Ne var ki, bu adaylığın ciddi olup olmadığı tartışma konusudur.Der er stadig en vis debat om dette forhold var vigtigt eller ej.
Ne var ki bu defa da tek partici bir meclis oldu.Denne gang har det kun været os to og en trompetist.
Ne var ki, Rusya ve dışındaki üç devlet dışında bağımsızlıklarını kimse tanımamıştır.Indtil for nylig, var disse racer ukendte uden for Tyskland og Rusland.
Ne var ki, bela hep onları bulmaktadır.Santa – Han er altid i vejen for de andre.
Ne var ki Einstein, sonradan kozmolojik sabit önerisinin bir hata olduğunu söyleyerek bu öneriden vazgeçti.Zenvo forklarede efterfølgende, at det denne gang skyldtes en fejl i brændstofsledningen.
Ne var ki, tüm bu başarı ve terfilere rağmen Tiberius mutlu değildi.Imidlertid, til tross for disse framgangene og forfremmelsene, var Tiberius ikke lykkelig.
Ne var ki, yazdıklarını okuyup bitirince, bir başkasını öne sürerek, kendini anlatmış olduğunu görmüştür.Men om han har lest den, vet jeg at han har fullstendig, løgnaktig, og forutsettende misforstått den».
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Noe sanatoriumdrift ble det imidlertid aldri.
Ne var ki, bu işlem çocukların %5'inden az bir kısmında başarılı oluyordu.Av den grunn bodde trolig mindre enn 5 % i byer.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.De gjorde intet uten å rådspørre seg med gudene og motta tegn fra dem.
Ne var ki 1899 yılında ülkeye monarşi geri dönmüştü.Men monarkiet ble likevel gjenintrodusert i 1899.
Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi.Ingen av dem hadde villet forlate landet.
Ne var ki, bu adaylığın ciddi olup olmadığı tartışma konusudur.Det er likevel fremdeles under debatt om dette var viktig eller ikke.
Ne var ki bu defa da tek partici bir meclis oldu.Det ble avholdt en rekke konserter også denne gangen.
Ne var ki hükümdarlığı çok uzun sürmedi, 1747'de bir suikast sonucu öldü.Det ble imidlertid ikke iverksatt noe, for kongen døde i 1746.
Ne var ki Elene yaşlı adamdan hamile kalır.Han finner ut at elefanten er gravid.
Ne var ki mart ayı sonlarında Kızıl Ordunun da soluğu kesilmiş ve cephe istikrara kavuşmuştur.Ved utgangen av august hadde Den røde armé likevel nådd sine mål.
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.Han ble drept i dette forsøket.
Ne var ki işler düşündüğü gibi gitmemiş, çünkü Oknos'un eşeği hasır ipi öbür ucundan yemeye durmuş.Men de er ikke helt som gjøken, fordi gjøkhumlen forsøker å ta over humlebolet.
Ne var ki birlik hızlı bir şekilde radikal ve anti-kapitalist bir çizgiye kaydı.Namun, partai ini dengan cepat berkembang menjadi radikal dan anti kapitalis.
Ne var ki, bu çaba Michele Alboreto, Alex Caffi ve Stefan Johansson'un puan kazanmasına yetmemiştir.Namun, yang tidak memungkinkan Michele Alboreto, Alex Caffi atau Stefan Johansson untuk mencetak poin.
Ne var ki birkaç yıl sonra Hippias yeniden iktidarı ele almak için Sparta'nın desteğinde girişimde bulunmuştu.Beberapa tahun kemudian, Hippias berupaya untuk berkuasa kembali di Athena, dengan dibantu oleh Sparta.
Ne var ki, baban hal ehli idi; sen kal (söz) ehlisin.Adapun teks hadis yang dimaksud adalah, "Sesungguhnya ayah kalian satu, dan sesungguhnya agama kalian satu.
Ne var ki, buradaki çocuklar tarafından kurtarılır.Kemudian ia diselamatkan oleh orang-orang di sana.
Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir.Namun, mekanisme pembagian biaya bisa tidak selalu dianggap adil.
Ne var ki hükümdarlığı çok uzun sürmedi, 1747'de bir suikast sonucu öldü.Namun, pemerintahannya singkat karena dia dibunuh pada 1440.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Meskipun demikian, sebenarnya Ratu adalah seorang yang rapuh.
Ne var ki sadece sarı ve lacivert renk vardır.Ada pula kaca yang berwarna merah dan kuning.
Ne var ki, bu gemiler uygulamada pek yarar sağlamıyordu.Tetapi kapal ini tidak berani untuk terlalu mendekat.
Ne var ki, kazanca giden yol 115 hamleye dek uzayabilir.Pada kondisi yang cocok, imago dapat hidup hingga 115 hari.
Ne var ki bazı eserlerin onun tarafından dikte ettiği rivayet edilir.Sebaliknya banyak ulama yang menerima hadis dari dia.
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.Ia ikut tewas dalam kecelakaan ini.
Ne var ki, tüm bu başarı ve terfilere rağmen Tiberius mutlu değildi.Tuy nhiên, bất chấp những thành công này và sự thăng tiến của mình, Tiberius đã không hạnh phúc.
Ne var ki, Maximus 387'de İtalya'yı işgale girişince Theodosius harekete geçmek zorunda kaldı.Tuy nhiên, khi Maximus đã bắt đầu một cuộc xâm lược Ý năm 387, Theodosius đã buộc phải hành động.
Ne var ki General Student, İngiliz kuvvetlerine esir düştü ve görevi devralmaya gelemedi.Nhưng Student đã bị quân Anh bắt trước khi có thể nhận chức.
Ne var ki Letonya ile yapılan rövanş maçı 1-1 bitti.Anh ghi bàn trong trận hòa 1-1 với Latvia.
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Tuy nhiên nhà thờ này chưa bao giờ có đàn organ.
Ne var ki Alman Üst Komutanlığı’nın işi değildir bu.Nhưng, may mắn cho viên chỉ huy quân đội Đức, ông không phải làm điều đó.
Ne var ki her eski eşya da antika sayılmaz.Không phải tất cả các cửa hàng đồ cũ là cửa hàng ký gửi.
Ne var ki, bu akımın algılanma biçimi geleneksel anlayışla pek örtüşmemektedir.Tuy nhiên, các khía cạnh định hướng quá khứ của khái niệm truyền thống là không phù hợp.
Ne var ki bu aile kraliçenin ölümüyle sarsılır.Hắn điên cuồng giết chết Trinh Nương.
Ne var ki Elene yaşlı adamdan hamile kalır.Thị Mầu lại có thai với người đầy tớ.
Ne var ki, Newton dizileri genellikle tanımlı değillerdir.Nhưng không như người hàng xóm Everton, đơn của họ không được chấp nhận.
Ne var ki başarılı olamaz ve bu kaçırma olayı bir baskınla sonuçlanır.Trong các trường hợp khác, các vụ bắt cóc là không liên ứng và kết quả là một vụ hiếp dâm.
Ne var ki bu ağır hastalık, onun sanat çalışmalarını engelleyemedi.Tuy nhiên chấn thương này đã không gây ảnh hưởng tới màn trình diễn của cô ấy.
Ne var ki, baban hal ehli idi; sen kal (söz) ehlisin.あなたがたの父なる神が慈悲深いように、あなたがたも慈悲深い者となれ。
Ne var ki artık insanlar şeytanı aşmışlardır.魔物 人ならざる異形の者たち。
Ne var ki, bu teknolojik olarak mümkün değildir.これは技術的に可能であろうか。
Ne var ki Alman hatları fazlasıyla ileri çıkmıştı.しかし、ドイツ軍の戦線は拡大しすぎていた。
Ne var ki, bu sömürge ağır hastalıklar ve 1688 Hint saldırısı sonucunda yok olmuştur.この植民地は病気とインディアンからの攻撃にあって1688年には消滅した。
Ne var ki Fred eşini kaybettiği için depresyondadır.ジョンは妻を失ったことで悲しみに暮れる。
Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi.イタリアを離れたことはなかったらしい。
Ne var ki, ateşkes kısa süreli olmuştur.しかしながら休養は短期間であった。
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.元々の定義は水の凝固点を0度、沸点を100度とするものであった。
Ne var ki bu tankların oldukça önemli bir kısmı, T-70 hafif tanklardır.使用戦車はT-70軽戦車。
Ne var ki bütün bunlar, “Bildiğimiz kadarıyla…” diye başlamalıdır.また「知は行の始めにして、行は知の成なり」とする。
Ne var ki daha sonra Paralı Askerler Savaşı sırasında bu sınırlama geçici olarak ortadan kalkmıştır.ただし、戦時にはこの制限は撤廃される。
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.女王様気質の女性。
Ne var ki kuruluş dilekçesine sekiz ay sonra ret yanıtı geldi.提訴以来8回にわたる口頭弁論が行われた。
Ne var ki bu yolculukta öldürülecekti.1つ目は、この場で殺されること。