ne var ki ile cümle
ne var ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Pek çok şey değişti. Ne var ki eğitim sistemi değişmedi.Wiele się zmieniło, ale jeszcze nie w edukacji.
Pek çok şey değişti. Ne var ki eğitim sistemi değişmedi.Όμως όχι στην εκπαίδευση.
Pek çok şey değişti. Ne var ki eğitim sistemi değişmedi.Но не в образовании.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.A gdy już było rano, stanął Jezus na brzegu; wszakże nie wiedzieli uczniowie, żeby był Jezus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.A když bylo již ráno, stál Ježíš na břehu. Nevěděli však učedlníci, by Ježíš byl.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.A keď už bolo ráno, stál Ježiš na brehu, ale učeníci nevedeli, že je to Ježiš.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Al amanecer, Jesús se presentó en la playa, aunque los discípulos no se daban cuenta de que era Jesús
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Da aber jetzt Morgen war, stand Jesus am Ufer; aber die Jünger wußten nicht, daß es Jesus war.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Da det alt led mot morgenen, stod Jesus ved stranden; men disiplene visste ikke at det var Jesus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Ðến sáng , Ðức_Chúa_Jêsus đứng trên bờ , nhưng môn_đồ không biết đó là Ðức_Chúa_Jêsus .
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Ðến sáng, Ðức Chúa Jêsus đứng trên bờ, nhưng môn đồ không biết đó là Ðức Chúa Jêsus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Dimineaţa, Isus stătea pe ţărm; dar ucenicii nu ştiau că este Isus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Ja kun jo oli aamu, seisoi Jeesus rannalla. Opetuslapset eivät kuitenkaan tienneet, että se oli Jeesus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Ketika matahari mulai terbit, Yesus berdiri di pantai, tetapi mereka tidak tahu bahwa itu Yesus
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.날이 새어갈 때에 예수께서 바닷가에 서셨으나 제자들이 예수신줄 알지 못하는지라
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Ko pa že napoči jutro, stoji Jezus na bregu; ali učenci ne vedo, da je Jezus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Le matin étant venu, Jésus se trouva sur le rivage; mais les disciples ne savaient pas que c`était Jésus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Mas ao romper da manhã, Jesus se apresentou na praia; todavia os discípulos não sabiam que era ele.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Men da det nu blev Morgen, stod Jesus ved Søbredden; dog vidste Disciplene ikke, at det var Jesus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.När det sedan hade blivit morgon, stod Jesus där på stranden; dock visste lärjungarna icke att det var Jesus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Quando gia era l'alba Gesù si presentò sulla riva, ma i discepoli non si erano accorti che era Gesù
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Αφου δε εγεινεν ηδη πρωι, εσταθη ο Ιησους εις τον αιγιαλον δεν εγνωριζον ομως οι μαθηται οτι ειναι ο Ιησους.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.А когда уже настало утро, Иисус стоял на берегу; но ученики не узнали, что это Иисус.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Баща ви Авраам се възхищаваше, че щеше да види Моя ден; и видя го и се зарадва.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Як же настав уже ранок, стояв Ісус на березї; та не знали ученики що се був Ісус.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.הבקר אור וישוע עמד על שפת הים ולא ידעו התלמידים כי ישוע הוא׃
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.ولما كان الصبح وقف يسوع على الشاطئ. ولكن التلاميذ لم يكونوا يعلمون انه يسوع.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.天 將 亮 的 時 候 、 耶 穌 站 在 岸 上 . 門 徒 卻 不 知 道 是 耶 穌
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.天將亮 的 時候 、 耶穌站 在 岸上 . 門徒 卻 不知道 是 耶穌
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.Jefta stuurde boodschappers naar de koning van de Ammonieten met de vraag waarom hij Israël aanviel.
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.입다가 암몬 자손의 왕에게 사자를 보내어 이르되 네가 나와 무슨 상관이 있기에 내 땅을 치러 내게 왔느냐
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.וישלח יפתח מלאכים אל מלך בני עמון לאמר מה לי ולך כי באת אלי להלחם בארצי׃
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.فارسل يفتاح رسلا الى ملك بني عمون يقول ما لي ولك انك اتيت اليّ للمحاربة في ارضي.
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.耶 弗 他 打 發 使 者 去 見 亞 捫 人 的 王 、 說 、 你 與 我 有 甚 麼 相 干 、 竟 來 到 我 國 中 攻 打 我 呢
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.耶弗 他 打發 使者 去 見亞捫 人 的 王 、 說 、 你 與 我 有 甚 麼 相干 、 竟來 到 我 國中 攻打 我 呢
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Azután átmenék a forrás kapujához és a király tavához, holott nem vala hely a baromnak, hogy velem átmenjen.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.앞으로 행하여 샘문과 왕의 못에 이르러는 탄 짐승이 지나갈 곳이 없는지라
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Vandaar gingen wij naar de Bronpoort en de Koningsvijver, maar mijn ezel kon door al het puin niet verder.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.ואעבר אל שער העין ואל ברכת המלך ואין מקום לבהמה לעבר תחתי׃
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.وعبرت الى باب العين والى بركة الملك ولم يكن مكان لعبور البهيمة التي تحتي.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往 前 、 到 了 泉 門 、 和 王 池 . 但 所 騎 的 牲 扣 沒 有 地 方 過 去
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往前 、 到 了 泉門 、 和 王 池 . 但 所騎 的 牲扣沒 有 地方 過去
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Có gì mà ba phải xin lỗi cơ chứ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?De ce iti pare rau?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Di cosa devi scusarti?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Dlaczego przepraszasz?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Pourquoi es-tu désolé ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Prečo sa mi ospravedlňuješ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Untuk apa ayah meminta maaf?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Vad är det för dig å vara ledsen över?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Waar moet jij spijt van hebben?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Wofür solltest du dich entschuldigen?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Για ποιόν λόγο λυπάσαι;
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?За какво съжаляваш?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?За что ты просишь прощения?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki??על מה יש לך להצטער
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?ماذا هنالك لتكون أسف من أجله؟
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?私のことなら心配しないで
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Chiar dacă -i scriu toate poruncile Legii Mele, totuş ele sînt privite ca ceva străin.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Escrevi para ele miríades de coisas da minha lei; mas isso é para ele como coisa estranha.