ne var ki ile cümle

ne var ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
14
ORT. KELİME
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.es zu berücksichtigen gilt.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Mnohé otázky však ještě zbývá vyřešit.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Niettemin blijven er vele problemen onopgelost.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.No obstante, aún quedan muchas cuestiones por abordar.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Tästä huolimatta monet kysymykset ovat vielä ratkaisematta.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Trots ansatsen återstår många frågor att ta itu med.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Tym niemniej pozostaje do rozwiązania wiele problemów.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Vendarle pa bi se morali posvetiti še številnim vprašanjem.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Εντούτοις, εξακολουθούν να υπάρχουν πολλά θέματα που πρέπει να αντιμετωπιστούν.
Ne var ki, hâlâ ele alınmayan birçok sorun mevcuttur.Въпреки това, много въпроси остава да бъдат решени.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ale nie chciał lud usłuchać głosu Samuelowego; owszem mówili: Nic z tego; ale król niech będzie nad nami,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,A nép azonban nem akart Sámuel szavára hallgatni, és mondának: Nem! hanem király legyen felettünk.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Avšak ľud nechcel počuť na hlas Samuelov, ale povedali: Nie, ale kráľ bude nad nami.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên, mà rằng: Không, phải có một vua trên chúng tôi.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân_sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên , mà rằng : Không , phải có một vua trên chúng_tôi .
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Folket vilde dog ikke rette sig efter Samuel, men sagde: "Nej, en Konge vil vi have over os,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Il popolo non diede retta a Samuele e rifiutò di ascoltare la sua voce, ma gridò: «No, ci sia un re su di noi
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,백성이 사무엘의 말 듣기를 거절하여 가로되 아니로소이다 우리도 우리 왕이 있어야 하리니
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Le peuple refusa d`écouter la voix de Samuel. Non! dirent-ils, mais il y aura un roi sur nous,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ljudstvo pa se brani poslušati glas Samuelov, in reko: Kratko ne; temuč kralja hočemo imeti,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket vilde ikke høre på Samuel, de sa: Nei, vi vil ha en konge over oss.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket ville icke lyssna till Samuels ord, utan sade: »Nej, en konung måste vi hava över oss.»
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Mutta kansa ei tahtonut kuulla Samuelin puhetta, vaan sanoi: "Ei, kuningas meillä pitää olla.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Nechtěl však lid uposlechnouti řeči Samuelovy, a řekli: Nikoli, ale král bude nad námi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,O povo, porém, não quis ouvir a voz de Samuel; e disseram: Não, mas haverá sobre nós um rei,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Poporul n'a vrut să asculte glasul lui Samuel. ,,Nu!`` au zis ei, ,,ci să fie un împărat peste noi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Sin embargo, el pueblo rehusó escuchar a Samuel. Y dijeron: --¡No! Más bien, que haya rey sobre nosotros
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Но народ не согласился послушаться голоса Самуила, и сказал: нет, пусть царь будет над нами,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Обаче, людете не искаха да послушат Самуиловия глас, а рекоха: Не, но цар нека има над нас,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,וימאנו העם לשמע בקול שמואל ויאמרו לא כי אם מלך יהיה עלינו׃
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,فأبى الشعب ان يسمعوا لصوت صموئيل وقالوا لا بل يكون علينا ملك.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百 姓 竟 不 肯 聽 撒 母 耳 的 話 、 說 、 不 然 、 我 們 定 要 一 個 王 治 理 我 們
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百姓 竟 不 肯 聽 撒母耳 的話 、 說 、 不然 、 我 們 定要 一 個 王 治理 我 們
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Avšak ľud ešte vždy obetoval na výšinách, len že Hospodinovi, svojmu Bohu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.A však vždy ještě lid obětoval na výsostech, ale toliko Hospodinu Bohu svému.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Bo zebrawszy pieniądze, które się znalazły w domu Pańskim, oddali je w ręce przystawów i w ręce robotników.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Contudo o povo ainda sacrificava nos altos, mas somente ao Senhor seu Deus.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy , dân_sự còn tế_lễ cho Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời của mình mà thôi .
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy, dân sự còn tế lễ cho Giê-hô-va Ðức Chúa Trời của mình mà thôi.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Doch opferte das Volk noch auf den Höhen, wiewohl dem HERRN, ihrem Gott.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dog ofret folket ennu på haugene, men bare til Herren sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.백성이 그 하나님 여호와께만 제사를 드렸으나 오히려 산당에서 제사를 드렸더라
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Le peuple sacrifiait bien encore sur les hauts lieux, mais seulement à l`Éternel, son Dieu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men folket offrade ännu på höjderna, dock allenast åt HERREN, sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men Folket vedblev at ofre på Offerhøjene, dog kun til HERREN deres Gutd.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mindazáltal még akkor a nép áldozik vala a magaslatokon; de csak az Úrnak, az õ Istenének.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mutta kansa uhrasi edelleen uhrikukkuloilla, kuitenkin ainoastaan Herralle, Jumalallensa.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Poporul jertfea tot pe înălţimi, dar numai Domnului Dumnezeului său.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Sin embargo, el pueblo seguía ofreciendo sacrificios en los lugares altos, aunque sólo a Jehovah su Dios
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Tuttavia il popolo continuava a sacrificare sulle alture, anche se lo faceva per il Signore
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Vendar pa je ljudstvo še darovalo po višavah, dasi le GOSPODU, Bogu svojemu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Ο λαος ομως εθυσιαζεν ετι επι τους υψηλους τοπους, πλην μονον εις Κυριον τον Θεον αυτων.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но людете още жертвуваха по високите места, обаче, само на Господа своя Бог.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но народ еще приносил жертвы на высотах, хотя и Господу Богу своему.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.אבל עוד העם זבחים בבמות רק ליהוה אלהיהם׃
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.الا ان الشعب كانوا بعد يذبحون على المرتفعات انما للرب الههم.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百 姓 卻 仍 在 邱 壇 上 獻 祭 、 只 獻 給 耶 和 華 他 們 的 神
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百姓 卻 仍 在 邱壇 上 獻祭 、 只 獻給 耶和華 他 們的神
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Brug inden for de seneste 30 dage: mindre end 1 million
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Il convient toutefois d’être prudent et de veiller à ne pas conclure de façon trop hâtive et simpliste.

İlgili Sayfalar