Yahudiler bu özgürlüklerden nadiren faydalandılar.Робините имат тогава редки свободи.
Nadiren boyları 20 m'ye kadar ulaşabilir.Много трудно е да бъде доближена на по-малко от 20 m.
Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar.В Арктика косатките рядко се срещат през зимата и не се доближават до ледената кора.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Задните седалки са били идеални за деца, но са били малко тесни за възрастни хора.
Çok nadiren görülmeyebilir.У нас е рядко срещано.
Nadiren 3 cm'yi aşar.Рядко достига височина над 9 cm.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Преливане на кръв е необходимо в редки случаи.
Nâdiren, preeklemsi doğum sonrası dönemde görülebilir.Някои безусловни рефлекси може да се видят в чист вид в първите дни след раждането.
Ŏ: Çok nadiren kullanılan bir sestir.Съществувала и трета сцена, използвана относително рядко.
Nadiren ilaç olarak kullanılır.Рядко се налага лекарствено лечение.
Ama yarım kanlar ve çok nadiren muggle doğumlu büyücüler ve cadılar da alınmaktadır.Често срещано е от мъгъли да се родят магове и вещици.
Unvan, Paleologos Hanedanı'na kadar devam etti, ancak nadiren kullanıldı.Съществува до времето на Палеолозите и се e давала рядко.
Son on yılda iki kulüp arasındaki transferler nadiren gerçekleşmiştir.Накратко обединението между двата клуба продължава едва две години.
Üstelik bu dönemde ticari ölçekte tarım faaliyetlerine de nadiren rastlanmıştır.През това време бива подложена на безмилостна търговска експлоатация.
Üreme mevsimde bir nadiren de iki kez kuluçkaya yatılır.Макар и рядко е възможно и второ люпило за един сезон.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Za razliku od narodnih knjižnica, građani rijetko smiju posuđivati knjige.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Rijetko su potrebne više od dvije doze.
Vakaların üçte ikisinde aile içinde migren vardır ve nadiren tek gen bozukluğuna bağlı olarak meydana gelir.Oko dvije trećine slučajeva se pojavljuje u obiteljima, a rijetko je uzrok poremećaj pojedinačnog gena.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.Pojava aure bez naknadne glavobolje je rijetkost, a naziva se tiha migrena.
Yunanistan'da Niks, nadiren bir kült sahibidir.U Grčkoj je Nikta rijetko bila štovana.
Ama bunu nadiren yapar.Ono to rijetko čini.
Kimyasal denklemlerde plazma halindeki maddeler nadiren kullanılır.U kemiji se cezij rijetko upotrebljava.
Bu türler özellikle kedi türlerinde Van kedisi, Ankara Kedisi, Khao Manee ve (nadiren) Japon Bobtail.U te vrste spada mačka, posebno pasmine kao Turkish Van, Turkish Angora, i (rijetko) Japanese Bobtail.
Yaşam alanı arktik denizler olan bu deniz memelisi, 70° K enleminin güneyinde nadiren görülür.To je životinja izrazito vezana za Arktik, rijetko ju se može sresti južnije od 70° sjeverno.
Nadiren yaklaşık -2 °C derecede kar taneleri simetrik üçgen şeklinde oluşur.Na primjer, pahulje pri temperaturi od -2 °C imaju neobičan trokutasti oblik.
Ancak tam olarak belirlediği noktaya nadiren varmaktadır .To rijetko zahtijeva određeno mjesto.
Ama nadiren de olsa tork sıfır olabilir.Često, ipak, crna žuč može biti mnogo opasnija.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Ovo stanje rijetko zahtijeva hospitalizaciju.
Nadiren viral veya fungal enfeksiyonlara bağlı olarak da ortaya çıkabilirler.Rijetko su uzrok virusne ili gljivične infekcije.
Bunlar genel olarak güvenli olup, nadiren perianal sepsis gibi ciddi yan etkiler oluşabilir.Iako su općenito bezopasni, može doći i do rijetkih teških neželjenih nuspojava kao što je perianalna sepsa.
Nadiren tek tohumlu küçük baklalara da rastlanır.Rijetko se pojavljuje i metličasti ornament.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Često se rabi kao dječja igračka, ali može biti zanimljivo i za odrasle osobe.
Ancak elde edilen sonuçlar nadiren gerçek dünyadaki başarımlarına eşdeğerdir.Mnogo ovih efekata su u najboljem slučaju samo približavanje stvarnom svijetu.
Ovaryumu bir çiçekte 3, nadiren 2 ya da 4’lüdür.Cvjetovi su pojedinačni, rijetko su po dva, a još rjeđe tri ili četiri.
Düğünlerde artık nadiren Adige Dansları(Khafe,Şeşen) sergilenmektedir.U kapelici se u novije vrijeme sve češće organiziraju romantična vjenčanja.
Nadiren değişken olurlar.Scene se rijetko mjenjaju.
Aralık ve ocak aylarında nadiren 0 derecenin üstünde sıcaklıklar gözlenmiştir.Prosinac, siječanj i veljača uvijek imaju prosječnu temperaturu ispod nule.
Dünyadaki ayıların en nadir türden biri olan mavi ayı, doğada nadiren görülür.Stidljiva je ptica koja se retko može vidjeti u prirodi.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Obično lete same ili u paru, iako se na nekim mjestima mogu vidjeti u jatima.
Yüksek rüzgârlar nadiren oluşur.Poprečni risevi nastaju rijetko.
Çiçekler hermafrodit, aktinomorf, nadiren zigomorf.Cvjetovi su hermafroditi, rijetko jednospolni.
Nadiren konuşması nedeniyle spesifik bir seslendiricisi yoktur.Pre svoj zriedkavý výskyt nemajú osobitné využitie.
Nadiren, solunması astımı tetikleyebilir.Výnimočne môže tepna strmienka perzistovať.
Brejnev 1982 yılında nadiren halk karşısına çıktı.Brežnev sa na verejnosti v priebehu jari až jesene 1982 objavoval iba zriedkavo.
Modern uçaklarda zorunlu inişi gerektirecek şartlar nadiren oluşur.Na súčasných veľkých plachetniciach sa oblohová plachta vyskytuje zriedkavo.
Nadiren düya dışı görevlere çıkar.Sporadicky hral zriedkavo vo vedľajších úlohách.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Ich veľkosť zriedkakedy presiahne 10 mm.
Nadiren diensefalonun bazı parçaları da bu tanıma girer.Do takéhoto kolotoča bývajú nezriedka zapojené aj štátne spravodajské služby.
Nadiren düzenlenirler ve tüm dünyadan oyuncuların katılımını amaçlarlar.Som naozaj hrdý na skladby, ktoré sme spolu vytvorili a na možnosť hrať ich po celom svete.
Nadiren erüptif kayalardan özellikle pegmatitlerde ilksel olarak bulunur.Pekné kryštály sa dajú nájsť najmä v pegmatitoch.
Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar.Naproti tomu v Arktíde sú kosatky v zime, keď nenavštevujú polárny ľadovec, vídané len zriedka.
Nadiren 3 cm'yi aşar.Obyčajne je menší ako 10 cm.
Almanya'da nadiren görülürler.V Česku je zriedkavé.
Yunanistan'da Niks, nadiren bir kült sahibidir.Na Slovensku je zriedkavý až vzácny.
Böyle bir durum uygulamada çok nadiren görülebilir.V praxi sa táto metóda používa zriedka.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.V divadle hrá už len zriedka.
Nadiren pupalar organik materyallerde bulunur.Fluór sa málokedy viaže na organické zlúčeniny.
Rezerv alanında sadece 3 fil var ve mevcut 15 leopar nadiren görülebilmektedir.Slonov ni, le okoli 15 pa je redko videnih leopardov.
Dükün 1972 yılındaki ölümünün ardından Wallis inzivaya çekildi ve halk arasına nadiren çıktı.Po smrti vojvode leta 1972 je vojvodinja živela v osami in se je redko kazala v javnosti.
Unvan, Paleologos Hanedanı'na kadar devam etti, ancak nadiren kullanıldı.Kuropalat je preživel do obdobja Paleologov, vendar se je uporabljal bolj redko.