Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Man spiller dog sjældent flere end 12.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.Doktoren rejser sjældent alene og medbringer ofte en eller flere ledsagere for at dele disse eventyr.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.Denne papirtype anvendes i dag sjældent.
Babam nadiren sigara içer.Min far ryger sjældent.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.I byene var friske grønnsaker dyre og veldig sjelden brukt.
Brejnev 1982 yılında nadiren halk karşısına çıktı.Bresjnev opptrådte sjelden offentlig i 1982.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.De ville sjelden slå til på egenhånd.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.Men i konsertsalene var den sjelden å høre.
Aşırı yüksek veya düşük sıcaklıklar nadiren görülmektedir.Ekstremt høye og lave temperaturer er sjeldne.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Selv om de er sjeldne finnes det bevarte erotiske malte håndskroller som går forut ukiyo-e-bevegelsen.
Başlangıçta savaşlarda nadiren kullanılmışlarsa da, 69 yılından itibaren etkili biçimde sahneye çıkmışlardır.De ble sjelden brukt i de tidlige styrene, men var ganske aktive innen 69.
Kar yağışı ise yüksek dağ yamaçlarında görülmekle beraber, kıyı kesimlere çok nadiren düşer.Det er lite løsmasser i området, unntatt en del grovt rasmateriale i de nedre partiene av fjellsidene.
Nadiren 3 cm'yi aşar.Den blir sjelden høyere enn 3 cm.
Başka ırklarla çok nadiren temas kurarlar.Disse er sjelden tilknyttet det øvrige jernbanenettet.
Bu yüzden, karışıklığa meydan vermemek için nadiren kullanılır.Derfor blir de sjelden brukt, for å unngå flertydighet.
Mozart hayatında nadiren maddi zorluklar yaşamıştır.Mozart hadde på mange måter et vanskelig liv.
Nadiren Kuzeybatı Avrupa'daki operasyonlarda da kullanılmıştır.Så det har ofte ingen mening å bruke denne nøkkelen i Sør-Europa.
Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.Utenfor Europa er den nesten ikke dyrket.
Nadiren şarkı sözü içerir.Musikken er sjelden innspilt.
Charles İngilizce ve Fransızcada erkeklere verilen bir ön addır ve nadiren soyadı olarak da kullanılmaktadır.Africa er et engelsk og spansk fornavn for begge kjønn, hovedsakelig brukt som kvinnenavn.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.De etterlater sjelden arr.
Nadiren değişken olurlar.Andre skifter mye sjeldnere.
Nadiren de olsa, inisiyasyonu tamamlamadan ayrılmış olanların var olduğu belirtilmektedir.Ofte blir det imidlertid innvendt at de færreste hadde forutsett dette.
Psikoz seri katiller arasında nadiren görülür.Svært sjelden opptrer sykdommen blant barn.
Ancak Maggie, Marge'a nadiren ihtiyaç duyacak kadar fazla bağımsızlaşır.Frederik skal ha vist liten interesse for Norge.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Transfusi darah sangat jarang diperlukan.
Yine de, ameliyat planlanmadığı sürece bu durum yönetim konusunda nadiren katkı sağlar.Namun, kecuali operasi bedah sudah direncanakan, ini jarang mempengaruhi manajemen.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Jarang diperlukan perawatan di rumah sakit.
O zamandan beri azaldı ve nadiren görüldü.Sejak itu telah menurun dan sekarang jarang terlihat.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Pemberian lebih dari dua dosis jarang diperlukan.
Van Gogh'un bakışları nadiren izleyiciye dönüktür.Pandangan Van Gogh jarang diarahkan langsung ke penyimaknya.
Bu ayrım nadiren İngilizce dışındaki dillerde yapılır.Padanan ini jarang sekali digunakan dalam bahasa Inggris.
Sebep olan gerçek viral ajanın izolasyonu nadiren gerçekleştirilir.Isolasi agen virus yang sesungguhnya jarang dilakukan.
Son on yılda iki kulüp arasındaki transferler nadiren gerçekleşmiştir.Dalam beberapa tahun terakhir, transfer langsung antara klub jarang terjadi.
Karısı Ekaterine Svanidze'nin Kasım 1907'de doğal nedenlerden ölümünden sonra Stalin Tiflis'e nadiren uğradı.Setelah kematian Ekaterina Svanidze pada November 1907, Stalin jarang kembali ke Tiflis.
Dükün 1972 yılındaki ölümünün ardından Wallis inzivaya çekildi ve halk arasına nadiren çıktı.Setelah kematian Edward pada tahun 1972, Wallis hidup menyendiri, dan jarang terlihat di depan umum.
Migrene yol açan tek gen bozukluğu nadiren görülür.Jarang ada gangguan-gangguan gen tunggal yang mengakibatkan migrain.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Meningitis virus, sebaliknya, cenderung sembuh sendiri dan jarang fatal.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Berbeda dengan perpustakaan umum, sangatlah jarang khalayak ramai diperbolehkan meminjam buku.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.Aura jarang terjadi tanpa diikuti sakit kepala, yang dikenal dengan nama migrain diam.
Bunlar genel olarak güvenli olup, nadiren perianal sepsis gibi ciddi yan etkiler oluşabilir.Walaupun pada umumnya aman, efek samping serius seperti sepsis perianal mungkin juga terjadi.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.Sesekali, dengue dapat memengaruhi sistem lain di dalam tubuh manusia.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.Di Afghanistan, orang dengan luka bakar lebih dari 60% LPB jarang dapat bertahan hidup.
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.Karena itulah, ia dapat mempersiapkan pembuatan hukum, namun sedikit yang diciptakan.
Sıcaklık, nadiren 3 °C (37 °F)'nin altına düşer veya 30 °C (86 °F)'nin üstüne çıkar.Lebih lanjut, tidak satupun yang turun di bawah 30 °C (86 °F).
Nadiren de olsa "ak misk öküzleri" Queen Maud Körfezi Kuş Cenneti'nde rastlanmıştır.Muskox langka dengan warna putih pernah ditemui di Penangkaran Burung Teluk Ratu Maud, Kanada.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Namun biasanya, kurang dari 2 m.
Ama bunu nadiren yapar.Sayangnya itu pun jarang sekali dilakukannya.
Nadiren kullanılır.Hampir tidak pernah digunakan.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Biasanya menyendiri atau berdua, jarang berkelompok.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Taktik tersebut kadang terbukti efektif.
Üreme mevsimde bir nadiren de iki kez kuluçkaya yatılır.Pernah mengikuti Pesta Siaga, sedikitnya dua kali.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Spesies ini sangat jarang ada di kebun binatang.
Afrika ve Güney Amerika’ da sıklıkla gözlenir ancak gelişmiş ülkelerde nadiren raslanır.Terdapat pula di Amerika Selatan dan jarang ditemui di Afrika.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Sebagian besar waktu, Tom hanya berusaha untuk menyakiti hatinya ketika ia merasa terganggu oleh ulah Jerry.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.Jarang kehilangan control terhadap diri sendiri.
Tip Ia (sünnet) yalnızca prepisyum'un çıkarılmasıdır ve nadiren tek başına uygulanır.Bentuk yang serupa adalah scilicet (disingkat sc., berarti sama), tetapi jarang dipakai.
Bu tür Batı Avrupa'da nadiren görülür.Keadaan semacam ini tidak pernah terjadi di Eropa Barat.
Etil asetat nadiren tepkime çözücüsü olarak kullanılır.You Don't Say Sering dijadikan sebagai reaksi dari Meme Herp.
Birçok ünlü yazarın aksine Kafka, nadiren başkaları tarafından alıntılanmıştır.Không giống như nhiều nhà văn nổi tiếng khác, Kafka hiếm khi được người khác trích dẫn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod