Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Geceleri, nadiren gündüzleri de, ağaçlara tırmanarak veya yüzerek yiyecek ararlar.特別是在枯草季,每天傍晚要到溪邊或有淡水的地方飲水。
Nadiren çizgiler arasında küçük siyah noktalar bulunuyordu.偶尔在条纹之间还会出现黑色的小斑点。
Bu ayrım nadiren İngilizce dışındaki dillerde yapılır.在英文之外的語言,很少會對這兩者加以區分。
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.他曾在采访中提到,他很少喝酒,只会偶尔饮用香槟,并已经戒断了香烟和大麻。
İyicil varlıklardır, nadiren kötü davranırlar.不孝的人,很少不为患。
Oysa aynı dönemde Bursa'nın zengin bir tüccarı dört bin altın servete nadiren sahipti" .在黃子明的黃金年代,他控有上市公司總共有4家,總市值達600億港元。
Nadiren sıcaklıklar 16 °C'nin altına düşer.牠們很少會在水溫低於16℃的地方出現。
Hamann, gerçek cinayetlerle nadiren katıldı.單位指揮官哈曼本人鮮少參與屠殺。
Bu tür Batı Avrupa'da nadiren görülür.这种鸟在西欧很罕见。
Nadiren migren de menenjite sebep olur ama teşhis ancak diğer sebepler elendiğinde yapılabilir.在罕见的情况下,偏头痛也可能导致脑膜炎,但只有在其他病因均被排除之后才会考虑此一诊断。
Av tüfekleri; piyade tüfeklerinden farklı olarak birbirine bitişik iki namlu, nadiren de tek namluludur.枪托和常见的步枪一样只有两个枪带挂扣,而不是三个。
Nadiren de olsa sadece avcıların başka birini öldürdükleri görülürdü.牠們很少會自己動手殺死獵物。
Çoğunlukla her doğumda tek yavru, nadiren de ikiz doğururlar.一般每胎仅一头幼兽,双胞胎极少见。
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.在阿富汗,灼伤总体表面积超过60%的人几乎不能幸存。
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.本病往往需要住院治疗。
Nadiren kullanılmaktadır.已不常用。
Nadiren rastlanır.故其差少。
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.늘 제리를 괴롭히고 못잡아먹어서 안달이지만 언제나 제리에게 당하기만 한다.
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.고법지인(苦法智忍)은 줄여서 고법인(苦法忍)이라고도 한다.
Isırma reaksiyonu çok yumuşaktır ve tüyler arasında nadiren görülebilir.물린 반응은 매우 약하고 머리카락 사이에는 거의 볼 수 없다.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.반 쌍둥이는 매우 희귀하다.
Nadiren ilaç olarak kullanılır.보통 그런 약으로서 사용되었다.
İdrar nadiren kanlı görünür veya gözle görülebilecek piyüri (idrarda iltihap) içerir.안촉생상(眼觸生想)은 안촉소생상(眼觸所生想) · 안상(眼想) 또는 색상(色想)이라고도 한다.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.그는 부상이 거의 없기로 유명하다.
Yaz sıcaklıkları nadiren 29 °C'yi aşar (85 °F).보통 여름 중 21일 정도가 90 °F (32 °C)를 넘는다.
Nadiren erkek çocuklarına da konulur.남자 어린이만의 합창을 이르기도 한다.
Fazla hareket etmezler; hızlı koşar; nadiren uçarlar.평소에는 별로 활발하지 못하지만, 빨리 움직일 때는 매우 빨리 움직인다.
Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.이와 다르게 오스트리아에서는 작게 만들어 먹는다.
İş rolü bölümünde birbirlerini tamamlıyorlardı fakat iş dışında nadiren görüşüyorlardı.더불어 상대에는 일이 있을 때마다 점을 쳤지만 주대에는 그러한 일이 적어졌다.
Yapraklar basit, derimsi, kulakçıksız, almaşık (nadiren karşılıklı).그들이 다루는 소재는 통속적이고 비속하고 시사적(時事的)이고 유행적인 것들이다.
Bayanlarla çok nadiren çıkan, flört eden kişidir.알고보면 너무 외롭게 보낸 불쌍한 여자아이.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.הם עצמם מותקפים לעיתים רחוקות.
Her bölümün yapımı altı ay aldığından, şov nadiren güncel olaylar hakkında yorum yapar.ההפקה של כל פרק נמשכת שישה חודשים ובשל כך רק לעיתים נדירות התוכנית כוללת תגובות לאירועים אקטואליים.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.יהודים מבקרים בו לעיתים רחוקות.
Nadiren rastlanır.קרה נדירה.
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).במקרים נדירים תוענק הדרגה לשחקנים על השגים יוצאי דופן.
Dünyadaki ayıların en nadir türden biri olan mavi ayı, doğada nadiren görülür.הדוב הכחול הוא אחד הדובים הנדירים ביותר בעולם, ונדיר לראותו בטבע.
Macellan Boğazı'nın güneyinde nadiren rastlanır.כך קורה לעיתים נדירות לנהר האמזונאס.
Bu ana gerekçe Looney Tunesun bugün televizyonlarda nadiren görmemize neden oldu.ליווינגסטון הופיעה כך רק לעיתים רחוקות, אם בכלל, בתוכנית הטלוויזיה.
Ergin dişiler yuvayı nadiren terk ederler.כמעט תמיד החתול עוזב את האזור.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.לעיתים קרובות מוענקת כמתנה.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.מתת נדירה בהחלט.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.מקרים של יותר מפעמיים נדירים מאוד.
Diğer adalara nadiren kar yağar.רק לעיתים נדירות יורד שלג במוביל.
Geçen yüzyılda nadiren okunmuş ve atıfta bulunulmuştur.האם פורסם או עודכן בזמן האחרון?
Kuklalar film ekibinin istediklerini nadiren yapıyorlardı.אגודת ההומואים אפילו לא רוצה לשמוע על הסרטים שעשיתי.
O, pazar günü nadiren evde kalır.בימי ראשון לעתים רחוקות הוא נשאר בבית.
O, pazar günü nadiren evde kalır.בימי ראשון לעתים רחוקות היא נשארת בבית.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Рядко са необходими повече от две дози.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.Понякога денгата може да засегне и други системи на тялото.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.За разлика от публичните библиотеки, тя рядко позволява на читателите да заемат книги.
Aşırı yüksek veya düşük sıcaklıklar nadiren görülmektedir.Изключително високи или ниски температури са рядкост.
Ara sıra nadiren Kuzey Amerika'da görülürler.По рядко се срещат в Северна Америка.
Fakat çeşmeler ve ışıklandırmalar 1990'lı yılların başından bu yana nadiren çalıştırılır.От началото на 1990-те години, фонтаните и светлините работят много рядко.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.Рядко се появява аура без последващо главоболие, позната като тиха мигрена.
Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.Рядко разпространен е в Австралия.
Sıcaklık, nadiren 3 °C (37 °F)'nin altına düşer veya 30 °C (86 °F)'nin üstüne çıkar.Температурата е различна през сезоните, но рядко пада под −5 °C (23 °F) или надвишава 30 °C (86 °F).
Bayanlarla çok nadiren çıkan, flört eden kişidir.Той рядко излиза с жени, които са повече от просто приятелки.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.В Афганистан хората с повече от 60% изгаряне на телесната повърхност рядко оцеляват.
Nadiren ünison ya da oktav akortlanır.Много рядко се срещат оазиси и кладенци.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod