Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Vaihtelut ovat huomattavia Afrikan sisällä, emmekä usein ota sitä huomioon - vaan pidämme kaikkea yhtenä.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Είναι μια φοβερή ποικιλία μέσα στην Αφρική που σπάνια καταλαβαίνουμε - ότι είναι όλα ίσα.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Това е огромно разнообразие в Африка, ние често виждаме сякаш всичко вътре е еднакво.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Це вражаючі відмінності всередині Африки, а ми дуже часто вважаємо, що ситуація там однакова.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.אפשר לצאת לחופשה. יש מגוון עצום בתוך אפריקה, שנדיר שנבחין בכך שהיא לא שווה בכול.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.يمكن أن تذهب لقضاء الإجازة. هناك تنوع كبير داخل أفريقيا الذي نادرًا ما ندركه - وأنها متساوية في كل شيء
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.アフリカには大きな幅があるのに 私たちは一緒くたにしています 南アジアを分割してみましょう 真ん中の大きな円がインドです
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Ale jednou za čas, velmi vzácně, se něco stalo, a jeden z účinkujících se stal nadpozemským.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Ale vždy raz za čas, veľmi zriedka, sa niečo stalo, a jeden z účinkujúcich sa stal akoby nadprirodzeným.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Dar uneori, foarte rar, ceva se intampla, si unul dintre interpreti iesea cu adevarat din comun.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.De egyszer csak, nagyon ritkán, történik valami, és az egyik táncos megváltozik, transzba esik.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Jednak czasami, bardzo rzadko, zdarzało się, że jeden z tancerzy nagle się przeistaczał.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.그런데 아주 가끔가다, 어쩌다 한번, 신기한 일이 생기곤 했었는데 그것은 춤추는 댄서중 한명이 초월 상태로 들어간다는 것입니다.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Maar soms, heel soms, gebeurde er echter iets bijzonders. Een van die dansers werd dan transcendent.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Mais parfois, très rarement, il se passait quelque chose, et l'un de ces artistes atteignait la transcendance.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Ma ogni tanto, raramente, qualcosa succedeva, e uno di questi artisti diventava in realtà trascendente.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Mas às vezes, muito raramente, algo acontecia, e um dos artistas acabava por se transcender.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Men engang i mellem, meget sjældent, skete der noget og en af disse performere blev faktisk transcendente.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Men någon gång ibland hände något. En av dansarna kunde bli övermänsklig.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Mutta aina silloin tällöin, hyvin harvoin, jotakin tapahtui ja joku esiintyjistä muuttui yliluonnolliseksi.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Pero de vez en cuando, muy raramente, algo pasaba, y uno de estos interpretes se volvería trascendente.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Tapi sesekali, sangat jarang, sesuatu yang lain terjadi, dan salah satu penari itu akan mengalami transendensi
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Κάθε τόσο όμως, πολύ σπάνια, κάτι γινόταν και κάποιος από τους καλλιτέχνες αυτούς γινόταν όντως υπερφυσικός.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.Но от време на време, много рядко, се случвало нещо и някой от изпълнителите изпадал в транс.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.אבל מדי פעם, לעתים נדירות מאוד, קרה משהו, ואחד מהמופיעים היה ממש מתעלה על עצמו.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.لكن في حالات نادرة للغاية، سيحدث شئ، وأحد أؤلئك العازفين سيصبح في الواقع فائق.
Ama arada bir, çok nadiren, farklı bir şey olurdu; dansçılardan biri, nefsini bırakıp, transa geçerdi.踊り手が 一線を越えることがある 何の話か お分かりですよね
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızAber wir machen das selten, wenn wir einen wirklich schlechten Tag haben und etwas Schreckliches passiert.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızAle jen zřídkakdy to děláme, když máme špatný den a děje se něco hrozného.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızAle len zriedka to robíme, keď máme zlý deň a keď sa deje niečo hrozné.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızAle rzadko to robimy kiedy mamy zły dzień i dzieje się coś strasznego.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızDar rare ori atunci cănd avem o zi proastă, când se întâmplă ceva oribil.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızDe ez ritkán fordul elő velünk, amikor rossz napunk van, és valami borzasztó dolog történik.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparız그러나 우리는 나쁜 날을 보낼 때와 끔찍한 것이 일어나고 있을 때에는 거의 카메라를 꺼내지 않습니다
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızMais on fait rarement ça quand on passe une mauvaise journée, et quelque chose d'horrible arrive.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızMa raramente lo facciamo quando è una brutta giornata, e succede qualcosa di orribile.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızMas raramente fazemos isso quando estamos a ter um dia mau, ou quando acontece uma coisa horrível.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızMen det gør vi sjældent når vi har en dårlig dag, og der lige er sket noget forfærdeligt.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızMen vi gör sällan det när vi har en dålig dag, och när något fruktansvärt händer.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızNamun kita jarang melakukannya saat kita mengalami hari naas atau saat terjadi peristiwa tragis.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızPero casi nunca lo hacemos cuando tenemos un mal día y está ocurriendo algo trágico.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızWe doen het zelden op een slechte dag als er iets verschrikkelijks gebeurt.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızΣπανίως όμως το κάνουμε αυτό όταν η μέρα είναι κακή, και κάτι φρικτό συμβαίνει.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızАле ми рідко робимо це у невдалі дні, коли стається щось жахливе.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızНо мы редко делаем подобное, когда у нас плохой день, и когда что-то ужасное происходит.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızНо рядко правим това, когато имаме лош ден, и нещо ужасно се случва.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızלמשל, "יש! מסיבה! בוא נצלם." אבל לעתים רחוקות עושים זאת כשיש לנו יום גרוע,
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızولكن نحن نادراً ما تفعل ذلك عندما نواجه يوما سيئاً، ويحدث شيء فظيع.
Ama kötü bir gün geçirdiğimizde ve korkunç birşeyler olduğunda onu nadiren yaparızあまりいないと思いますが 最悪のことが起きている時でさえ
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Ale ta strategia rzadko doprowadzi nas daleko.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Dar rareori strategia te duce foarte departe.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.De ez a stratégia ritkán visz messze.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Doch diese Strategie bringt einen selten weiter.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.하지만 그 전략은 좀처럼 당신을 멀리까지 인도하지는 못합니다.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Maar die strategie levert je zelden veel op.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Mais cette stratégie ne nous mène jamais bien loin.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Ma quella strategia spesso porta lontano.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Mas essa estratégia raramente nos leva longe.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Nhưng chiến lược đó hiếm khi đưa bạn đi được xa.
Ama o strateji sizi nadiren ileri götürür.Pero esa estrategia rara vez te lleva muy lejos.