost nepřístupná.
Ne var ki, 28 Eylül 1991'de hayatını kaybetti ve geride albüm için tamamlanmış altı parça bıraktı.Davis v září 1991 zemřel a stihl dokončit pouze šest skladeb pro album.
Ne var ki burada bir cerrah kendisini gördü ve onu tedavi etmek maksadıyla hastaneye aldı.Přes zranění došel k lékaři, který ho ošetřil a odeslal do nemocnice.