Ana içeriğe geç
Sözlük

nadir ile cümle

nadir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Nadiren tek tohumlu küçük baklalara da rastlanır.Rijetko se pojavljuje i metličasti ornament.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Često se rabi kao dječja igračka, ali može biti zanimljivo i za odrasle osobe.
Kütüphanede nadir bulunan kitap örnekleri ve el yazmaları yer alıyor.U Knjižnici se mogu pronaći vrlo stare i rijetke knjige.
Ancak elde edilen sonuçlar nadiren gerçek dünyadaki başarımlarına eşdeğerdir.Mnogo ovih efekata su u najboljem slučaju samo približavanje stvarnom svijetu.
Bazen bir çakal başlı olan bir kadın olarak tasvir edildi, ama bu çok nadirdir.Istina, ponekad i ubiju neku domaću životinju, no to je doista vrlo rijetka iznimka.
Sigorta parasını kazanmak için kundaklama nadir değildi.Prodaja proizvoda za gotov novac bila je rijetkost.
Kar oldukça nadir görülür.Snijeg je rijetkost.
Ovaryumu bir çiçekte 3, nadiren 2 ya da 4’lüdür.Cvjetovi su pojedinačni, rijetko su po dva, a još rjeđe tri ili četiri.
Düğünlerde artık nadiren Adige Dansları(Khafe,Şeşen) sergilenmektedir.U kapelici se u novije vrijeme sve češće organiziraju romantična vjenčanja.
Nadir vakalarda, doğum sakatlıklarına neden olan etmenlerle yakından bağlantılıdır.U rijetkim slučajevima, autizam se povezuje s činiocima koji uzrokuju defekte pri rođenju.
Nadiren değişken olurlar.Scene se rijetko mjenjaju.
Aralık ve ocak aylarında nadiren 0 derecenin üstünde sıcaklıklar gözlenmiştir.Prosinac, siječanj i veljača uvijek imaju prosječnu temperaturu ispod nule.
Dünyadaki ayıların en nadir türden biri olan mavi ayı, doğada nadiren görülür.Stidljiva je ptica koja se retko može vidjeti u prirodi.
Nadir olarak küçük omurgalılar veya kuş yumurtaları da yerler.Povremeno, vrlo rijetko, jedu i male beskralježnjake, te ptičja jaja.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Kao odgovor na Naderovo protivljenje selidbi, Simin na sudu traži rastavu braka.
Ayrıca çok nadir olarak doğuştan animagus olanlar da çıkabilir.Ipak, poznato je da vrlo mala djeca gotovo instinktivno znaju plivati.
Normalde yalnız ya da çift hâlinde dolaşırlar ama nadiren büyük gruplar halinde de dolaştıkları da görünür.Obično lete same ili u paru, iako se na nekim mjestima mogu vidjeti u jatima.
Yüksek rüzgârlar nadiren oluşur.Poprečni risevi nastaju rijetko.
Ciddi dövüşler nadir görülür.Značajnije nuspojave su rijetke.
Çiçekler hermafrodit, aktinomorf, nadiren zigomorf.Cvjetovi su hermafroditi, rijetko jednospolni.
Banu Nadir de 625'te kovuldu.Zbog toga je Babilon gotovo posve napušten već oko 275. pr.
Nadiren konuşması nedeniyle spesifik bir seslendiricisi yoktur.Pre svoj zriedkavý výskyt nemajú osobitné využitie.
Nadiren, solunması astımı tetikleyebilir.Výnimočne môže tepna strmienka perzistovať.
Brejnev 1982 yılında nadiren halk karşısına çıktı.Brežnev sa na verejnosti v priebehu jari až jesene 1982 objavoval iba zriedkavo.
Doğada tek fotonlar nadir olarak olarak rastlanır.V prírode sa s jednotlivými fotónmi stretávame len zriedka.
Modern uçaklarda zorunlu inişi gerektirecek şartlar nadiren oluşur.Na súčasných veľkých plachetniciach sa oblohová plachta vyskytuje zriedkavo.
Bugünlerde çok nadir olarak rastlanır.Dnes sa vyskytuje iba zriedkavo.
Nadiren düya dışı görevlere çıkar.Sporadicky hral zriedkavo vo vedľajších úlohách.
Nadiren boyları 10 metreyi aşar.Ich veľkosť zriedkakedy presiahne 10 mm.
Açlık nadir değildi.Neboli dokonca zriedkavé ani prípady smrti hladom.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Ako je zvyčajné u zriedkavo sa vyskytujúcich ochorení, údaje o výskyte nových prípadov aHUS sú obmedzené.
Nadir olarak küçük omurgalılar veya kuş yumurtaları da yerler.Príležitostne mladé vtáky a vtáčie vajcia.
Kar çok nadir köy merkezinde görülür.Sneh sa v meste a jeho okolí vyskytuje len zriedka.
Nadiren diensefalonun bazı parçaları da bu tanıma girer.Do takéhoto kolotoča bývajú nezriedka zapojené aj štátne spravodajské služby.
Ama bu durumlar çok nadir meydana gelir.Takéto prípady sú však zriedkavé.
Genellikle nadir olarak etkisiz fagositoz ve makrofaj fonksiyonuna dair bazı bozukluklar tanımlanmıştır.Boli popísané aj niektoré veľmi vzácne choroby spôsobené poruchou fagocytózy či funkcie makrofágov.
Nadiren düzenlenirler ve tüm dünyadan oyuncuların katılımını amaçlarlar.Som naozaj hrdý na skladby, ktoré sme spolu vytvorili a na možnosť hrať ich po celom svete.
Tek kollu sarmal galaksiler de çok nadirdir.Nepravidelné obrie galaxie sú veľmi zriedkavé.
Kalp kası biyopsisi çok nadir durumlarda yapılır.Poškodenie srdca je pomerne časté.
Böcek ve diğer küçük hayvanları çok nadir yerler.Čokoládové a lilové zvieratá sú veľmi zriedkavé.
Dişi çiftleştikten 3-4 hafta sonra genelde bir, nadir olarak bazen 2 ya da 3 yumurta yumurtlar.Medzi stredom mája a júna samička znesie v odstupe 3 až 4 dní zväčša dve vajíčka, zriedka jedno alebo tri.
Nadiren erüptif kayalardan özellikle pegmatitlerde ilksel olarak bulunur.Pekné kryštály sa dajú nájsť najmä v pegmatitoch.
Çok nadirdir.Je veľmi zriedkavé.
Bu komplikasyon nadirdir, ancak acil cerrahi girişim endikedir.Rieši sa väčšinou punkciou, málokedy priamou chirurgickou intervenciou.
Bu görüş, Nadir Dünya hipotezi olarak adlandırılır.Táto myšlienka je aplikovaná na viaceré body hypotézy zriedkavej Zeme.
Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar.Naproti tomu v Arktíde sú kosatky v zime, keď nenavštevujú polárny ľadovec, vídané len zriedka.
Nadiren 3 cm'yi aşar.Obyčajne je menší ako 10 cm.
Oldukça nadir bulunan bir türdür.Všade je však veľmi zriedkavým druhom.
Almanya'da nadiren görülürler.V Česku je zriedkavé.
İsrail'de çok nadirdir.Na Slovensku je veľmi zriedkavé.
Yunanistan'da Niks, nadiren bir kült sahibidir.Na Slovensku je zriedkavý až vzácny.
Böyle bir durum uygulamada çok nadiren görülebilir.V praxi sa táto metóda používa zriedka.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.V divadle hrá už len zriedka.
Nadiren pupalar organik materyallerde bulunur.Fluór sa málokedy viaže na organické zlúčeniny.
Siyah Arap atı çok nadir bulunur.Výskyt arktických dní je na Slovensku veľmi zriedkavý.
Resimlerini çok nadir olarak sergiledi.Ľudí maľoval len zriedka.
Nadir olarak patates ekimi yapılır.Bežné sú tiež zemiaky.
Kuzey Avrupa'ya çok nadir bir ziyaretçidirler.Zelo redko gostuje v Severni Evropi.
Rezerv alanında sadece 3 fil var ve mevcut 15 leopar nadiren görülebilmektedir.Slonov ni, le okoli 15 pa je redko videnih leopardov.
Dükün 1972 yılındaki ölümünün ardından Wallis inzivaya çekildi ve halk arasına nadiren çıktı.Po smrti vojvode leta 1972 je vojvodinja živela v osami in se je redko kazala v javnosti.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod