Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Denne pige var tilfældigvis den eneste pige i hele landsbyen, som havde klaret det til niende klasse.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Dieses Mädchen war zufällig das einzige Mädchen im ganzen Dorf, das es bis zur 9. Klasse geschafft hatte.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Dit meisje bleek het enige meisje te zijn in het hele dorp dat de middelbare school had gehaald.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Esa niña resultó ser la única en toda la aldea que había llegado al noveno grado.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Essa rapariga era a única, em toda a aldeia, a ter conseguido estudar até ao 9º ano.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Kiderült, hogy ez a lány az egyetlen lány az egész faluban, akinek sikerült befejeznie az általános iskolát.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.그 소녀는 그 마을 전체에서 중학교를 마친 유일한
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.La ragazza era l'unica ragazza di tutto il villaggio che era arrivata alla prima superiore.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Okazało się, że to jedyna dziewczynka w wiosce, której udało się dotrwać do dziewiątej klasy.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.S-a întâmplat ca acea fată să fie singura fată din întregul sat care reuşise să ajungă în clasa a noua.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Αυτό το κορίτσι έτυχε να είναι το μόνο κορίτσι σε ολόκληρο το χωριό που είχε φτάσει έως την ένατη τάξη.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Момичето беше единственото момиче в цялото село, което беше учило до девети клас.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Так сталося, що ця дівчина була єдиною дівчиною в цілому селі, яка довчилася до дев'ятого класу.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Эта девочка была единственной во всей деревне, кто доучился до девятого класса.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.הילדה הזו היתה הילדה היחידה בכל הכפר שהצליחה להגיע
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.وقد تصادف أن تكون هذه الفتاة الفتاة الوحيدة في القرية بأكملها التي قد استطاعت الوصول
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.その村全体でただ一人 9年生に上がった 少女でした
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.Cumva intră în această rezervă.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.De alguna forma entran en esta "reserva".
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.De kommer på en eller anden måde ind i denne reserve.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.Elles restent dans cette réserve.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.그들은 어떻게든 예비역 개미가 됩니다.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar. Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Później przechodzą do rezerwy, aby następnie rozpocząć pracę na zewnątrz.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.Ze komen op één of andere manier in de reserve terecht.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.Затем, как-то попадают в резерв.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.Някак влизат в този резерв.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.הן איכשהו מצטרפות לעתודה.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.فإنهم نوعاً عندما يصلون إلى البلوغ.
Her nasılsa bu rezervin içine sızarlar.ついには外で働くアリとなります
Her nasılsa.Cine ştie ?!
Her nasılsa.Hoe dan ook.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerDường như bằng cách nào đó chúng đã nghĩ ra được cách nguỵ trang
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürler그들은 어떻게든 해서 스스로 분장을 하는 방법을 개발한 것으로 보일 것 입니다.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerMereka kelihatannya entah bagaimana diciptakan sedemikian untuk berkamuflase.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerOgenschijnlijk hebben ze het voor elkaar gekregen om gecamoufleerd te blijven.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerParece que de alguna manera han diseñado su manera de mantenerse camuflado.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerParece que elas de alguma forma tivessem engenhado uma maneira para se manterem camufladas.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerSembra che in qualche modo abbiano progettato il loro rimanere mimetizzate.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerSie scheinen es geschafft zu habe, sich so zu verändern, dass sie getarnt bleiben.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerWygląda na to, że w jakoś wypracowały sposób, żeby być niewidocznym.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerZdálo by se, že sami jaksi našli způsob, jak se úspěšně maskovat.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerВиявляється, вони якось виробили власний спосіб залишатись непоміченими.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerلما يبدو من قدرتها على التنكر للبقاء حية.
Her nasılsa, kamuflaj olmak için tasarlanmış gibi görünürlerそんなふうに見えるからね。 でも、そこで話したポイントは
Her nasılsa.V každém případě.
Her nasılsa. Yine de, ilk zamanlar pek tatminkâr değildi.Ну и, в общем, конечно, в первый раз было нелегко...
Her nasılsa.Όπως και να 'χει.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Come una gabbia piena di uccelli, così le loro case sono piene di inganni; perciò diventano grandi e ricchi
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Como jaulas llenas de pájaros, así están sus casas llenas de fraude. Así se han hecho grandes y ricos
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Cum se umple o colivie de păsări, aşa se umplu casele lor prin vicleşug; aşa ajung ei puternici şi bogaţi.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klatka pełna ptaków, tak domy ich pełne są zdrady; przetoż się wzmogli i zbogacili.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klece plná ptáků, tak domové jejich plní jsou lsti. Protož zrostli a zbohatli,
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Jako klietka, plná vtákov, tak sú ich domy plné ľsti; preto vzrástli a zbohatli.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Kakor ptičev polna ptičnica, tako so njih hiše polne zvijače, zato so veliki in bogati.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,조롱에 새들이 가득함같이 너희 집들에 속임이 가득하도다 그러므로 너희가 창대하고 거부가 되어
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Mint a madárral teli kalitka, úgy vannak teli az õ házaik álnoksággal; ezért lettek nagyokká és gazdagokká!
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Nhà chúng nó đầy sự dối trá, cũng như lồng đầy chim vậy, vì đó chúng nó trở nên lớn và giàu.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Nhà chúng_nó đầy sự dối_trá , cũng_như lồng đầy chim vậy , vì đó chúng_nó trở_nên lớn và giàu .
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Som et Bur er fuldt af Fugle, således er deres Huse fulde af Svig; derfor blev de store og rige.
Kuş dolu bir kafes nasılsa, Onların evleri de hileyle dolu. Bu sayede güçlenip zengin oldular,Som et bur er fullt av fugler, således er deres hus fulle av svik; derfor er de blitt store og rike.