Ana içeriğe geç
Sözlük

nadiren ile cümle

nadiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak Maggie, Marge'a nadiren ihtiyaç duyacak kadar fazla bağımsızlaşır.وتصبح ماجي مستقلة ولا تحتاج إلى مساعدة مارج.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.نادرا ما تحدث الأورة دون صداع لاحق؛ وهذا ما يعرف باسم الصداع النصفي الصامت.
Mavi renk değişimi alkaptonuria ile ya da nadiren Parkinson hastalığı kaynaklıdır.أما التلوّن باللون الأزرق فقد يحدث في حالة البيلة الألكابتونية و بشكل نادر مع مرض باركنسون.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.ونادرا ما تكون العتمة مزدوجة.
İç şehir alanı, gerçek adı Vironniemi tarafından nadiren anılan yarımadanın güneyini kapsamaktadır.تشغل منطقة المدينة الداخلية شبه جزيرة جنوبية، نادراً ما يشار إليها باسمها الفعلي فيرونييمي.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.وقد تتطلب حالات الحساسية النادرة علاجًا داخل المستشفى.
Yine de, ameliyat planlanmadığı sürece bu durum yönetim konusunda nadiren katkı sağlar.إذا لم يكن مخططاً لإجراء عملية جراحية، فهذا نادراً ما يؤثر على العلاج.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.في المقابل، التهاب السحايا الفيروسي يشفى ذاتياً، ونادرا ما يكون قاتلاً.
Nadiren havlar.نادر منصور.
Nadiren migren de menenjite sebep olur ama teşhis ancak diğer sebepler elendiğinde yapılabilir.ونادرا قد يسبب الصداع النصفي التهاب السحايا، ولكن عادة ما يتم هذا التشخيص فقط عند نفي الأسباب الأخرى.
Çıkış ağzı içerisinde nadiren katılaşma olurken genellikle sıvı halde akar.في الداخل، ومع ذلك، عادة ما تكون سرعة الرياح معتدلة.
Psikoz seri katiller arasında nadiren görülür.شوكي شلل الأطفال نادرا ما يكون قاتل.
Nadiren size saldırabilirler.وهم نادرا ما يسعون للحصول على السلطة.
Tedavi gören bireylerde, enfeksiyon haftalar veya aylar sonra nadiren nüksetebilir.الأشخاص الذين يعانون من عدوى الحد الذاتي تُزال عدواهم تلقائياً خلال أسابيع أو شهور.
Nadiren de olsa sonuç olarak çillerin olduğu kısmın daha açık kaldığı bir sonuç ortaya çıkabilir.وأحيانًا، قد يكون إقامة جسر قصير حلاً ملائمًا أكثر.
Nadiren rastlanır.نادرا ما يحدث صدمة.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.الإصابة البكتيرية الثانوية غير نادرة، ويمكن أن تتسبب في رائحة كريهة.
Tecrübeler saklanır hale gelmiş ve nadiren kendi yerine geçecek çıraklara aktarılmıştır.مما أبقى على المعرفة حصرا لدى النقابات و نادرا ما تحل محلها أي تطورات حديثة.
El bombaları nadiren patlıyordu.كسر الترقوة نادرا.
Van Gogh'un bakışları nadiren izleyiciye dönüktür.Van Gogh raramente dirige o olhar ao observador.
Birçok ünlü yazarın aksine Kafka, nadiren başkaları tarafından alıntılanmıştır.Ao contrário de outros escritores famosos, Kafka raramente é citado.
Nadiren izlerini gizlerler.Raramente são encontradas marcas.
Isırma reaksiyonu çok yumuşaktır ve tüyler arasında nadiren görülebilir.A reação às mordidas é muito leve, e pode ser vista raramente entre os cabelos.
Unvan, Paleologos Hanedanı'na kadar devam etti, ancak nadiren kullanıldı.O título sobreviveu até o período paleólogo, mas era usado raramente.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Raramente é necessário tratamento hospitalar.
Bilimsel dergilerdeki makaleler nadiren günlük olarak, bir piyasa dergisi gibi okunur.Edições de uma revista científica raramente são lidas casualmente, como se lê uma revista qualquer.
Nadiren size saldırabilirler.Raramente eram atacados.
Her bölümün yapımı altı ay aldığından, şov nadiren güncel olaylar hakkında yorum yapar.Cada episódio leva seis meses para ser produzido, então a série raramente aborda acontecimentos atuais.
Dalışlar nadiren 2 dakikadan fazla sürer.Os mergulhos raramente excedem os dois minutos de duração.
Yaz sıcaklıkları nadiren 29 °C'yi aşar (85 °F).No verão, as temperaturas raramente excedem os 25 °C (F 85°).
Nadiren kullanılmaktadır.São raramente usadas.
Nadiren ilerki kariyerleri boyunca oyunculuktan farklı bir mesleğe yönelirler.Em vez disso, eles seguem uma carreira distinta.
İlgili makalede, nadiren de olsa kullanılan bir MAC çeşidi olan NMAC de tanımlanmıştır.Este paper também definiu uma variante chamada NMAC que é raramente usada.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Apesar de raros, existe também em pergaminhos pintados a mão que precedem o movimento ukiyo-e.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.Coceira pode causar lesão da pele e pouco comumente resultar em uma infecção bacteriana.
Dükün 1972 yılındaki ölümünün ardından Wallis inzivaya çekildi ve halk arasına nadiren çıktı.Wallis passou a viver em reclusão após a morte do duque em 1972, raramente sendo vista em público.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.Raramente atacam sozinhos.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.O comportamento mítico das divindades é inconsistente, seus pensamentos e motivações raramente são declarados.
Aşırı yüksek veya düşük sıcaklıklar nadiren görülmektedir.As temperaturas extremas, altas ou baixas são raras.
Çok nadiren görülmeyebilir.Elas são raramente vistas.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Pelo contrário, a meningite viral tende a resolver-se espontaneamente e raramente é fatal.
Nadiren rastlanır.Raramente aparece.
Nadiren tek tek bulunur.A Primeira é rara de se encontrar.
Nadiren hayvan gücünden istifade edilir.Raramente demonstram confiança por outros seres.
Çifte yaz saati uygulaması nadiren, bazı özel durumlarda benimsenir.No entanto, esta versão estrita da dieta pratica-se com frequência só em ocasiões especiais.
Bu nedenle insanlarda anestetik olarak nadiren kullanılmaktadır.Logo, normalmente, não necessita de anestesia.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.A pena de morte foi raramente aplicada.
Tek, nadiren ikiz yavru yaparlar.As ninhadas normalmente constituem em 2 filhotes.
Genelde yalnızdır ve yalnızlığını vurgularcasına da nadiren gülümser.Ele quase sempre é visto emburrado e raramente sorri.
El bombaları nadiren patlıyordu.Afixos fundem-se muito raramente.
Şerit solucanları nadiren bağırsak tıkanmasına neden olurlar.Por isso, é conveniente que turista apenas deem gorjetas ocasionalmente.
Yazları sıcak geçer ve nadiren yağış alır.Os verões são quentes e chove com mais frequência.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.São raros os casos em que a doença é transmitida por via de transfusão de sangue.
Ancak tam olarak belirlediği noktaya nadiren varmaktadır .Esse balanço raramente se mantém exatamente.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Meer dan twee doses zijn zelden nodig.
Nadiren ilaç olarak kullanılır.Als geneesmiddel is het zelden gebruikt..
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Gevangenen werden niet zelden gemarteld.
Çok nadiren görülmeyebilir.Is maar zelden te zien.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.De soorten leven in en op de bodem en worden daardoor zelden gezien.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Hun loyaliteit was echter gering en hun acties waren vaak onberekenbaar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod