Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.När det sedan hade blivit morgon, stod Jesus där på stranden; dock visste lärjungarna icke att det var Jesus.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Quando gia era l'alba Gesù si presentò sulla riva, ma i discepoli non si erano accorti che era Gesù
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Αφου δε εγεινεν ηδη πρωι, εσταθη ο Ιησους εις τον αιγιαλον δεν εγνωριζον ομως οι μαθηται οτι ειναι ο Ιησους.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.А когда уже настало утро, Иисус стоял на берегу; но ученики не узнали, что это Иисус.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Баща ви Авраам се възхищаваше, че щеше да види Моя ден; и видя го и се зарадва.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.Як же настав уже ранок, стояв Ісус на березї; та не знали ученики що се був Ісус.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.הבקר אור וישוע עמד על שפת הים ולא ידעו התלמידים כי ישוע הוא׃
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.ولما كان الصبح وقف يسوع على الشاطئ. ولكن التلاميذ لم يكونوا يعلمون انه يسوع.
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.天 將 亮 的 時 候 、 耶 穌 站 在 岸 上 . 門 徒 卻 不 知 道 是 耶 穌
Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var ki öğrenciler, Onun İsa olduğunu anlamadılar.天將亮 的 時候 、 耶穌站 在 岸上 . 門徒 卻 不知道 是 耶穌
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.Jefta stuurde boodschappers naar de koning van de Ammonieten met de vraag waarom hij Israël aanviel.
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.입다가 암몬 자손의 왕에게 사자를 보내어 이르되 네가 나와 무슨 상관이 있기에 내 땅을 치러 내게 왔느냐
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.וישלח יפתח מלאכים אל מלך בני עמון לאמר מה לי ולך כי באת אלי להלחם בארצי׃
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.فارسل يفتاح رسلا الى ملك بني عمون يقول ما لي ولك انك اتيت اليّ للمحاربة في ارضي.
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.耶 弗 他 打 發 使 者 去 見 亞 捫 人 的 王 、 說 、 你 與 我 有 甚 麼 相 干 、 竟 來 到 我 國 中 攻 打 我 呢
Sonra Ammon Kralına ulaklar göndererek, ‹‹Aramızda ne var ki, ülkeme saldırmaya kalkıyorsun?›› dedi.耶弗 他 打發 使者 去 見亞捫 人 的 王 、 說 、 你 與 我 有 甚 麼 相干 、 竟來 到 我 國中 攻打 我 呢
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Azután átmenék a forrás kapujához és a király tavához, holott nem vala hely a baromnak, hogy velem átmenjen.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.앞으로 행하여 샘문과 왕의 못에 이르러는 탄 짐승이 지나갈 곳이 없는지라
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Vandaar gingen wij naar de Bronpoort en de Koningsvijver, maar mijn ezel kon door al het puin niet verder.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.ואעבר אל שער העין ואל ברכת המלך ואין מקום לבהמה לעבר תחתי׃
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.وعبرت الى باب العين والى بركة الملك ولم يكن مكان لعبور البهيمة التي تحتي.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往 前 、 到 了 泉 門 、 和 王 池 . 但 所 騎 的 牲 扣 沒 有 地 方 過 去
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往前 、 到 了 泉門 、 和 王 池 . 但 所騎 的 牲扣沒 有 地方 過去
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Có gì mà ba phải xin lỗi cơ chứ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?De ce iti pare rau?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Di cosa devi scusarti?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Dlaczego przepraszasz?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Pourquoi es-tu désolé ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Prečo sa mi ospravedlňuješ?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Untuk apa ayah meminta maaf?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Vad är det för dig å vara ledsen över?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Waar moet jij spijt van hebben?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Wofür solltest du dich entschuldigen?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?Για ποιόν λόγο λυπάσαι;
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?За какво съжаляваш?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?За что ты просишь прощения?
Üzülmeni gerektirecek ne var ki??על מה יש לך להצטער
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?ماذا هنالك لتكون أسف من أجله؟
Üzülmeni gerektirecek ne var ki?私のことなら心配しないで
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.jeg skriver ham mange Love, han regner dem ikke.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Chiar dacă -i scriu toate poruncile Legii Mele, totuş ele sînt privite ca ceva străin.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Escrevi para ele miríades de coisas da minha lei; mas isso é para ele como coisa estranha.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Ha tízezer törvényt írnék is elébe, idegennek tekintenék azokat.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Ho scritto numerose leggi per lui, ma esse son considerate come una cosa straniera
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Kirjoitinpa minä hänelle lakejani vaikka kymmentuhansin, muukalaisina niitä pidetään.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.내가 저를 위하여 내 율법을 만가지로 기록하였으나 저희가 관계없는 것으로 여기도다
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Naj mu napišem postavo svojo desettisočkrat, vendar jo štejejo za tujo!
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Napísal som mu veľké veci svojho zákona; považované sú jako voľačo cudzie.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Om jag än skriver mina lagar för honom i tiotusental, så räknas de ju dock för en främlings lagar.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Om jeg enn skriver ham mine lover i tusentall, så blir de allikevel aktet for noget fremmed.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Que j`écrive pour lui toutes les ordonnances de ma loi, Elles sont regardées comme quelque chose d`étranger.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Ta đã chép lệ luật ta cho nó một vạn điều, nhưng nó coi những chẳng can gì đến mình.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Ta đã chép lệ_luật ta cho nó một vạn điều , nhưng nó coi những chẳng can gì đến mình .
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Vypsal jsem jemu znamenité věci v zákoně svém, ale neváží sobě rovně jako cizí věci.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Wenn ich ihm gleich viel tausend Gebote meines Gesetzes schreibe, so wird's geachtet wie eine Fremde Lehre.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Yo escribí para él las grandezas de mi ley, pero han sido tenidas como cosas extrañas
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Εγραψα προς αυτον τα μεγαλεια του νομου μου πλην ελογισθησαν ως αλλοτριον πραγμα.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Написал Я ему важные законы Мои, но они сочтены им как бы чужие.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.Написах му десетте хиляди правила на закона си; Но те се счетоха като чуждо нещо.
Yasamdaki pek çok şeyi onlar için yazdım, Ne var ki garipsediler bunları.אכתוב לו רבו תורתי כמו זר נחשבו׃