Ne var ki, Rehavam ileri gelenlerin öğüdünü reddederek birlikte büyüdüğü genç görevlilerine danıştı:王 卻 不 用 老 年 人 給 他 出 的 主 意 、 就 和 那 些 與 他 一 同 長 大 、 在 他 面 前 侍 立 的 少 年 人 商 議
Ne var ki, Rehavam ileri gelenlerin öğüdünü reddederek birlikte büyüdüğü genç görevlilerine danıştı:王 卻 不 用 老 年 人 給 他 出 的 主 意 、 就 和 那 些 與 他 一 同 長 大 在 他 面 前 侍 立 的 少 年 人 商 議
Ne var ki, Rehavam ileri gelenlerin öğüdünü reddederek birlikte büyüdüğü genç görevlilerine danıştı:王 卻 不 用 老年人 給 他 出 的 主意 、 就 和 那些 與 他 一同 長大 、 在 他 面前 侍立 的 少年人 商議
Ne var ki, Rehavam ileri gelenlerin öğüdünü reddederek birlikte büyüdüğü genç görevlilerine danıştı:王 卻 不 用 老年人 給 他 出 的 主意 、 就 和 那些 與 他 一同長大 在 他 面前 侍立 的 少年人 商議
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.Indus-kirjoituksessa, ja vain tässä tekstissä se esiintyy kahdentuneena.
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.Indus-völgyi írásban, és csak ebben az egyetlen szövegben fordul elő megduplázva.
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.이 텍스트에서만 두번 연달아 나옵니다.
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.ורק בטקסט זה הוא מופיע בכפילות זוגית.
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.وانها الوحيدة في هذا النص انه تظهر كزوج مضاعف.
Ne var ki sadece bu metinde peş peşe kullanılmış.ここ以外に見つかっていません なぜなのでしょう?
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Aber diese gehorchten nicht, sondern taten nach ihrer vorigen Weise.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Ale neposlúchli, a robili a robia podľa drievnej svojej obyčaje.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.A však neposlechli, ale vedlé obyčeje svého starého činili.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Contudo eles não ouviram; antes fizeram segundo o seu antigo costume.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Dầu vậy , các dân_tộc ấy không nghe theo , nhưng còn làm theo thói_tục cũ của mình .
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Dầu vậy, các dân tộc ấy không nghe theo, nhưng còn làm theo thói tục cũ của mình.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.De ezek nem engedelmeskedtek, hanem elõbbi szokásaik szerint cselekedtek.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Dog vilde de ikke høre, men blev ved at handle som før.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Ei n'au ascultat, şi au urmat obiceiurile lor dela început.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Essi però non ascoltarono: agirono sempre secondo i loro antichi costumi
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Et ils n`ont point obéi, et ils ont suivi leurs premiers usages.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.그러나 저희가 듣지 아니하고 오히려 이전 풍속대로 행하였느니라
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Maar de Israëlieten luisterden niet en gingen gewoon door met het dienen van afgoden.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Men de vilde ikke høre, de bar sig at på samme vis som før.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Men de ville icke höra härpå, utan gjorde likasom förut.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Mutta he eivät totelleet, vaan tekivät vanhan tapansa mukaan.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Pero ellos no escucharon; antes bien, hicieron según su antigua costumbre
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Tetapi penduduk Samaria itu tidak mau mendengar; mereka tetap berpegang pada adat istiadat mereka
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Πλην δεν υπηκουσαν, αλλ' εκαμνον κατα τους προτερους τροπους αυτων.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Но они не послушали, а поступали по прежним своим обычаям.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.Те, обаче, не послушаха, но постъпваха според по-предишните си обичаи.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.ולא שמעו כי אם כמשפטם הראשון הם עשים׃
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.فلم يسمعوا بل عملوا حسب عادتهم الاولى.
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.他 們 卻 不 聽 從 、 仍 照 先 前 的 風 俗 去 行
Ne var ki Samiriyeye yerleşenler buna kulak asmadılar ve eski törelerine göre yaşamaya devam ettiler.他 們卻 不 聽從 、 仍照 先前 的 風俗 去 行
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,A Sára videla syna Hagari, Egypťanky, ktorého porodila Abrahámovi, že je posmievač.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Då fick Sara se Hagars, den egyptiska kvinnans, son, som denna hade fött åt Abraham, leka och skämta;
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,In Sara je videla sina Agare Egipčanke, ki ga je bila rodila Abrahamu, da se posmehuje,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Ja Saara näki egyptiläisen Haagarin pojan, jonka tämä oli Aabrahamille synnyttänyt, ilvehtivän
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,사라가 본즉 아브라함의 아들 애굽 여인 하갈의 소생이 이삭을 희롱하는지라
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Men da Sara så Ægypterinden Hagars Søn, som hun havde født Abraham, lege med hendes Søn Isak,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Mikor pedig Sára nevetgélni látá az Égyiptombéli Hágárnak fiát, kit Ábrahámnak szûlt vala,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Og Sara så at egypterkvinnen Hagars sønn, som hun hadde født Abraham, spottet,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Ora, Sara viu brincando o filho de Agar a egípcia, que esta dera � luz a Abraão.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Pada suatu hari, Ismael, anak Abraham dan Hagar wanita Mesir itu, sedang bermain-main dengan Ishak, anak Sara
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Potem ujrzała Sara syna Hagary, Egipczanki, przeszydzającego, którego urodziła Abrahamowi;
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sara a văzut rîzînd pe fiul pe care -l născuse lui Avraam Egipteanca Agar.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sa-ra thấy đứa trai của A-ga , người Ê - díp-tô , đã sanh cho Áp - ra-ham , cười_cợt ,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sa-ra thấy đứa trai của A-ga, người Ê-díp-tô, đã sanh cho Áp-ra-ham, cười cợt,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sara vio al hijo de Agar la egipcia, que ésta le había dado a luz a Abraham, que se burlaba
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sara vit rire le fils qu`Agar, l`Égyptienne, avait enfanté à Abraham;
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Sara zag dat Ismaël, de zoon van Hagar, smalend toekeek.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Und Sara sah den Sohn Hagars, der Ägyptischen, den sie Abraham geboren hatte, daß er ein Spötter war,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Viděla pak Sára, že syn Agar Egyptské, kteréhož porodila Abrahamovi, jest posměvač.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,Και ειδεν η Σαρρα τον υιον της Αγαρ της Αιγυπτιας, τον οποιον εγεννησεν εις τον Αβρααμ, περιγελωντα τον Ισαακ.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,А Сара видя, че синът на египтянката Агар, когото бе родила на Авраама се присмива;
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,И увидела Сарра, что сын Агари Египтянки, которого она родилаАврааму, насмехается,
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,ותרא שרה את בן הגר המצרית אשר ילדה לאברהם מצחק׃
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,ورأت سارة ابن هاجر المصرية الذي ولدته لابراهيم يمزح.
Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,當 時 、 撒 拉 看 見 埃 及 人 夏 甲 給 亞 伯 拉 罕 所 生 的 兒 子 戲 笑