Nasılsa önümüzdeki 10 yıl içinde bir şekilde bir yolunu bulacağız.考えて試すのです 誰が費用を提供しようと
Nasılsa ortada bakacak bir şey yok.De toute façon il n'y a rien à voir.
Nasılsa ortada bakacak bir şey yok.Nem volt mit nézni.
Nasılsa ortada bakacak bir şey yok.Δεν υπάρχει και κάτι να δω.
Nasılsa ortada bakacak bir şey yok.ليس هناك شيء لاراه على كل حال
Nasılsa şarkıyı da beğenmemiştim.Dù sao tôi cũng chẳng thích bài hát.
Nasılsa şarkıyı da beğenmemiştim.Je n'aimais pas cette chanson de toute façon.
Nasılsa şarkıyı da beğenmemiştim.Tanto non mi piacevano le canzoni.
Nasılsa şarkıyı da beğenmemiştim.Úgyse tetszik a dal.
Nasılsa yapacaksın. Duygularımı incitecek kelimeler kullanmana ne gerek var?Ha már elfogadod, akkor azt miért mondod ilyen sértően?
Nasılsa yapacaksın. Duygularımı incitecek kelimeler kullanmana ne gerek var?Si tu l'acceptes, pourquoi as-tu besoin de le dire de façon blessante ?
Nasılsa yapacaksın. Duygularımı incitecek kelimeler kullanmana ne gerek var?Αφού θα το κάνεις στο τέλος είναι ανάγκη να χρησιμοποιείς λόγια που με πληγώνουν;
Nasılsa yapacaksın.على كل حال ستقبل به
Onların bunu yapmayacağını biliyorum. Fakat taşıyıcılar her nasılsa işi bırakmamaya karar verirler.Но събирачите някак решават да не излизат.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Ale když šlo o ropu, najednou to vše bylo důležité.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Als das Öl in Gefahr war, waren die Dinge plötzlich irgendwie wichtig.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Amikor az olaj volt a tét, valahogy hirtelen, minden számítani kezdett.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Când petrolul a fost miza dintr-odată a început să conteze.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Jednak kiedy w grę wchodziła ropa, to zaczęło być dla nich ważne.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Keď išlo ale o ropu, nejako sa zrazu začali zaujímať.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Ketika minyak dipertaruhkan, entah bagaimana, tiba-tiba hal ini menjadi penting.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Khi dầu đang bị đe doạ, và dường như một chút, đã có vấn đề rồi.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.석유가 위태로워지자 웬일인지 갑자기 문제가 되었습니다.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Ma quando il petrolio era a rischio, in qualche modo, improvvisamente queste cose diventavano importanti.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.När olja stod på spel så spelade helt plötsligt saker roll.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Pero cuando el asunto era el petróleo, de alguna manera, de pronto se interesaron.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Quand le pétrole a été en jeu, en quelque sorte, tout à coup les choses ont eu d'importance.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Quando o petróleo ficou em jogo, de repente, essas coisas tornaram-se importantes.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Toen de olie op het spel stond, toen, ineens, gingen de dingen een rol spelen.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Όταν όμως διακυβεύτηκε το πετρέλαιο, ξαφνικά, με κάποιο τρόπο, το πράγμα απέκτησε σημασία.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.Но когато стана въпрос за петрола, някак си изведнъж всичко стана важно.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.כאשר הנפט היה בסיכון, איכשהו, פתאום לדברים היתה חשיבות.
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.عندما كان النفط فى خطر ، فجأة ، بطريقة ما أصبح كل شيئ مهم لهم .
Petrol riske girince, her nasılsa, birden bire işler önem kazandı.口を出してくるようになりました まさに今のようになったわけです
Size farklı bir gösterim öğreteyim. Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.Laisse moi te donner une notation differente que tu verras probablement souvent
Size farklı bir gösterim öğreteyim. Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.les voy a dar una notación diferente, que probablemente verán con el tiempo.
Size farklı bir gösterim öğreteyim. Gerçi ileride nasılsa göreceksiniz.No dám vám k tomu jiný popis, který praděpodobně stejně uvidíte.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.A situação está complicada, neste momento, mas estou a começar a ficar animado.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.La situación ahora mismo no es buena, pero de alguna manera, empiezo a estar más animado.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Le circostanze non sono delle migliori, ma pensare al futuro mi fa già stare meglio.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Situationen är rätt jobbig men jag börjar se ljuset.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Situationen er ret barsk, men jeg er ved at kunne se lyset.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Sytuacja jest trudna, ale zaczynam mieć lepszy nastrój.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Tilanne on vaikea, mutta alan piristyä.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Μπορεί η κατάσταση να είναι δύσκολη τώρα, αλλά περιέργως, μου έφτιαξε η διάθεση.
Şu anda durum oldukça kötü, ama nasılsa neşelenmeye başlıyorum.Сейчас ситуация довольно сложная, но я уже понемногу начинаю веселеть.
"Tek fark, her nasılsa, bu konuların단지 우리들 사이에서 어쨌든 이런 생각들은 논하지 않기로
"Tek fark, her nasılsa, bu konularınאין כל סיבה שרעיונות אלה לא יהיו פתוחים לדיון
"Tek fark, her nasılsa, bu konuların"אין כל סיבה שרעיונות אלה לא יהיו פתוחים לדיון "ככל רעיון אחר,
"Tek fark, her nasılsa, bu konuların.. كغيرها من الافكار، عدا بأنه هناك اتفاق على نحو ما
"Tek fark, her nasılsa, bu konuların合意済みでないかぎりは」 これでダグラスの引用は終わりです
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.A milyen ama földi, olyanok a földiek is; és a milyen ama mennyei, olyanok a mennyeiek is.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Como es el terrenal, así son también los terrenales; y como es el celestial, así son también los celestiales
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Cum este cel pămîntesc, aşa sînt şi cei pămînteşti; cum este Cel ceresc, aşa sînt şi cei cereşti.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Jaki jest ten ziemski, tacy też i ziemscy; a jaki jest niebieski, tacy też będą niebiescy.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Jaký bol ten zemský, takí aj všetci zemskí, a jaký ten nebeský, takí aj všetci nebeskí.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Jakýž jest ten zemský, takoví jsou i zemští, a jakýž ten nebeský, takovíž budou také i nebeští.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Kakršen je prsteni, taki so prsteni, in kakršen nebeški, taki so nebeški.
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.무릇 흙에 속한 자는 저 흙에 속한 자들과 같고 무릇 하늘에 속한 자는 저 하늘에 속한 자들과 같으니
Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.Quale è l'uomo fatto di terra, così sono quelli di terra; ma quale il celeste, così anche i celesti