Çok nadir raslanılır ve pek tanılmaz.Są rzadko spotykane i słabo poznane.
İnsana nadir saldırır.Bardzo rzadko atakuje ludzi.
Ciddi dövüşler nadir görülür.Rzadko jednak dochodzi do prawdziwych walk.
Pek nadir olarak Anadolu kazaskerlerinden de şeyhülislamlar görüldü.Znane są bardzo rzadkie przykłady okrągłych kartuszy.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Wyjątkowo rzadko jest rozpoznawany u dzieci i młodzieży.
Nadir durumlar içinse yalnızca analitik çözüm geçerlidir.W typowych metodach analitycznych rzadko bada się czyste pierwiastki.
Ama bu durumlar çok nadir meydana gelir.Jednakże przypadki takie zdarzają się bardzo rzadko.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Jest to mało prawdopodobne, ale jednak możliwe.
Bu hastalığın ölüme yol açması çok nadirdir.Choroba rzadko prowadzi do zgonu.
İşi çok özel ve nadir gelen eşyaları pazarlamaktır.Handluje rzadkim i niebezpiecznym osprzętem.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.To wielkie wydarzenie, bowiem smoki w Europie są bardzo rzadkie.
Koalalar çok nadir de olsa su içerler.Piją bardzo rzadko, wodę czerpią głównie z pożywienia.
Nadiren diğer oyuncular ön plana çıktı.Postać rzadko na pierwszym planie.
Bu tür Batı Avrupa'da nadiren görülür.Bardzo rzadko można go spotkać w Europie Zachodniej.
Eski İstanbul'da çok yaygın olarak tüketilen çiroz günümüzde çok nadir olarak masalarda görülmektedir.Tak ostry sprzeciw wobec rozmaitych przejawów egalitaryzmu jest współcześnie rzadko spotykany.
Nadir Şah Asya'nın son büyük fatihiydi.Jamska Kopa jest ostatnim szczytem w Jamskiej Grani.
Raziye'ninse düşüğe Nadir'in sebep olduğu konusunda ciddi şüpheleri vardır.Nagi zaczyna się obawiać, że problemem jest jego płeć.
Batı Avrupa'da koruma tedbirlerine rağmen leylek nadir görülen bir kuş türü olmaya devam etmektedir.W Europie Zachodniej bocian pozostaje rzadkim ptakiem mimo działań ochronnych.
Gelişmiş ülkelerde çok nadir görülmektedir.Niezmiernie rzadko spotyka się ją w krajach rozwiniętych.
Katı halde olup nadiren sıvıdır.Miauczą rzadko i mało barwnie.
Nadiren viral veya fungal enfeksiyonlara bağlı olarak da ortaya çıkabilirler.Rzadko dochodzi do zakażenia wirusowego lub grzybicznego.
Türbinler daha çok Eksenel, nadiren de Radyal tip olarak yapılır.Na dębie występuje bardzo rzadko, ale w postaci teleomorfy.
Montesilvano İtalya komünleri arasında nadir bulunan biridir.Szczep montepulciano jest typowy dla środkowych Włoch.
Erkekleri çok nadirdir.Wyjątkowo rzadko u mężczyzn.
Ayrıca Kızıl Kitap'ta geçen nadir bilinen hayvan türleri de vardır.Często są to rzadkie gatunki wymieniane w Czerwonej Księdze Rosji.
Kuzey Avrupa'da nadir olarak görülür.W północnej Europie pojawia się rzadko.
Mental gerilik çok nadir gözlemlenir.Zachowania agresywne są rzadko obserwowane.
Geyik avcısı olan insanlarda da nadiren görülebilmektedir.Rzadko można spotkać wilka.
Yörede Dünya'nın başka hiçbir yerinde yetişmeyen nadir bitki türleri bulunmaktadır.Niektóre z gatunków roślin rosnących na terenie obwodu nie są spotykane w żadnym innym miejscu na ziemi.
Çok nadir olarak tüp orta kulağa düşebilir.Proste, rzadko wygięte ku środkowi.
Onu çok nadiren görüyorum.Bardzo rzadko go widuję.
Onu çok nadiren görüyorum.Bardzo rzadko go widzę.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Fler än två doser krävs sällan.
Ciddi krupa nadiren rastlanmaktadır (< %1).Allvarlig krupp är sällsynt (<1 %).
Besinlerini geceleri ağaçlarda; nadir olarak da yerde ararlar.Under natten letar de i träd och på marken efter föda.
Vakaların üçte ikisinde aile içinde migren vardır ve nadiren tek gen bozukluğuna bağlı olarak meydana gelir.Migrän är ärftligt i cirka två tredjedelar av fallen, och beror då sällan på en enda genetisk defekt.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Tom försöker oftast fånga Jerry för att äta upp honom.
İyi oluşmuş kristaller nadirdir.Välbildade kristaller är sällsynta.
Aura nadiren, nadiren ardışık baş ağrısı olmadan da meydana gelir; buna sessiz migren denir.En aura uppträder sällan utan efterföljande huvudvärk, men då det förekommer kallas det för en tyst migrän.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Viral meningit däremot, tenderar att läka ut spontant och är sällan dödligt.
Kar oldukça nadir görülür.Snö är väldigt sällsynt.
Bu olay neden elmasın nadir bulunduğunu açıklar.Detta kan förklara varför kafferlijan är ovanlig i kultur.
Nadiren çizgiler arasında küçük siyah noktalar bulunuyordu.Ibland fanns det små svarta prickar mellan ränderna.
14 yıldır evli olan Nadir ve Simin 11 yaşındaki kızları Terme ile birlikte Tahran'da yaşamaktadırlar.Nader och Simin har varit gifta i fjorton år och bor tillsammans med sin elvaåriga dotter Termeh i Teheran.
Sıcaklık nadiren 5 °C’nin altına düşer.Temperaturen faller inte ofta under 5 grader.
Jadeit nefritten daha nadirdir ve daha değerlidir.Jadeit är mycket mer färgrik och kostbar jade.
Nadiren izlerini gizlerler.De lämnar sällan sina bon.
Kar yağışı çok nadiren görülür veya hiç görülmez.Luktsinnet kommer då sällan eller aldrig tillbaka.
Kendi başlarına nadiren saldırıda bulunuyorlardı.En olycka kommer sällan ensam...
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Som tidigare nämnts är dessa djur mycket sällsynta.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Strider mellan olika grupper sker sällan.
Kısa yaşamında verdiği az sayıda eser günümüze nadiren ulaşmıştır.Vad som händer på hans långa resor brukar sällan framgå.
Marge'ın babası Clancy, dizide nadiren yer almaktadır ve şu ana kadar sadece iki bölümde konuşurken göründü.Marges fader Clancy har inte medverkat i flera episoder och har bara haft en talroll i två episoder.
Hatta sayıları o kadar azaldı ki çok nadir görülmeye başlandılar.Tyvärr är de så blyga att det nästan aldrig blir av.
Ganj vadisinde, Bengal'in kuzeyinde ve Assam'da nadir görülür.Den är ovanlig till sällsynt i Ganges floddal, norra Bengalen och Assam.
Ancak Maggie, Marge'a nadiren ihtiyaç duyacak kadar fazla bağımsızlaşır.Maggie blir så självständig att Marge saknar behovet att hjälpa Maggie.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.Detta fenomen är mindre vanligt hos vuxna.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Som väntat med en sällsynt sjukdom är data om förekomsten av aHUS begränsade.
Nadiren monoiktirler.De flyger sällan.
Çok nadirdir.Den är sällsynt.