Ana içeriğe geç
Sözlük

ne var ki ile cümle

ne var ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ne var ki bir adam vaiz'in sözlerinin "güzel ve gerçek İslamcı düşünceyi yansıttığını" söyledi.One man, however, said that the cleric's words "are beautiful and represent true Islamic thinking."
Ne var ki o, okula katılmasından bir hafta geçmeden kendini kanıtladı.However, she has proved them wrong within a week of her joining the school.
Ne var ki, insan haklarıyla ilişkili olan toplumsal bakış açıları daha az dikkat çekmektedir.However, the social aspects, which are related to human rights, are less visible.
Ne var ki proje başarısızlığa uğradı.But the project failed.
Ne var ki Dubrovnik 1999'dan beri ayağa kalkma mücadelesi veriyor.Since 1999, however, Dubrovnik has struggled back to its feet.
Ne var ki Erdoğan davaya destek vermedi.However, Erdogan has not supported the lawsuit.
Ne var ki genişlemenin kendi içinde sonu olan bir süreç olmadığı düşünülüyor.Enlargement, however, is not considered an end in itself.
Ne var ki tiyatroyu anlamadığınız bir dilden izlemek biraz gerçeküstü bir durum olabiliyor.But it can be a bit surreal to see theatre in languages one doesn't understand.
Ne var ki, bu yeni iyimserlik iktidardaki koalisyonun iç çekişmelerinden etkilenebilir.However, that new optimism could be affected by the ruling coalition's infighting.
Ne var ki Anayasa Komisyonu anayasayı hazırlamakta hayli yavaş davrandı.However, the Constitutional Commission has been slow in drafting the constitution.
Ne var ki, AGİT verilerine göre birçok ülkedeki kadınlar hâlen önemli mevkilerde bulunmuyorlar.However, women are still not holding power positions in many countries, the OSCE reports.
Ne var ki PASOK'un iktidarda olmasının da yardımıyla kolayca destek bulması daha olası.Yet, with PASOK in power, she is likely to get support more easily.
Ne var ki, hem Seçim Komisyonu hem de Yüksek Mahkeme söz konusu savı reddetti.Both the Election Commission and the Supreme Court rejected the complaint.
Ne var ki Türkiye, potansiyel jeotermal kaynağının yalnızca yüzde 0.5'ini kullanıyor.However, Turkey is using only 0.5 per cent of its potential geothermal source.
Ne var ki, karar hem Hırvatistan hem de Macaristan'da tartışmalara yol açtı.However, the decision has provoked controversy in both Croatia and Hungary.
Ne var ki Türkiye'de, yapılar çökmeye ve can almaya devam ediyor.In Turkey, however, structures have collapsed again and again, taking lives with them.
Ne var ki, üç yabancı banka, hisseleri satın almakla ilgilendiklerini gösterdi.However, three foreign banks have shown an interest in purchasing shares.
Ne var ki, Arnavut hükümeti IFC ve EBRD tekliflerini sununcaya kadar fiyatı kamuya açiklamayacak.But the Albanian government won't make the price public until the IFC and EBRD show their offers.
Ne var ki, uluslararası toplum eski KLA komutanının adaylığı konusunda endişeli.But the international community has voiced concerns about the ex-KLA commander's candidacy.
Ne var ki, savcılıktan yapılan açıklamada başvuruların reddedildiği belirtildi.But the prosecution asked that all appeals be rejected.
Ne var ki, bu artışın istenen sonucu vermediği görüldü.But this move has been deemed insufficient.
Ne var ki Kultur Shock pek düğün orkestrası sayılmaz.Yet, Kultur Shock is not exactly a wedding band.
Ne var ki bu yolla küreselleşmenin yanlı yorumlarından sıyrılmak olanaklıdır.But, in this way, one can dispel a biased interpretation of globalisation.
Ne var ki anayasal taslak henüz son durumuna getirilemedi.But the constitutional charter has not yet been finalised.
Ne var ki gözlemciler Labus'un aday olmayacağı inancındalar.But observers believe a Labus candidacy is unlikely.
Ne var ki, konuya daha az iyimser yaklaşanlar da yok değil.Some hold less optimistic views, however.
Ne var ki, Bulgar tarihinde bir köşetaşı oluşturan kilisenin özel bakıma gereksinimi var.But the church, a landmark in Bulgarian history, requires special care.
Ne var ki, Antartika'ya yapılan keşif gezisi, eğlenceden çok araştırma amaçlıydı.However, this expedition to Antarctica was more for research than enjoyment.
Ne var ki, sorunun tamamı çözülmedikçe, uzun vadede son derece ağır sonuçlarla karşılaşılabilir.However, unless the overall problem is addressed, the long-term consequences could be grave.
Ne var ki, baş şüpheli Milorad Lukoviç hala kayıp.However, the key suspect, Milorad Lukovic, remains at large.
Ne var ki tüm ekonomistler bu kadar iyimser değil.But not all economists are as optimistic.
Ne var ki, verilen bu son sözlere rağmen Mladiç hâlâ kaçak durumunda bulunuyor.Despite these latest pledges, however, Mladic remains on the run.
Ne var ki, kana susamış ortaçağ prensi Romanya'nın turist çekerken kullandığı tek koz değil.However, the bloodthirsty medieval prince isn't Romania's sole tourist attraction.
Ne var ki, tam da bu karar, yeni cumhurbaşkanlığı seçimlerinin geçersiz sayılmasına yol açabilir.But this decision is exactly what could invalidate the new presidential elections.
Ne var ki Libyalı isyancılar, Türkiye'den daha sert bir tavır sergilemesini istiyor gibi görünüyor.However, Libyan rebels seem to want Turkey to take a stronger stance.
Ne var ki küresel kaygılardaki artış ve siyasetteki değişimler, grubu marjinalleştirdi.Rising global security concerns and policy changes have marginalised the group, however.
Ne var ki hükümet hedeflerine ulaşılması ATHOC'un birinci sıradaki amacı değil.Achieving government targets, however, is not ATHOC's primary focus.
Ne var ki Yunanlı yetkililer iddiaları reddettiler.Greek officials, however, have dismissed the claims.
Ne var ki söz konusu düzenleme uluslararası standartları karşılamada yetersiz kalıyor.However, the regulation falls short of meeting international standards.
Ne var ki, tutulan balığın gerçek miktarı bu rakamın çok altında bulunuyor.However, the actual amount of fish being brought in remains well below that amount.
Bu, her zaman ortaklaşa yürütülen bir çaba olmamış ne var ki.It hasn't always been like this, though.
Ne var ki Sırp muhalefeti, Zivkoviç'in askeri katılım teklifini acımasızca eleştirdi.However, the Serbian opposition has fiercely criticised Zivkovic's offer of military engagement.
Ne var ki açıklamaların tamamı konfabulasyonun nörobilişsel yönlerine dayalı değildir.However, not all accounts are so embedded in the neurocognitive aspects of confabulation.
Ne var ki Arapçada "dahi" anlamına gelen "en-Nâbiğa" lakabıyla şöhret kazanmıştır."Al-Nabigha" means "genius" in Arabic.
Ne var ki bu ürünler hiçbir zaman yaygın bir kullanım oranına ulaşamadı.These never saw widespread success.
Söyleyecek ne var ki başka?Was gibt’s denn sonst noch zu sagen?
Ne var ki, yaşamı üzerine bilinenler çok azdır.Über ihr späteres Leben ist nur wenig bekannt.
Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı.Sicher war es der Vater, der ihm diese Fähigkeit beibrachte.
Ne var ki bu defa da tek partici bir meclis oldu.Es wurde auch diesmal eine sehr einseitige Partie.
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.Technologisch gesehen sind wir hierzu in der Lage.
Ne var ki son yıllarda ağaçların sayısı hızla azalmaktadır.Mit den Jahren sind es immer weniger Bäume geworden.
Ne var ki, baban hal ehli idi; sen kal (söz) ehlisin.Dein Almosen soll verborgen bleiben und dein Vater, der auch das Verborgene sieht, wird es dir vergelten."
Ne var ki, Ferrari 412T1 model aracıyla diferansiyel sorunu yaşayan Alesi bu turda yarış dışı kalmıştır.Im Vergleich zu dem Vorgänger Ferrari 412T1 war das Auto ein Schritt vorwärts.
Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir.Nun, nicht immer ist die Justiz gerecht.
Ne var ki, bu gemiler uygulamada pek yarar sağlamıyordu.Allerdings hatten die meisten Boote Schwierigkeiten, diese Geschwindigkeit tatsächlich zu erreichen.
Ne var ki Rusya, Belçika'ya 3-2 yenilerek elendi.Diesmal scheiterte Belgien mit 2:3 an Deutschland.
Ne var ki kent, 1366’da yeni bir yıkımla karşı karşıya geldi.Ihr alter Turm stürzte 1366 bei einem Sturm ein.
Ne var ki cesur bir kız ve nazik bir devin planları Krank’ı bozguna uğratacaktır.Die Liebenden herzen sich und eine neidische Nebenbuhlerin mit einem teuflischen Plan im Kopf schreitet heran.
Ne var ki bu durum halkının gözünde bu bir kaçıştı.Das war in den Augen seiner Familie natürlich ein Skandal.
Ne var ki, bölge ülkeleri de Rohingyaları kabul etmek istememektedirler.Ich weiss aber bestimmt, dass ihr die Kroaten dafür nicht gewinnen werdet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod