Ana içeriğe geç
Sözlük

nadir ile cümle

nadir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Resimlerini çok nadir olarak sergiledi.Hans målningar förekommer tämligen sällan.
Nadiren hafifçe oval olurlar.Den hörs mycket sällan i Österrike av uppenbara skäl.
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).Oftast visas bara lite små snuttar om vad spelet går ut på.
Nadir bulunan bir tür olan Mısır Maularından 2007 yılında 200'den az sayıda kedi yavrusu tespit edilmiştir.Numerärt är rasen mycket liten, 1997 fanns endast omkring 200 hundar.
'Nadir Nadi Beyi göreceğim,' dedim, mektubunu gösterdim."I familjekretsen sågo vi honom ej mycket" skrev dottern.
Nadiren diğer oyuncular ön plana çıktı.Det är sällan spelare gör tvärtom.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.Det är ändå sällan som detta kommer till direkt uttryck i serien.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Ses ofta som känslolös och pratar sällan.
Nadir bir kuş olup olgun ormanlar ile bol cansız odunlara ihtiyaç duyarlar.Det finns gott om fågelarter som kräver gamla skogar.
Almanya'da nadiren görülürler.Påträffas sällsynt i Sverige.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.I sällsynta fall kan infektionen försvinna utan behandling.
Tüfek şu an nadir bulunmaktadır ve çok değerlidir.Vikunjaullen är sällsynt och mycket dyrbar.
Dişi sadece tek bir yavru doğurur (çok nadir 2).Honor föder endast en unge (i sällsynta fall två) åt gången.
Yıllar geçtikçe, Freddie Mercury'nin nadir bulunan solo albümleri daha da değer kazanmıştır.Från och med Marcus Aurelius blev guldmynten allt mer sällsynta.
Cildin kızarması gibi çoğu yan etki hafiftir; ancak nadir miyokard iskemisi vakaları meydana gelmiştir.De flesta biverkningarna är milda, som t.ex. rodnad, men sällsynta fall av myokardischemi har förekommit.
Yağmur çok nadir görülür.Regn är mycket ovanligt.
Geyik avcısı olan insanlarda da nadiren görülebilmektedir.Det är sällan man hör hain.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Det är fortfarande möjligt, men mycket ovanligt.
Dağılım kuşağının kuzeylerinde nadir yerleşik olarak bulunurlar.Den är en sällsynt gäst norr om sitt utbredningsområde.
Nadiren arıcılık da yapılır.Det är också sällsynt att tillstånd söks.
Batı Avrupa'da nadir ama düzenli görülen rastlantısal konuklardır.Felflugna individer observeras sällsynt men regelbundet i Västeuropa.
Gelişmiş ülkelerde çok nadir görülmektedir.I den utvecklade världen är det väldigt ovanligt.
Oldukça nadir olarak bulunur. ^ "Archived copy".Men vanligtvis erkänns inte detta synsätt. ^ ”Arkiverade kopian”.
Çok nadir olarak, küçük omurgalı hayvanlar ile beslenir.Mycket sällan äter den ryggradslösa djur.
Hastalığın teşhisi genellikle mevcut belirtiler ve nadiren mümkün olan hücre kültürü temel alınarak konulur.Diagnosen ställs vanligen baserat på symptom och kliniska fynd, och cellodling är sällan möjligt.
Nadir olarak iyoda karşı bazı kişilerde iyoda aşırı duyarlılık oluşabilir.Ibland kan bedövningen av olika orsaker fungera mindre bra.
Nadir toprak elementleri genellikle birlikte cevherleşmiştir.De sällsynta jordartsmetallerna förekommer ofta tillsammans.
Genel olarak fiziksel saldırılardan nadiren etkilenir, ya da hiç etkilenmezler.Att medlemmar möts rent fysiskt sker sällan eller aldrig.
O herhangi bir konuda nadiren tavır alır.Han talar sällan om sina känslor.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Eftersom Nader vill bo kvar i Iran ansöker Simin om skilsmässa.
Çok nadiren görülmeyebilir.Därför ser man dem inte så ofta.
Akut karaciğer yetmezliği nadiren görülür ve daha çok yaşlılarda rastlanır.Akut leversvikt sker i sällsynta fall och drabbar framförallt äldre.
Mental gerilik çok nadir gözlemlenir.Specifika putsningsbeteenden observeras sällan.
Bu opera eseri günümüzde nadir olarak yapımlanmaktadır.Numera uppförs operan tämligen ofta.
Bir Aes Sedai çok nadir evlenir.Det är nästan bara Gröna Aes Sedaier som gifter sig.
Bu tür, kuzey ve batı Avrupa'ya nadir bir serseridir.Den är en mycket sällsynt gäst i västra och norra Europa.
Nadiren bazılarının Ryukyu Adaları'na ulaştığı görülmüştür.Det är osäkert när Ryukyuöarna upptäcktes.
Karısı Ekaterine Svanidze'nin Kasım 1907'de doğal nedenlerden ölümünden sonra Stalin Tiflis'e nadiren uğradı.Efter rånet och sin frus död 1907 blev Stalins besök till Tiflis allt färre.
Meyveleri aken, nus veya kapsül olabilir, nadiren agregat meyvedir.Frukten kan vara en nöt eller kapsel, sällan ett bär.
Erkekleri çok nadirdir.Släktets medlemmar är sällsynta.
Bu yüksek enerjili parçacıklar oldukça nadirdir.Extrema nederbördsmängder är relativt ovanliga.
20. yüzyılın ilk yarısında Don Carlos/Don Carlo operası çok nadir olarak sahnelenmiştir.Протягом першої половини XX століття «Дон Карлоса» ставили рідко.
Bugün, UUCP nadiren çevirmeli bağlantı üzerinde kullanılmakta, ama bazen TCP/IP üzerinde kullanılmaktadır.Сьогодні UUCP рідко використовується по каналах комутованого доступу, але іноді використовується по TCP / IP.
Nadir lalelerin sözleşme fiyatları 1636 yılı boyunca artmaya devam etti.Контрактна ціна рідкісних цибулин продовжує зростати впродовж 1636 року.
MJ, Peter'ın Örümcek Adam olduğunu bilen nadir kişilerdendir.Конг — один з небагатьох, хто знає, що Пітер — Людина-павук.
Piyelonefrit ise 20 ila 30 kat daha nadir görülür.Пієлонефрит трапляється у 20-30 разів рідше.
Her bölümün yapımı altı ay aldığından, şov nadiren güncel olaylar hakkında yorum yapar.Виробництво кожної серії триває до шести місяців, тому сюжети рідко відбивають поточні події.
İnsana nadir saldırır.Вкрай рідко атакує людину.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.У рідкісних випадках особи позбавляються від інфекції без лікування.
Başka elementlerin de bu bileşiklere katıldığı gözlense de, bunlar nadiren görülür.Разом з тим деякі в цілому досить характерні для асоціації види тут трапляються рідко.
Resmi sözleri olmayan nadir ulusal marşlardan biridir.Один з небагатьох національних гімнів без слів.
Ayrıca Kızıl Kitap'ta geçen nadir bilinen hayvan türleri de vardır.Є і рідкісні - ті, які внесені до Червоної книги.
Başka ırklarla çok nadiren temas kurarlar.Він рідко контактував з іншими людьми.
Ama bunu nadiren yapar.Але так робили рідко.
Nadiren rastlanır.Зустрічаються рідко.
Çiçekler erdişi, nadiren tek eşeylidir.Квітки двостатеві, рідко — одностатеві.
Ayrıca Cavlak kaplıcası Türkiye'de nadir bulunan suya sahiptir.Туман у Карпатах Туман у Києві Рідка вода.
Vücudun kapalı yerlerinde nadirdir.Рідше в інші частини тіла.
Bulanık görme nadirdir.Блювання буває рідко.
Avrupa'da nadir görülürler.Дуже рідко зустрічається в Європі.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod