Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).Oftast visas bara lite små snuttar om vad spelet går ut på.
Nadiren diğer oyuncular ön plana çıktı.Det är sällan spelare gör tvärtom.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.Det är ändå sällan som detta kommer till direkt uttryck i serien.
Almanya'da nadiren görülürler.Påträffas sällsynt i Sverige.
Geyik avcısı olan insanlarda da nadiren görülebilmektedir.Det är sällan man hör hain.
Nadiren arıcılık da yapılır.Det är också sällsynt att tillstånd söks.
Hastalığın teşhisi genellikle mevcut belirtiler ve nadiren mümkün olan hücre kültürü temel alınarak konulur.Diagnosen ställs vanligen baserat på symptom och kliniska fynd, och cellodling är sällan möjligt.
Genel olarak fiziksel saldırılardan nadiren etkilenir, ya da hiç etkilenmezler.Att medlemmar möts rent fysiskt sker sällan eller aldrig.
O herhangi bir konuda nadiren tavır alır.Han talar sällan om sina känslor.
Çok nadiren görülmeyebilir.Därför ser man dem inte så ofta.
Akut karaciğer yetmezliği nadiren görülür ve daha çok yaşlılarda rastlanır.Akut leversvikt sker i sällsynta fall och drabbar framförallt äldre.
Nadiren bazılarının Ryukyu Adaları'na ulaştığı görülmüştür.Det är osäkert när Ryukyuöarna upptäcktes.
Karısı Ekaterine Svanidze'nin Kasım 1907'de doğal nedenlerden ölümünden sonra Stalin Tiflis'e nadiren uğradı.Efter rånet och sin frus död 1907 blev Stalins besök till Tiflis allt färre.
Meyveleri aken, nus veya kapsül olabilir, nadiren agregat meyvedir.Frukten kan vara en nöt eller kapsel, sällan ett bär.
Bugün, UUCP nadiren çevirmeli bağlantı üzerinde kullanılmakta, ama bazen TCP/IP üzerinde kullanılmaktadır.Сьогодні UUCP рідко використовується по каналах комутованого доступу, але іноді використовується по TCP / IP.
Her bölümün yapımı altı ay aldığından, şov nadiren güncel olaylar hakkında yorum yapar.Виробництво кожної серії триває до шести місяців, тому сюжети рідко відбивають поточні події.
Başka elementlerin de bu bileşiklere katıldığı gözlense de, bunlar nadiren görülür.Разом з тим деякі в цілому досить характерні для асоціації види тут трапляються рідко.
Başka ırklarla çok nadiren temas kurarlar.Він рідко контактував з іншими людьми.
Ama bunu nadiren yapar.Але так робили рідко.
Nadiren rastlanır.Зустрічаються рідко.
Çiçekler erdişi, nadiren tek eşeylidir.Квітки двостатеві, рідко — одностатеві.
Bu ana gerekçe Looney Tunesun bugün televizyonlarda nadiren görmemize neden oldu.Основну ж популярність Ловренсу принесла його участь в телевізійних шоу.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Мало що відомо про звички цих тварин.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Тримається зазвичай поодиноко або парами, вкрай рідко невеликими групами.
Günümüzde ise bu kullanımın modası geçmiştir nadiren kullanılır.На сьогодні є морально застарілим, використовується вкрай мало.
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.У одному з інтерв'ю розповіла, що інколи курить «травку».
Nadiren değişken olurlar.Часто міняє жінок.
Köy nadiren gurbetçilikle geçinmektedir.Йорк рідко виступає як сольний виконавець.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Том намагається проявити увагу до кішечки, а Джеррі йому усіляко заважає.
Nadiren erkek çocuklarına da konulur.Зазвичай його надягали на маленьких хлопчиків.
O zamandan beri azaldı ve nadiren görüldü.Багато працює, тому рідко бачиться з нею.
Tom randevulara nadiren geç kalır.Том рідко запізнюється на зустрічі.
Nancy nadiren gülümser.Ненсі рідко посміхається.
Babam nadiren sigara içer.Мій батько рідко палить.
Babam nadiren sigara içer.Тато нечасто палить.
O nadiren kiliseye gider.Він рідко ходить до церкви.
Ben nadiren süt ürünleri tüketirim.Я рідко їм молочні продукти.
Ben nadiren süt ürünleri tüketirim.Я рідко споживаю молочні продукти.
O nadiren evdedir.Він рідко буває вдома.
Ben nadiren hatalar yaparım.Я рідко помиляюся.
Tom nadiren iyi bir ruh halindedir.Том рідко у доброму гуморі.
Okula nadiren geç kalırım.Я рідко запізнююся до школи.
Ben nadiren hata yaparım.Я рідко помиляюся.
Satrançta nadiren kaybederim.Я рідко програю у шахи.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Krevní transfúze jsou nutné jen vzácně.
Kar yağışı ise yüksek dağ yamaçlarında görülmekle beraber, kıyı kesimlere çok nadiren düşer.Loví i nad stupněm lesa v horách a za soumraku (např. netopýry). „Nelétající kořist loví ostříž jen zřídka...
Çoğunlukla çok yıllık nadiren bir yıllık veya iki yıllık otsu bitkilerdir.Jedná se zpravidla o jednoleté, vzácně dvouleté byliny.
Bayanlarla çok nadiren çıkan, flört eden kişidir.Něco je vždy špatné s dívkami, se kterými se setkává.
Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.V současnosti vzácně vyrůstá pouze v Rakousku.
Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler.Přestože jsou váleční fotografové blízko k akci, velmi zřídka sami bojují.
Afganistan’da yanıkları TVYA’nın %60’ını geçen hastalar nadiren hayatta kalabilmektedir.V Afghánistánu osoby, které utrpěly popáleniny na více než 60 % těla, přežívají jen výjimečně.
Fakat bu metot filmin sonlarına kadar nadiren devam eder.Veverky se tak krátce objeví jen na konci filmu.
Nadiren, dang vücudun diğer sistemlerini etkileyebilir.Virus dengue může někdy zasáhnout i další tělesné systémy.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.K auře bez následné bolesti hlavy dochází pouze vzácně; tento jev je známý jako aura bez migrény.
Fakat halen nadiren de olsa bazı zorunlu durumlarda kullanılabilmektedir.Téměř vždy je však nutné mít alespoň nějaké prostředí.
Nadiren de olsa, bu kristaller insanın dikkatini çekmek için yeterlidir.Vzácné krystaly trvale vzbuzují pozornost sběratelů.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Tuto taktiku však používají jen zřídka.
Kış aylarında bile sıcaklık çok nadiren sıfırın altına düşer ve kar yağışı çok nadir görülmüştür.V zimě teplota málokdy klesá pod nulu a sníh je velice řídkým jevem.
Unvan, Paleologos Hanedanı'na kadar devam etti, ancak nadiren kullanıldı.Zdědil Château de Clagny, ale jen zřídka ho využíval.
Nadiren apneustik tir.Méně často antuka.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod