Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Sin embargo, el pueblo rehusó escuchar a Samuel. Y dijeron: --¡No! Más bien, que haya rey sobre nosotros
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Но народ не согласился послушаться голоса Самуила, и сказал: нет, пусть царь будет над нами,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Обаче, людете не искаха да послушат Самуиловия глас, а рекоха: Не, но цар нека има над нас,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,וימאנו העם לשמע בקול שמואל ויאמרו לא כי אם מלך יהיה עלינו׃
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,فأبى الشعب ان يسمعوا لصوت صموئيل وقالوا لا بل يكون علينا ملك.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百 姓 竟 不 肯 聽 撒 母 耳 的 話 、 說 、 不 然 、 我 們 定 要 一 個 王 治 理 我 們
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百姓 竟 不 肯 聽 撒母耳 的話 、 說 、 不然 、 我 們 定要 一 個 王 治理 我 們
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Avšak ľud ešte vždy obetoval na výšinách, len že Hospodinovi, svojmu Bohu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.A však vždy ještě lid obětoval na výsostech, ale toliko Hospodinu Bohu svému.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Bo zebrawszy pieniądze, które się znalazły w domu Pańskim, oddali je w ręce przystawów i w ręce robotników.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Contudo o povo ainda sacrificava nos altos, mas somente ao Senhor seu Deus.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy , dân_sự còn tế_lễ cho Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời của mình mà thôi .
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dầu vậy, dân sự còn tế lễ cho Giê-hô-va Ðức Chúa Trời của mình mà thôi.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Doch opferte das Volk noch auf den Höhen, wiewohl dem HERRN, ihrem Gott.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Dog ofret folket ennu på haugene, men bare til Herren sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.백성이 그 하나님 여호와께만 제사를 드렸으나 오히려 산당에서 제사를 드렸더라
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Le peuple sacrifiait bien encore sur les hauts lieux, mais seulement à l`Éternel, son Dieu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men folket offrade ännu på höjderna, dock allenast åt HERREN, sin Gud.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Men Folket vedblev at ofre på Offerhøjene, dog kun til HERREN deres Gutd.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mindazáltal még akkor a nép áldozik vala a magaslatokon; de csak az Úrnak, az õ Istenének.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Mutta kansa uhrasi edelleen uhrikukkuloilla, kuitenkin ainoastaan Herralle, Jumalallensa.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Poporul jertfea tot pe înălţimi, dar numai Domnului Dumnezeului său.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Sin embargo, el pueblo seguía ofreciendo sacrificios en los lugares altos, aunque sólo a Jehovah su Dios
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Tuttavia il popolo continuava a sacrificare sulle alture, anche se lo faceva per il Signore
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Vendar pa je ljudstvo še darovalo po višavah, dasi le GOSPODU, Bogu svojemu.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Ο λαος ομως εθυσιαζεν ετι επι τους υψηλους τοπους, πλην μονον εις Κυριον τον Θεον αυτων.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но людете още жертвуваха по високите места, обаче, само на Господа своя Бог.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.Но народ еще приносил жертвы на высотах, хотя и Господу Богу своему.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.אבל עוד העם זבחים בבמות רק ליהוה אלהיהם׃
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.الا ان الشعب كانوا بعد يذبحون على المرتفعات انما للرب الههم.
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百 姓 卻 仍 在 邱 壇 上 獻 祭 、 只 獻 給 耶 和 華 他 們 的 神
Ne var ki, halk tapınma yerlerinde kurban sunmayı sürdürdü; ancak yalnız Tanrıları RABbe kurban sunuyorlardı.百姓 卻 仍 在 邱壇 上 獻祭 、 只 獻給 耶和華 他 們的神
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Brug inden for de seneste 30 dage: mindre end 1 million
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Il convient toutefois d’être prudent et de veiller à ne pas conclure de façon trop hâtive et simpliste.
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Je však třeba se obezřetně bránit vyvozování jakýchkoli jednoduchých příčinných vysvětlení.
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Meidän on kuitenkin varottava johtamasta tilanteesta yksinkertaisia syy-seuraussuhteita.
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Sin embargo, conviene ser prudente a la hora de inferir cualquier explicación causal simple.
Ne var ki, herhangi basit bir nedensel açıklama bulmaya çalışırken, ihtiyatlı davranılmalıdır.Użycie w ciągu ostatniego miesiąca: poniżej 1 mln osób.
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Aber sie sind nicht alle dem Evangelium gehorsam. Denn Jesaja sagt: "HERR, wer glaubt unserm Predigen?"
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Aleć nie wszyscy posłuszni byli Ewangielii; albowiem Izajasz mówi: Panie! któż uwierzył kazaniu naszemu?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ale ne všickni uposlechli evangelium. Nebo Izaiáš praví: Pane, kdo uvěřil kázání našemu?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ale nie všetci poslúchli evanjelium. Lebo Izaiáš hovorí: Pane, kto uveril našej zvesti?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Dar nu toţi au ascultat de Evanghelie. Căci Isaia zice: ,Doamne, cine a crezut propovăduirea noastră?`
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Dog ikke alle løde Evangeliet; thi Esajas siger: "Herre! hvem troede det, (han hørte af os?")
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››그러나 저희가 다 복음을 순종치 아니하였도다 이사야가 가로되 주여 우리의 전하는 바를 누가 믿었나이까 하였으니
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Mais tous n`ont pas obéi à la bonne nouvelle. Aussi Ésaïe dit-il: Seigneur, Qui a cru à notre prédication?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Ma non tutti hanno obbedito al vangelo. Lo dice Isaia: Signore, chi ha creduto alla nostra predicazione
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Mas nem todos deram ouvidos ao evangelho; pois Isaías diz: Senhor, quem deu crédito � nossa mensagem?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Men ikke alle var lydige mot evangeliet. For Esaias sier: Herre! hvem trodde vel det han hørte av oss?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Pero no todos obedecieron el evangelio, porque Isaías dice: Señor, ¿quién ha creído a nuestro mensaje
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Αλλα δεν υπηκουσαν παντες εις το ευαγγελιον. Διοτι ο Ησαιας λεγει Κυριε, τις επιστευσεν εις το κηρυγμα ημων;
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Но не все послушались благовествования. Ибо Исаия говорит: Господи! кто поверил слышанному от нас?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››Та не всї послухали благовістя. Ісаїя бо глаголе: Господи, хто увірував голосу нашому?
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››אך לא כלם שמעו לקול הבשורה כי ישעיהו אמר יהוה מי האמין לשמעתנו׃
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››لكن ليس الجميع قد اطاعوا الانجيل لان اشعياء يقول يا رب من صدق خبرنا.
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››只 是 人 沒 有 都 聽 從 福 音 . 因 為 以 賽 亞 說 、 『 主 阿 、 我 們 所 傳 的 有 誰 信 呢 。
Ne var ki, herkes Müjdeye uymadı. Yeşayanın dediği gibi: ‹‹Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?››只是 人沒 有 都 聽從 福音 . 因為 以 賽亞說 、 『 主阿 、 我們所傳 的 有誰信 呢 。
Ne var ki?Hvad er der?
Ne var ki ilerleme kaydedildiği zaman bunun farkına varılması önemlidir.Avšak je třeba uznat pokrok tam, kde k němu došlo.
Ne var ki ilerleme kaydedildiği zaman bunun farkına varılması önemlidir.Cu toate acestea, este important să fie recunoscute progresele realizate.