Nakilde 2 tutuklu öldü, 4 tutuklu yaralandı.Bilan : 4 prisonniers et 4 camions endommagés.
Tanklardan 512'si harekâta hazır durumda, 55'i tamirde ve 20'si nakil halindedir.112 équipages au départ, 55 à l'arrivée.
Doktor Kaneki'nin içine Rize'nin organlarını nakil eder.Le docteur Kano est le médecin qui a transplanté les organes de Lize dans Ken.
Bazı nakilleri korunmuş olmakla birlikte bu nakillerin kendisine isnadı tartışmalıdır.Y si les sirve es, entre otras cosas, porque esa amenaza está pendiente sobre él.
JPL, Aralık 1958'de NASA'ya nakil oldu.El ARC se adjuntó a la NASA en 1958.
Ayumu "Osaka" Kasuga (春日 歩, Kasuga Ayumu) Kasuga Osaka'dan gelen nakil öğrencidir.Ayumu "Osaka" Kasuga (春日 歩 Kasuga Ayumu, conosciuta come 大阪 Ōsaka?)
Nakil'den maksat Kur'an ve Sünnet yani (Hadis)'lerdir.Клянусь Аллахом, Кораном, Родиной и её знаменем.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Мы должны положить конец этому предубеждению.
1902 yılından itibaren Carrel köpekler üzerinde nakil deneyleri yaptı.وبدءًا من عام 1902، شرع كاريل في إجراء عمليات تجريبية لزراعة الأعضاء على الكلاب.
3 adet donanımlı nakil ambulansı bulunmaktadır.Duas ambulâncias de pronto atendimento.
Ayumu "Osaka" Kasuga (春日 歩, Kasuga Ayumu) Kasuga Osaka'dan gelen nakil öğrencidir.Ayumu Kasuga (春日歩) - Mais conhecida por Osaka (大阪), por ter vindo de lá.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Het gevoel van onveiligheid moet aangepakt worden.
Mahone, mahkûm nakil aracına binmek ister ama reddedilir.Mahone wil bij ze in het busje, maar krijgt daar geen toestemming voor.
Bazı nakilleri korunmuş olmakla birlikte bu nakillerin kendisine isnadı tartışmalıdır.Dienaren van mensen Zij beschermen mensen en 'dragen hen op handen'.
Nakilde 2 tutuklu öldü, 4 tutuklu yaralandı.Zginęło dwóch Cayuse, 4 zostało schwytanych.
Oradan da 23 Şubat 1768'de Aydın muhassallığına nakil oldu.11 lutego 1823 roku wszystko przebiegało tak samo.
Bu dönemde Hazine para nakillerini genellikle posta yoluyla gerçekleştiriyordu.För det mesta skickades därför penningförsändelserna till honom per post.
Nakil'den maksat Kur'an ve Sünnet yani (Hadis)'lerdir.Походить від слів adal (шляхетний) і berht (ясний).
1975 yılında İstanbul Devlet Konservatuarı'na nakil oldu.У 1975 році переведений у Владимирський централ.
Gelişen ülkelerde, başlıca yöntemler, kan nakilleri ve güvenli olmayan tıbbi prosedürlerdir.În țările în curs de dezvoltare, principalele căi sunt transfuzia de sânge și procedurile medicale nesigure.
Bu dönemde Hazine para nakillerini genellikle posta yoluyla gerçekleştiriyordu.Prin aceste timpuri, tăriile erau folosite mai ales pe post de medicamente.
Yolda giderken nakil aracının motorunda bir arıza çıkar ve bir köprünün altında dururlar.Menekülés közben lehajtanak az útról és a kocsi elakad egy híd pillérénél.
1902 yılından itibaren Carrel köpekler üzerinde nakil deneyleri yaptı.1930 körül Carrel felelevenítette szervátültetéses terveit.
Ancak her hastaya nakil önerilmiyor.Kaikkia potilaita ei päästetä ulos.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Tarpeetonta väkivaltaa on vältettävä.
Almanlar geri çekildiler ve 19 Nisan'a değin nakil işlemini durdurdular.Se ei suostunut, ja armeija lähti perääntymään 19. lokakuuta.
Saray içindeki nakillerde, Cosimo Vasari'nin yapıyı kendi zevkine göre uydurmasına sahipti.Ved indflytningen i slottet fik Cosimo Vasari til at udvide bygningen til at passe i hans smag.
Panzehirin bulunabileceği en yakın hastahanenin acil servisine nakil sağlamak için yardım çağrısında bulunun.Forbindelsen skal være med til at forbinde hospitalets kommende rekreative område med Helstrups byrum.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Maka bentuk syubhat itu harus dihindari.
Türkiye’ye nakillerini bekleyen Yunanistan’daki Türkler için sağlık ekibi ve sağlık gereçleri sağlandı.トルコへの移住を待つギリシアで暮らすトルコ人たちのために、医師・看護師を派遣し、また必要な物品を確保した。
Bu dönemde Hazine para nakillerini genellikle posta yoluyla gerçekleştiriyordu.伝統的に郵便を通じてこの種の医療行為は行なわれていた。
Şehirlerarası nakil hatları sonlar ile şehir şebekesi başlangıçları arasında indirici merkezler bulunur.在伺服器裡也有各自的終端,開始城鎮與冒險區中之間必須以終端來傳送。
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.이런 종류의 선물은 피해야한다.
Gelişen ülkelerde, başlıca yöntemler, kan nakilleri ve güvenli olmayan tıbbi prosedürlerdir.В развиващите се страни основните методи са кръвопреливане и небезопасни медицински процедури.
JPL, Aralık 1958'de NASA'ya nakil oldu.FEA se spojila s kompanijom NH u ožujku 1958.
Bu tür nakilde bağışıklığı önlemek gerekir.Persirgus šia liga imunitetas neįgyjamas.
1902 yılından itibaren Carrel köpekler üzerinde nakil deneyleri yaptı.1924. aastal tegi Murphy koos kaastöötajatega loomkatseid koertega.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Aber nicht alle Patienten auf der Warteliste für Spenderorgane haben so viel Glück.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Ale nie wszyscy pacjenci na liście oczekujących na przeszczep mają takie szczęście.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Avšak nie všetci čakatelia na transplantáciu sú takí šťastlivci.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Bohužel ne všichni pacienti na čekací listině mají takové štěstí.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Dar nu toţi pacienţii aflaţi pe lista de aşteptare sunt atât de norocoşi.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.De nem mindegyik beteg az átültetés várólistán ilyen szerencsés.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.하지만 이식수술 대기 명단에 있는 모든 환자들이 그와 같이 운이 좋은 것은 아닙니다.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Maar niet alle patiënten op de transplantatiewachtlijst hebben zoveel geluk.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Mais tous les patients sur la liste d'attente pour une greffe n'ont pas autant de chance.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Ma non tutti i pazienti in lista d'attesa di trapianto sono così fortunati.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Mas nem todos os pacientes na lista de espera de transplantes são tão sortudos.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Namun tidak semua pasien yang ada dalam daftar tunggu memiliki keberuntungan yang sama.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Nhưng không phải mọi bệnh nhân trên danh sách chờ ghép đều được may mắn đến vậy.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Pero no todos los pacientes de la lista de espera de trasplantes son tan afortunados.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Δεν είναι όμως όλοι οι ασθενείς στη λίστα αναμονής μεταμοσχεύσεων τόσο τυχεροί.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Але не всі пацієнти в списку очікування на пересадку такі щасливчики.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Но не все пациенты в списке ожидания на пересадку такие счастливчики.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.Но не всички пациенти за трансплантация от списъка за изчакване имат такъв късмет.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.אבל לא לכל החולים ברשימת ההמתנה להשתלה יש כ"כ הרבה מזל.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.ولكن ليس كل المرضى الذين على لائحة الانتظار لإجراء زراعة بنفس القدر من الحظ.
Ama nakil bekleme listesindeki hastaların hepsi bu kadar şanslı olmuyor.幸運なわけではありません 現実は
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Alors que sur la même période, le chiffre effectif des transplantations est resté quasiment inchangé.
Aynı zaman diliminde yapılan organ nakillerinin gerçek sayısı ise aynı kaldı.Enquanto, ao mesmo tempo, o número real de transplantes permaneceu quase o mesmo.