Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.Обикновено, архитектът може да си представи крайното състояние на това, което моделира.
Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.Обычно архитектор представляет в голове, как в итоге будет выглядеть то, что он создаёт.
Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.בדרך כלל, אדריכל יכול איכשהו לדמיין את המצב הסופי של מה שהוא מעצב.
Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.عادة، يستطيع المعماري على نحو ما تصور الحالة النهائية لما يقوم بتصميمه.
Genelde bir mimar nasılsa, tasarladığı şeyin, son halini tasavvur edebilir.最終状態を思い描けますが 私のやり方の場合 過程で結果が決まります
Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.Eu realmente gostaria de fazer um vídeo separado disso.
Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.מן הסתם תראו מתישהו.
Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.والتي على الأرجح ستراها في نهاية المطاف.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Aj, kdožkoli užívá přísloví, o tobě užive přísloví, řka: Jakáž matka, takáž dcera její.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Ecco, ogni esperto di proverbi dovrà dire questo proverbio a tuo riguardo: Quale la madre, tale la figlia
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Eis que todo o que usa de provérbios usará contra ti deste provérbio: Tal mãe, tal filha.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Glej, sleherni, kdor rabi pregovore, obrne ta pregovor nate, govoreč: Kakršna mati, taka njena hči.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle."'He aquí que todo el que suele usar refranes usará este refrán contra ti, diciendo: ¡De tal madre, tal hija
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Hľa, každý, kto bude hovoriť v prísloví, povie o tebe príslovie a riekne: Jaká mater, taká jej dcéra.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.,,Iată că toţi cei ce spun zicători, vor spune despre tine zicătoarea aceasta: ,Cum este mama aşa şi fata!`
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Ímé, valaki közmondással él, rólad veszi azt, mondván: A minémû az anya, olyan a leánya is.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Katso, jokainen, joka sananlaskuja lausuu, on lausuva sinusta: `Tytär tulee äitiinsä`.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.무릇 속담하는 자가 네게 대하여 속담하기를 어미가 어떠하면 딸도 그렇다 하리라
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Oto ktokolwiek przez przypowieści mówi, na cię przypowieści obróci, mówiąc: Jaka matka, taka córka jej.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Phàm người hay dùng tục ngữ, sẽ lấy câu tục ngữ nầy mà nói về mầy: Mẹ thế nào, con gái thế ấy!
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Phàm người hay dùng tục_ngữ , sẽ lấy câu tục_ngữ nầy mà nói về mầy : Mẹ thế_nào , con_gái thế_ấy !
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Se, alla som bruka ordspråk skola på dig tillämpa det ordspråket: »Sådan moder, sådan dotter.»
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Se, alle som lager ordsprog, skal bruke dette ordsprog om dig: Som moren, så datteren.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Se, enhver, som ynder Ordsprog, skal bruge det Ordsprog om dig: "Som Moder så datter!"
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Voici, tous ceux qui disent des proverbes, t`appliqueront ce proverbe: Telle mère, telle fille!
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.'Zo moeder, zo dochter' zal iedereen van u zeggen.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Ιδου, πας ο παροιμιαζομενος θελει παροιμιασθη κατα σου, λεγων, κατα την μητερα η θυγατηρ αυτης.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.Вот, всякий, кто говорит притчами, может сказать о тебе: „какова мать, такова и дочь".
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.הנה כל המשל עליך ימשל לאמר כאמה בתה׃
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.هوذا كل ضارب مثل يضرب مثلا عليك قائلا مثل الام بنتها.
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.凡 說 俗 語 的 、 必 用 俗 語 攻 擊 你 、 說 、 母 親 怎 樣 、 女 兒 也 怎 樣
‹‹ ‹Herkes senin için şu deyişi söyleyecek: Annesi nasılsa kızı da öyle.凡 說俗語 的 、 必 用 俗語 攻 擊 你 、 說 、 母親 怎樣 、 女兒 也 怎樣
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.A végén mégiscsak sikerült egy kis boránt beszerezni. Íme a medve!
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Cependant, j'ai finalement réussi à me procurer du borane et voilà la bête.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.어쨌건, 전 드디어 보란을 구할수 있었고, 이게 그겁니다.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Oricum, am reuşit să obţin boran până la urmă, şi iată aici e bestia.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Sin embargo, finalmente logré conseguir un borano, y aquí está la bestia.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Toch kon ik eindelijk een boraan bemachtigen, en hier zie je hem.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Tuttavia, sono riuscito a procurarmi del borano, ed ecco qui la bestia.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Tuy nhiên, cuối cùng tôi cũng có được Borane.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Udało mi się jednak zdobyć boran, i oto on.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Wie auch immer, ich habe es geschafft ein wenig Boran in die Hände zu kriegen und hier ist das Biest.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Ωστόσο, κατάφερα τελικά να βρω βοράνιο, και ιδού το τέρας.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Но в крайна сметка успях да се добера до боран - ето го този звяр.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.Однако в конце концов мне удалось заполучить бораны, вот эта штуковина.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.בכל מקרה, הצלחתי בסופו של דבר להשיג בוראן, והנה המפלצת.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.على أي، استطعت الحصول على بوران في النهاية، وها هو الوحش.
Her nasilsa sonunda bir tane Boran bulmayi basardim, ve iste en kotusu.実際計算しても測定しても
Her nasılsa, bedenimle heykeli birmiş gibi hissettim.Era come se la statua ed il mio corpo fossero un tutt'uno.
Her nasılsa, bedenimle heykeli birmiş gibi hissettim.Я почувствовала, что статуя и мое тело как будто стали единым целым.
Her nasılsa bırakabilirim.Ich schaffe es nicht.
Her nasılsa bırakabilirim.Mi-e greu să mă abţin.
Her nasılsa bırakabilirim.Nějak nemůžu přestat.
Her nasılsa bırakabilirim.Nem tudok. Nem sikerül.
Her nasılsa bırakabilirim.- No sé, no Io consigo.
Her nasılsa bırakabilirim.Op de een of andere manier kan ik niet stoppen.
Her nasılsa bırakabilirim.Για κάποιον λόγο δεν μπορώ να σταματήσω.
Her nasılsa bırakabilirim.- Не мога да спра.
Her nasılsa bırakabilirim.- Я не знаю, у меня не получается...
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Cô bé này tình cờ lại là cô bé duy nhất trong làng được theo học đến lớp 9.