Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sağlığını düzeltmek için egzersiz yapmayı reddetti, komiserlik binasını veya dairesini nadiren terk etti.Poté se zcela stáhl z veřejného života a svůj byt opouštěl jen zřídkakdy.
Bu buzullarda aşınma bölgesi ile nadiren karşılaşılır.Na Zemi se s těmito minerály setkáváme zřídka.
Yazları sıcak geçer ve nadiren yağış alır.Jen málo dnů je oblačných a málokdy přinesou déšť.
Kış aylarında sıcaklıklar nadiren 5 °C'nin altına düşer.V zimě teploty málokdy klesnou pod 5 °C.
Katı halde olup nadiren sıvıdır.Je tichý, málokdy štěká.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Neustále Erica provokovala a snažila se manipulovat s rodiči, aby nikdy vina nepadla na ni.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Žijí obyčejně v párech nebo v malých skupinách, samostatně jen velice zřídka.
Fakat cezalandırıcı oluşu nadiren gösterilen bir özelliğiydi.Tato inkarnace bývá zobrazována jen vzácně.
Nadiren boyları 20 m'ye kadar ulaşabilir.Jen zřídka dosahuje 20 metrové výšky.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.V divadle je možné ji vidět už jen zřídka.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Transfuziile de sânge sunt rareori necesare.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Rar se întâmplă să fie nevoie de mai mult de două doze.
Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler.Deși tancurile sunt mașini de atac puternice, ele rareori operează independent în acțiuni de atac.
Sebep olan gerçek viral ajanın izolasyonu nadiren gerçekleştirilir.Izolarea agentului viral implicat propriu-zis este rar efectuată.
Migrene yol açan tek gen bozukluğu nadiren görülür.Tulburările cauzate de o singură genă ce provoacă migrene sunt rare.
Bunlar genel olarak güvenli olup, nadiren perianal sepsis gibi ciddi yan etkiler oluşabilir.Deși în general sunt sigure, pot apărea efecte secundare rare și grave, cum ar fi septicemia perianală.
Nadiren 3 cm'yi aşar.Măsoară rareori mai mult de 2 cm.
Ama bunu nadiren yapar.Rar se întâmpla să nu o facă.
Ayrıca nadiren Meksika kıyılarında görülmektedir.Aceștia au fost observați ocazional și în Golful Mexic.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Tom reușește rar să-l prindă pe Jerry, doar atunci când șoricelul ajută alte victime ale lui Tom.
Yüksek rüzgârlar nadiren oluşur.Vânturile foarte puternice sunt foarte rare.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.Există situații în care febra denga poate afecta și alte sisteme ale organismului.
Daha sonra Japonya'nın diğer yöreleri ve nadiren de olsa yurtdışı turneleri düzenlenir.Dar există și unele accesorii specific japoneze sau care rareori pot fi găsite în afara Japoniei.
İç şehir alanı, gerçek adı Vironniemi tarafından nadiren anılan yarımadanın güneyini kapsamaktadır.Zona populată ocupă în mare parte peninsula din sud numită Vironniemi.
Sıcak yerlerde nadiren görülür.În regiunile temperate ei se întâlnesc foarte rar.
Boyları genellikle 0.5 cm nin altındadır, nadiren 1 cm yi geçerler.Pantele sale sunt foarte reduse, adesea sub 0.5‰.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.A közkönyvtárakkal ellentétben ritkán engedi a könyvkölcsönzést.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Ritkán van szükség kettőnél több dózisra.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Kórházi ápolásra ritkán van szükség.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Vérátömlesztésre ritkán van szükség.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.A dengue-láz időnként a test egyéb rendszereire is hatással lehet.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.Afganisztánban a testfelszínük több mint 60%-án égett betegek ritkán élik túl sérülésüket.
El tırnaklarına nadiren geçer.Ritkán úszik az orrvizeken.
Nadiren kullanılır.Ritkán használják.
Yüzleşme durumunda çok nadiren geri çekilir.Ritkán van szükség arra, hogy visszaforduljon.
Ergin dişiler yuvayı nadiren terk ederler.A kifejlett rovar ritkán távolodik el a lárva élőhelyétől.
Modern uçaklarda zorunlu inişi gerektirecek şartlar nadiren oluşur.Normál nyomtávolságú vasutaknál a repülővágányokat ma már csak ritkán alkalmazzák.
El bombaları nadiren patlıyordu.Lövegtornyokat csak ritkán használtak.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.Láz szinte sohasem jelentkezik.
Nadiren rastlanır.Ritkán fordul elő.
Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler.Bár az önjavító tankok nagyon erősek, csak ritkán telepítenek egy bolygóra többet.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Mindenképpen távol akarta tartani őket a politikától és érzelmeit csak ritkán mutatta ki nekik.
Bu tür Batı Avrupa'da nadiren görülür.E fecskefaj igen ritkán bukkan fel Nyugat-Európában.
Kabzası kare şeklinde, nadiren kabzasız olurdu.Kesztyűje, szokatlan módon, meglepően rövid szárú.
Çok nadiren sudan sıçrama hareketi yaparlar.Nappal ritkán merészkedik ki a mocsárból.
Birçok ünlü yazarın aksine Kafka, nadiren başkaları tarafından alıntılanmıştır.Sok más híres íróval ellentétben Kafkát ritkán idézik, inkább látomásait és perspektíváit jegyzik.
İlçede yerli nüfus nadiren bulunur.Bennszülött fajokat ritkán tartalmaz.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Ritkán ugyan, de vannak fennmaradt erotikus festett tekercsek, amelyek megelőzik a Ukijo-e mozgalmat.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Ritkán érik el az 1 métert.
Fakat çeşmeler ve ışıklandırmalar 1990'lı yılların başından bu yana nadiren çalıştırılır.A light novel elnevezést azonban csak későbbtől, az 1990-es évtől kezdve használják.
Nadiren ünison ya da oktav akortlanır.Igen ritkán oktogonálisan illetve kockák formájában kristályosodik.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.A szülés megindítására adott gyógyszer, mely nagyon ritkán infarktust okozhat.
Hava raporları nadiren gerçekleşir.Az időjárás-előrejelzés ritkán válik be.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Kaksosraskaudet ovat äärimmäisen harvinaisia.
Yaz ve sonbahar aylarında nadiren de olsa 100 bireye varan büyük gruplar halinde rastlanmışlardır.Joskus harvoin kesällä ja syksyllä ne voivat uida suuremmissa, 100 yksilön ryhmissä.
Dalışlar nadiren 2 dakikadan fazla sürer.Vain harvoin sitä kesti kauemmin kuin kaksi tuntia.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Sitä tavataan harvoin 30 metrin yläpuolella.
Welcome To Wherever You Are 2005/2006 Have A Nice Day turnesinde nadiren çalınmıştır.Vuosien 2005–2006 kiertue Have a Nice Day Tour oli valtava menestys.
Kimyasal denklemlerde plazma halindeki maddeler nadiren kullanılır.Kemiassa asioita ei juuri koskaan selitetä funktionaalisesti.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Ulkopuolista tukea juutalaiset saivat vain harvoin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod