Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.I det seneste år er der imidlertid dukket en meget mere varieret række af stoffer op.
Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.Jednakże w ciągu ostatnich kilku lat pojawiło się wiele bardziej zróżnicowanych substancji.
Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.Under de senaste åren har dock ett mycket mer olikartat utbud av ämnen dykt upp.
Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.V posledních několika letech se však objevuje mnohem rozmanitější škála látek.
Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.V zadnjih nekaj letih pa postaja seznam snovi vse bolj pester.
Ne var ki, son birkaç yılda, çok daha geniş bir madde yelpazesi ortaya çıkmıştır.Za posledných niekoľko rokov sa však objavila oveľa rozmanitejšia škála látok.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Aber an ihrer vielen hatte Gott kein Wohlgefallen; denn sie wurden niedergeschlagen in der Wüste.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Ale ne ve mnohých z nich zalíbilo se Bohu, nebo zhynuli na poušti.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Ale vo väčšine z nich sa nezaľúbilo Bohu, lebo boli pobití a rozmetaní na púšti.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Alligevel fandt Gud ikke Behag i de fleste af dem; thi de bleve slagne ned i Ørkenen.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.allikevel hadde Gud ikke behag i de fleste av dem; for de blev slått ned i ørkenen.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.De azoknak többségét nem kedvelé az Isten, mert elhullának a pusztában.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.그러나 저희의 다수를 하나님이 기뻐하지 아니하신고로 저희가 광야에서 멸망을 받았느니라
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Lecz większej części z nich nie upodobał sobie Bóg; albowiem polegli na puszczy.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Ma della maggior parte di loro Dio non si compiacque e perciò furono abbattuti nel deserto
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Mais la plupart d`entre eux ne furent point agréables à Dieu, puisqu`ils périrent dans le désert.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Mas Deus não se agradou da maior parte deles; pelo que foram prostrados no deserto.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Men de flesta av dem hade Gud icke behag till; de blevo ju nedgjorda i öknen.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Mutta useimpiin heistä Jumala ei mielistynyt, koskapa he hukkuivat erämaassa.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Sin embargo, Dios no se agradó de la mayoría de ellos; pues quedaron postrados en el desierto
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Song phần nhiều trong vòng họ không đẹp lòng Ðức Chúa Trời, nên đã ngã chết nơi đồng vắng.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Song phần_nhiều trong vòng họ không đẹp_lòng Ðức_Chúa_Trời , nên đã ngã chết nơi đồng vắng .
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Toch was God niet tevreden over de meesten van hen; Hij sloeg hen neer in de woestijn.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Toda večina njih ni bila po volji Bogu; zakaj pobiti so bili v puščavi.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Totuş cei mai mulţi dintre ei, n'au fost plăcuţi lui Dumnezeu, căci au pierit în pustie.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.αλλα δεν ευηρεστηθη ο Θεος εις τους πλειοτερους εξ αυτων διοτι κατεστρωθησαν εν τη ερημω.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Но не о многих из них благоволил Бог, ибо они поражены были в пустыне.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.Та многих з них не вподобав Бог, бо поражені були в пустині.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.אבל ברבם לא רצה האלהים ופגריהם נפלו במדבר׃
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.لكن باكثرهم لم يسرّ الله لانهم طرحوا في القفر.
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.但 他 們 中 間 、 多 半 是 神 不 喜 歡 的 人 . 所 以 在 曠 野 倒 斃
Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.但 他 們中間 、 多半 是 神不喜歡 的 人 . 所以 在 曠野 倒斃
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Cu toate acestea, persistă diferenţe importante între ţări.
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Der tegner sig dog fortsat tre vigtige forskelle mellem landene.
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Maiden välillä on silti edelleen suuria eroja.
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Med državami pa vendarle obstajajo pomembne razlike.
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Po několikaletém poklesu na počátku tohoto desetiletí se nyní trend v úmrtích vyvolaných drogami vyrovnal.
Ne var ki ülkeler arasında yine önemli farklılıklar vardır.Наличните данни затрудняват съставянето на заключения в тази сфера.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ale Uriáš spal u vrat domu královského se všemi služebníky pána svého, a nešel do domu svého.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ali Urija je spal pred vrati kraljeve hiše z vsemi hlapci gospoda svojega in ni šel doli v hišo svojo.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.그러나 우리아는 집으로 내려가지 아니하고 왕궁 문에서 그 주의 신복들로 더불어 잔지라
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Mas Urias dormiu � porta da casa real, com todos os servos do seu senhor, e não desceu a sua casa.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ma Uria dormì alla porta della reggia con tutti i servi del suo signore e non scese a casa sua
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.men Urias lagde sig ved Indgangen til Kongens Palads hos sin Herres Folk og, gik ikke ned til sit Hus.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Nhưng U-ri không về nhà mình , ngủ tại cửa đền vua cùng các tôi_tớ vua .
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Nhưng U-ri không về nhà mình, ngủ tại cửa đền vua cùng các tôi tớ vua.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Pero Urías durmió a la puerta del palacio junto con todos los siervos de su señor, y no descendió a su casa
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Tetapi Uria tidak pulang melainkan tidur di depan pintu gerbang istana bersama para pengawal raja
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Но Урия спал у ворот царского дома со всеми слугами своего господина, и не пошел в свой дом.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Но Урия спа при вратата на царската къща с всичките слуги на господаря си, и не слезе у дома си.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.וישכב אוריה פתח בית המלך את כל עבדי אדניו ולא ירד אל ביתו׃
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.ونام اوريا على باب بيت الملك مع جميع عبيد سيده ولم ينزل الى بيته.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.烏 利 亞 卻 和 他 主 人 的 僕 人 一 同 睡 在 宮 門 外 、 沒 有 回 家 去
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.烏利亞卻 和 他 主人 的 僕人 一同 睡在 宮門外 、 沒有 回家 去
Ne var ki ürünlerinin doğru şekilde dağıtılmasını sağlamakla UUIM görevini tamamlamış olmaz.Mais le travail de l’OND ne se borne pas assurer la distribution correcte de ses produits.
Ne var ki ürünlerinin doğru şekilde dağıtılmasını sağlamakla UUIM görevini tamamlamış olmaz.Включение распространения продуктов в коммуникационную стратегию
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Aufgrund der Wasserknappheit in Griechenland verzögerten sich die weiteren Lieferungen.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.I september 2008 hade 29 fartyg kommit från Grekland.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Men der skal også udformes politikker for tilpasninger på længere sigt.
Ne var ki, uzun vadeli uyum sağlama stratejileri de geliştirilmelidir.Vendar pa je treba oblikovati tudi dolgoročne politike prilagajanja.