Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)ID especial para el lado remoto (raramente necesario)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)ID speciale per il lato remoto (raramente necessario)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Särskild identifikation för fjärrsidan (behövs sällan)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Speciaal ID voor remote zijde (zelden noodzakelijk)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Speciel id for fjernsiden (behøves sjældent)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Specjalny ID dla strony zdalnej (rzadko używane)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Spezielle ID für Gegenstelle (selten benötigt)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Ειδικό ID για την απομακρυσμένη πλευρά (απαιτείται σπάνια)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Особливий ІД для віддаленої сторони (використовується рідко)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)Специальный ID для удалённой стороны (обычно не требуется)
Sunucu taraf için özel numara (nadiren gerekir)リモート側の特別な ID (通常は不要)
Su sektöründeki problemlerin nadiren politik bir önceliği olur.I problemi del settore idrico raramente rappresentano una priorità politica.
Tavırları coşkulu değildi. Nadiren vardı; ama memnun oldu, sanırım, içinAcesta a fost rar, dar el a fost bucuros, cred, să ma vezi.
Üçüncüsü, yetersiz yönetim. Su sektöründeki problemlerin nadiren politik bir önceliği olur.Terceiro: gestão inadequada: problemas no setor da água são raramente uma prioridade política.
Ve bir odak grubu bunu yapamaz. Bir takım nadiren bunu yapabilir.Μια ομάδα εστίασης δε μπορεί να το κάνει. και μια ομάδα σπάνια το καταφέρνει.
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:A potom tu boli občasné no nemilosrdné posmešky "vy šikmookí" a niekedy aj nasprejované nápisy:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Były rzadkie, ale zjadliwe wierszyki o "skośnookich" i czasem graffiti:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Dan meskipun jarang, ada seruan yang menyambar "mata sipit" dan terkadang ada coretan:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:E depois haviam os infrequentes mas cruéis cânticos dos "olhos rasgados" e os ocasionais grafitis:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Er waren sporadische maar vlammende "spleetoog"-concerten en zo nu en dan graffiti:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:E si sentivano rari ma cocenti slogan sugli "occhi a mandorla", e ogni tanto dei graffiti che dicevano:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:드물게는 눈이 째졌다고 놀림을 받았고 "동양인은 자기 나라로 돌아가라"는 낙서를 보기도 했습니다.
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Ojedinělé, ale zraňující, bylo skandování "šikmoocí" a náhodná graffiti:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Thỉnh thoảng, dù ít, tôi nghe thấy tràng chế giễu xé lòng "đồ mắt hí" và thỉnh thoảng có hình vẽ trên tường:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Und da waren die seltenen aber schmerzhaften Chöre von "Schlitzauge" und hier und da Wandmalereien:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Včasih sem slišala skandiranje: "Poševnooka!" in občasno videla grafite:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Y había cantos raros y dolorosos sobre los "ojos rasgados" y algún graffiti:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Και υπήρχαν οι σπάνιες αλλά έντονες προσφωνήσεις "σχιστομάτη" και τα κατά τόπους γκράφιτι:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:А ещё иногда меня дразнили узкоглазой. Иногда на стенах я видела надписи:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Имаше ги и редките, но жегващи нарицателни от сорта на "дръпнати очи," понякога се срещаха и следните графити:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:Час від часу я чула ущипливі вигуки: "Гей, вузькоока!", а часом читала написи на стінах:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:ונשמעו גם זמירות נדירות אך צורמניות: "מלוכסנות!" ומידי פעם כתובות קיר:
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:وهناك تعليقات نادرة لكنها لاذعه حول "العين الضيقة" وبعض الاحيان كتابة على الجدران
Ve çok nadiren de olsa "çekik gözlü" nidaları ve ara sıra da duvar yazıları vardı:差別的な言葉を投げつけられたり 「アジア人は帰れ」という 落書きも目にしました
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.E raramente nós somos agradecidos por isso
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.Et on les remercie rarement.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.Ezért pedig ritkán vagyunk hálásak.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.In redkokdaj smo hvaležni za to.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.I rzadko jesteśmy za to wdzięczni.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.Och sällan är vi tacksamma för det.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.Și rar suntem recunoscători pentru asta.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.Y raramente estamos agradecidos por eso.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.И редко мы за такое благодарны.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.ולעיתים רחוקות אנו מודים להם על כך.
Ve nadiren bunun için şükran duyuyoruz.و نادراً ما نكون شاكرين لذلك.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Alig lélegzett és kék volt.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Apenas respiraba y estaba azul.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Das Notfallpersonal zog alle Stränge.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.De-abia respira și era vânătă.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Ela mal respirava e estava azul.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Elle pouvait à peine respirer et elle était bleue.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.그녀는 겨우 숨을 쉬고 있었고 안색은 창백했지요.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Ledva dýchala a bola namodralá.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Ledwo oddychała i była cała sina.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Respirava a malapena ed era livida.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Téměř nedýchala a byla celá modrá.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Và bà gần như không thở nổi và bà xanh lét.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Ze ademde nauwelijks en was blauw.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Και μόλις που μπορούσε να αναπνεύσει και είχε μελανιάσει.
Ve nadiren nefes alıyordu ve rengi maviydi.Вона ледве дихала і посиніла.