Ana içeriğe geç
Sözlük

nadir ile cümle

nadir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onun sihirbazlık yeteneği çok nadiren ortaya çıkan bir seviyede" demiştir.Het grafmonument is in hoge mate gaaf en beschikt over een zeer hoge mate van typologische zeldzaamheid."
Fakat yeryüzünde bu yeteneği ya da beceriyi elde edebilmiş insanlar çok nadirdir.Hij of zij verkrijgt hiervoor van deze Godheid bijzondere vaardigheden.
Nadir Şah Asya'nın son büyük fatihiydi.Nader Sjah was de laatste grote Aziatische militaire veroveraar.
İnsanlara az, bitkilere nadiren rastlanır.Ze klimmen zelden op planten.
Nadir durumlarda, anafilaksinin tek belirtisi çok düşük kan basıncı olabilir.In zeer zeldzame gevallen is lage bloeddruk het enige symptoom van anafylaxie.
Yıllar geçtikçe, Freddie Mercury'nin nadir bulunan solo albümleri daha da değer kazanmıştır.Een paar jaar later volgde de uiterst zeldzame Rode Mercurius.
Ergin dişiler yuvayı nadiren terk ederler.Miskito indianen verlaten hun gebied maar zelden.
Diğer nadir bitkiler arasında Hanabusaya bulunmaktadır.Daar vinden ze de zeldzame plant.
Son derece nadirdir, özellikle bebeklerde ve çocuklarda görülür.Dit komt vooral voor bij zuigelingen en jonge kinderen.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Hij is erg neurotisch, en praat vrijwel nooit.
Gelişmiş ülkelerde çok nadir görülmektedir.In de ontwikkelde landen is dit zeer ongewoon.
Saldivar nadiren arkadaş edindi ve kendini sosyal etkinliklerden soyutladı.Duray was frezer en werd actief in socialistische organisaties.
Yunanistan'da Niks, nadiren bir kült sahibidir.In Vlaanderen is hij vrij zeldzaam tot zeldzaam.
Çok nadir bazı durumlarda, bunun altı aya uzayabileceği belirtiliyor.In bijzondere omstandigheden kan vaststelling om zwaarwichtige redenen met 6 maanden worden uitgesteld.
Geçen yüzyılda nadiren okunmuş ve atıfta bulunulmuştur.In de 19e eeuw werd ze veelvuldig afgebeeld en beschreven.
Ağaç ya da çalı, nadiren de liana formunda bitkilerdir.Het zijn heesters of lianen, zelden kruidachtige planten.
Nadiren izlerini gizlerler.Er worden zelden vruchten gevormd.
Önemli konularda konuyla ilgili senatörler toplantılara çağrılsalar da bu çok nadir olurdu.In de beeldende kunsten daarentegen, kwam het slechts zelden aan bod.
Wight Adası Birleşik Krallık'ta hiç otoyol bulunmayan nadir kontluklardan biridir.Op de kantonnale snelwegen is een vignet niet altijd verplicht.
Bu olay neden elmasın nadir bulunduğunu açıklar.Dit roept echter de vraag op waarom de nek dan zo kort was.
Fullerenler (C60 ve C70) dünyada çok nadir de olsa Shungit ve Fulgurite bulunur.Fullerenen met C60 en C70 zijn ook in het heelal aangetoond.
Podocarpus'un 105 türü, 1–25 m yükseklikte (nadiren 40 m'e) daima yeşil fundalar veya ağaçlardır.De 105 soorten zijn groenblijvende struiken of bomen van 1-25 m hoog (zelden tot 40 m).
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Reguliere legers gebruiken deze tactiek zelden.
Donohue sendromu (diğer adıyla Leprechaunizm) aşırı derecede nadir ve şiddetli bir genetik bozukluktur.Het syndroom van Donohue of leprechaunisme is een zeer zeldzame en ernstige genetische aandoening.
Ahtapotlar çoğunlukla yumuşak doku içerdikleri için fosil kayıtları göreceli olarak nadirdir.Normaal gesproken fossiliseren de zachte weefsels van een organisme namelijk zelden.
Nadir görülen bir hastalık olup genellikle anabolik steroid kullanan kişilerde görülür.Aniridie ontbreekt zelden bij mensen met het WAGR-syndroom.
Büyükler arasında nadirdir.Bij kinderen is het zeldzaam.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Alhoewel ze zeldzaam zijn, bestaan er geschilderde rollen van voor de Ukiyo-e-beweging.
Nadiren arıcılık da yapılır.Ze verliest ook zelden haar geduld.
Herpes simpleks hepatiti: Çok nadirdir.Amsinckia vernicosa: Zeldzaam.
Bu çok nadir bir durumdur.Dit is een erg zeldzaam geval.
O nadiren dışarı gider.Ze gaat zelden uit.
Nadiren kahvelerine şeker atarlar.Ze doen zelden suiker in hun koffie.
O nadiren dışarı çıkar.Ze gaat zelden uit.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.W odróżnieniu od bibliotek publicznych, rzadko zezwalają na pożyczanie książek obywatelom kraju.
İsrail'de çok nadirdir.W Izraelu bardzo rzadki.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Podanie większej liczby dawek rzadko jest konieczne.
Bunlar genel olarak güvenli olup, nadiren perianal sepsis gibi ciddi yan etkiler oluşabilir.Mimo że generalnie są one bezpieczne, mogą wystąpić rzadkie efekty uboczne takie jak sepsa.
Ama bunu nadiren yapar.Ale robią to rzadko.
Nadir durumlarda, anafilaksinin tek belirtisi çok düşük kan basıncı olabilir.W rzadkich przypadkach bardzo niskie ciśnienie krwi może być jedynym objawem anafilaksji.
Fazla hareket etmezler; hızlı koşar; nadiren uçarlar.Szybko biegają i rzadko latają.
Dağlarda çok nadir ağaç bulunur.W górach jest bardzo rzadki.
Unvan, Paleologos Hanedanı'na kadar devam etti, ancak nadiren kullanıldı.Tytuł przetrwał do okresu Paleologów ale był już rzadko używany.
Nadiren arıcılık da yapılır.Rzadko również występuje nadciśnienie.
Simen Dağları, Afrika'da kar yağışının gözlemlenebildiği nadir yerlerden biridir.Góry Atlas są jednym z niewielu obszarów Afryki, gdzie występują okresowe opady śniegu.
Bu opera eseri günümüzde nadir olarak yapımlanmaktadır.Te opery są bardzo rzadko wykonywane teraz.
Yasal olarak cezalandırılabilmelerine rağmen (gerçekte) nadiren eziyet edilirdi.Jednak jedynie najniżsi rangą, spośród nich, zostali skazani i to za względnie niegroźne przestępstwa.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.Jednakże ludzie tacy rzadko myślą o śmierci.
Maske'nin gerçek kimliğini bilen nadir insanlardandır.Jedna z niewielu osób, które wiedzą o prawdziwej tożsamości Kuugi.
Herhangi bir ciddi alerjik reaksiyon nadir gelişir.Rzadko obserwuje się skórne reakcje alergiczne.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Haplodiploidalność jest wśród zwierząt rzadka.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.W rzadkich przypadkach zakażenie może ustąpić bez leczenia.
Tropik bölgelerde çok nadir görülürler.W tropikach spotykany jest bardzo rzadko.
14 yıldır evli olan Nadir ve Simin 11 yaşındaki kızları Terme ile birlikte Tahran'da yaşamaktadırlar.Nader i Simin są małżeństwem od czternastu lat oraz mieszkają z jedenastoletnią córką Termeh w Teheranie.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Zwierzęta te rzadko żyją dłużej niż rok.
Kar oldukça nadir görülür.Śnieg należy do rzadkości.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.Rzadko występuje u dorosłych.
Nadiren boyun veya karın bölgesinde fazla kaburga bulunabilir.Rzadko może być zajęta kufa albo nos.
Kalp kası biyopsisi çok nadir durumlarda yapılır.Występowanie w naczyniach tętniczych jest rzadkie.
İyi oluşmuş kristaller nadirdir.Ładnie wykształcone kryształy należą do rzadkości.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod