Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Nadiren ilaç olarak kullanılır.Zdaj se redko uporablja v medicini.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.Gradovi so bili le redko nasilno napadeni.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.Te dajatve so včasih veljale kot poklon.
Son birkaç yılda sivil hava araçlarının nadiren bu havalimanını kullanıldığı görülmüştür.V zadnjih letih se za izvidništvo pogosto uporabljajo brezpilotna letala.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Rihard nad svojo novo domeno nikoli ne uveljavi oblasti in le redko obišče Nemčijo.
Nadiren arıcılık da yapılır.Bruhanje se pojavi redko.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Kljub svojemu imenu bolj redko zaide na močvirja.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Te taktike so le redko še zakonite.
Nadiren şarkı sözü içerir.Redko prevzame to vlogo pevski zbor.
Almanya'da nadiren görülürler.Drugače je v rabi redko srečamo.
Yunanistan'da Niks, nadiren bir kült sahibidir.V Sloveniji je čapljica redka gnezdilka.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Potek bolezni je kroničen in le redki ozdravijo.
Karşılaştırılacak olursa ak aynak nadiren 1 kg. ağırlığa ulaşır.Potočna postrv ponavadi doseže težo do 2 kg.
Her bölümün yapımı altı ay aldığından, şov nadiren güncel olaylar hakkında yorum yapar.Sukurti vieną epizodą užtrunka šešis mėnesius, taigi šou retai komentuoja naujausius įvykius.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.Mirties atvejai reti.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Tačiau šie gyvūnai retai laikosi vienoje grupėje ilgesnį laiko tarpą.
Hayvancılık Nadiren yapılmaktadır.Žvėriena valgyta retai.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.Nuskausminimas taikomas retai.
İyicil varlıklardır, nadiren kötü davranırlar.Paprastai jie yra saprofitai, retai kada parazitai.
Nadiren rastlanır.Retai randamas.
Nadiren kullanılır.Retai naudojama.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Yra šalies šiaurės vakaruose, retai gyvenamos dykumose.
Uygulamasındaki karmaşıklığı nedeniyle rahat sıralama çok nadiren kullanılır.Tiesa, dėl savo menkos vertės jie naudojami retai.
Tek, nadiren ikiz yavru yaparlar.Dažniausiai susilaukia vieno jauniklio, rečiau dvynukų.
Roma Katolik Kilisesi nadiren bireylere karşı kullansa da, bu yaptırımlardan halen faydalanmaktadır.Kai kurios Romos katalikų bažnyčios tradicijos šį sąrašą praplečia arba pripažįsta tik jo dalį.
Sonraki yıllarda Sovyet edebiyatında nadiren bahsedildi.Retkarčiais jiems buvo sakomi lietuviški pamokslai.
Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.Beveik tik Australijoje auga eukaliptai.
Kırlangıç türü dip balıklarını avlayan amatör balıkçıların oltalarına nadiren takılır.Reta žvejų mėgėjų gaudoma žuvis.
Babam nadiren sigara içer.Mano tėtis rūko retai.
Babam nadiren sigara içer.Mano tėvas rūko retai.
Bugün, UUCP nadiren çevirmeli bağlantı üzerinde kullanılmakta, ama bazen TCP/IP üzerinde kullanılmaktadır.Tänapäeval kasutatakse UUCP-d harva sissehelistamisega ühendustes, kuid vahel ka TCP/IP-s.
Modern devreler nadiren tamamen analog olurlar.Nüüdisajal leiab harva ahelaid, mis on täiesti analoogsed.
Gauguin’in eserleri nadiren satılığa çıkarılmakta ve fiyatları 39,2 milyon dolara kadar ulaşmaktadır.Gauguini töid saab väga harva osta oksjonitelt, nende hind võib olla ligi 40 miljonit USA dollarit.
Nadiren erkek çocuklarına da konulur.Harva esineb striiasid ka lastel.
Betta balığının yaşam süresi 2-3 yıl nadiren 4-5 yıldır.Ondatra eluiga on tavaliselt 2–3 aastat, harvem ka kuni 5 aastat.
Nadiren, solunması astımı tetikleyebilir.Harva võib laiuss põhjustada soolesulgust.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Kaksikuid on väga harva.
Ara sıra nadiren Kuzey Amerika'da görülürler.Põhja-Ameerikas võib teda kohata suhteliselt harva.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Harvem esineb seda teistel loomadel.
Nadiren şarkı sözü içerir.Sageli kaasneb lauluga tants.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.Miski on kingitus ainult juhul, kui see vabatahtlikult vastu võetakse.
Karşılaştırılacak olursa ak aynak nadiren 1 kg. ağırlığa ulaşır.Kurika kaal ei ületa tavaliselt 1 kilogrammi.
İsmine rağmen nadiren tam anlamıyla çölde yaşar.Füüsilist lähedust esineb kõrbesebrade juures väga harva.
Başka elementlerin de bu bileşiklere katıldığı gözlense de, bunlar nadiren görülür.Ehkki selliseid õnnetusi tuleb ette harva, on arukas nendeks valmis olla.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Lapse leinast ei saada sageli aru, kuna see on keerukam kui täiskasvanutel.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Tavaliselt ei ületa tema kõrgus siiski 10 meetrit.
Fakat Avam Kamarası'nda nadiren sandalye kazanırlar.Partei ei ole kunagi võitnud kohti Briti parlamendi alamkojas.
18 0 nadiren bulunmaktadır (1 80 der søger behandling for heroinbrug (
18 0 nadiren bulunmaktadır (1 80 henkilöistä raportoidaan satunnaisesti (
18 0 nadiren bulunmaktadır (1 80 un traitement pour dépendance à l’héroïne (
18 0 nadiren bulunmaktadır (20 år när de första gången söker hjälp (
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.C'est une énorme variation au sein de l'Afrique dont nous tenons rarement compte - que ça s'égale en tout.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Det er en kæmpe variation i Afrika som vi sjældent tager højde for - at det er ens over det hele.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Dit kan man åka på semester. Det är otroliga variationer inom Afrika som vi alltför ofta generaliserar bort.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Este o variaţie enormă în Africa, pe care rar o facem -- că ar fi egal totul.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Hatalmas eltérések vannak Afrikán belül, amit nagyon ritkán látunk meg - inkább összemossuk.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.휴가 여행을 가실 수 있습니다. 아프리카 내에서는 보통 거의 볼 수 없을 정도의 엄청난 다양함이 있습니다. 모든 것이 평등합니다.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.La diferencia es enorme dentro de África y rara vez la hacemos... creemos que todo es igual.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Ogromne zróżnicowanie w obrębie Afryki, a nam zdaje się, że wszystko jest na jedno kopyto.
Afrika içinde nadiren yapmış olduğumuz bir farklılık bu, her şeyin eşit olması.Sungguh variasi yang sangat besar di dalam Afrika yang seringkali kita anggap -- bahwa semuanya sama.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod