Ana içeriğe geç
Sözlük

nadir ile cümle

nadir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dundasit, nadir bir kurşun alüminyum karbonat mineralidir.Dundasita é um raro mineral do grupo dos carbonatos com chumbo e alumínio.
Bu nedenle insanlarda anestetik olarak nadiren kullanılmaktadır.Logo, normalmente, não necessita de anestesia.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.A pena de morte foi raramente aplicada.
Altın Sikkeler Ortaçağ’da çok nadir dökülüyordu."Paradoxalmente, há muito menos gore.
İsrail'de çok nadirdir.Considerada rara no Iêmen.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.Em casos raros, a infecção pode desaparecer sem qualquer tratamento.
Kar yağışı ise Lizbon'da çok nadir görünen bir yağış şeklidir.Neve é uma rara ocorrência climática na Flórida.
Difteri de nadir bir beyaz anjin nedenidir.Este transtorno é uma anomalia muito rara de origem genética.
Genelde asosyaldir ve çok nadir konuşur.Ele é mulherengo e raramente trabalha.
Tek, nadiren ikiz yavru yaparlar.As ninhadas normalmente constituem em 2 filhotes.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Como é expectável para uma doença rara, os dados sobre a incidência dessa síndrome são limitados.
Genelde yalnızdır ve yalnızlığını vurgularcasına da nadiren gülümser.Ele quase sempre é visto emburrado e raramente sorri.
Çok nadir raslanılır ve pek tanılmaz.É uma região pouco explorada e quase desconhecida.
El bombaları nadiren patlıyordu.Afixos fundem-se muito raramente.
Nadir durumlar hariç hiçbir ülkelerde farklılık yoktur.O jogo não difere entre a nacionalidade das comunidades exceto em casos raros.
Şerit solucanları nadiren bağırsak tıkanmasına neden olurlar.Por isso, é conveniente que turista apenas deem gorjetas ocasionalmente.
Yazları sıcak geçer ve nadiren yağış alır.Os verões são quentes e chove com mais frequência.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.São raros os casos em que a doença é transmitida por via de transfusão de sangue.
Ancak tam olarak belirlediği noktaya nadiren varmaktadır .Esse balanço raramente se mantém exatamente.
Tüfek şu an nadir bulunmaktadır ve çok değerlidir.O álbum é bastante raro sendo muito valioso hoje em dia.
Açlık nadir değildi.Honger is geen zeldzaamheid.
İki dozdan fazlası nadiren gerekli olur.Meer dan twee doses zijn zelden nodig.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.Dit is echter zeldzaam, maar niet onmogelijk.
Nadiren ilaç olarak kullanılır.Als geneesmiddel is het zelden gebruikt..
Bu bakteriler yiyeceklerde yaşayabilirler ama bu duruma oldukça nadir rastlanır.Deze bacteriën kunnen in voedsel leven, maar dat komt heel weinig voor.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Gevangenen werden niet zelden gemarteld.
Rivelino, Brezilya'da 100'den fazla forma giyen nadir oyuncular arasındadır.Rivelino is een van de spelers die meer dan honderd interlands voor Brazilië hebben gespeeld.
Çok nadiren görülmeyebilir.Is maar zelden te zien.
Batı Avrupa'da nadir ama düzenli görülen rastlantısal konuklardır.Bij ons een zeldzame, maar regelmatige gast.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.De soorten leven in en op de bodem en worden daardoor zelden gezien.
Nadir Şükürov (d.Zij zijn namelijk onafscheidelijke nichtjes.
Çok nadirdir.Zeer zeldzaam.
Yağmur çok nadir görülür.Regen komt zeer zelden voor.
Nadir durumlar içinse yalnızca analitik çözüm geçerlidir.Alleen in speciale gevallen is een analytische benadering wel mogelijk.
Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür.Gevechten tussen groepen zijn zeldzaam.
İyi oluşmuş kristalleri nadirdir.Goed gevormde kristallen zijn zeldzaam.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Hun loyaliteit was echter gering en hun acties waren vaak onberekenbaar.
Ancak ölüm çok nadiren görülür.Er vallen echter zelden doden.
Pek nadir olarak Anadolu kazaskerlerinden de şeyhülislamlar görüldü.Maar relatief zelden zijn er vernietigingshorizonten gevonden.
Ama bunu nadiren yapar.Dat doen ze echter zelden.
Çok nadiren sudan sıçrama hareketi yaparlar.Ze springen slechts zelden op uit het water.
Bu hastalığın ölüme yol açması çok nadirdir.De ziekte leidt zeer zelden tot de dood.
Dişi sadece tek bir yavru doğurur (çok nadir 2).Het vrouwtje krijgt één kalf per worp, slechts zelden twee.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Zoals verwacht bij een zeldzame ziekte, zijn gegevens over de incidentie van aHUS beperkt.
Maske'nin gerçek kimliğini bilen nadir insanlardandır.Een van de weinigen die Kits ware identiteit kent.
Dalışlar nadiren 2 dakikadan fazla sürer.Deze aanval duurt meestal minder dan 2 minuten.
Doktor, nadiren yalnız ve genelde bir veya daha fazla yol arkadaşıyla yolculuk yapmaktadır.Vrouwelijke ontdekkingsreizigers gingen meer dan eens alleen of met een heel klein gezelschap op pad.
Siyah Arap atı çok nadir bulunur.Egaal zwarte paarden zijn vrij zeldzaam.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.In de stad waren verse groenten echter schaars en erg duur; men moest het vaak doen met gedroogde groenten.
Nadiren düya dışı görevlere çıkar.Zij gaat heel zelden mee op missie.
Nadir Nadi yazarın eski yazılarını bastı.Knip sowieso de ondertekening van de vorige schrijver weg.
Kan transfüzyonlarına nadiren ihtiyaç duyulmaktadır.Bij miltsequestratie wordt veelvuldig gebruikgemaakt van bloedtransfusies.
Ağrı çok nadir görülür.De aandoening is erg zeldzaam.
Müstakil evler ve iki katlı yapılar çok nadirdir.Verse kleppen en doublettn zijn erg zeldzaam.
Sahibi Âsımzade Cemal Nadir’dir (Karikatürist Cemal Nadir’le ilgisi yoktur).De Utroms zijn vredelievend (behalve Ch'rell/Shredder).
Bu kayıtlar nadir bulunur ve orijinallerinin grubun ilk basgitaristi Richard Roy'da olduğu bilinmektedir.De demo's zijn nu erg zeldzaam omdat het de enige opnames zijn met hun originele bassist Richard Roy.
Nadiren değişken olurlar.Ze werden zelden van plaats veranderd.
Kar oldukça nadir görülür.Sneeuw is zeldzaam.
Avrupa'da çok nadir görülen bir türdür.Het is een zeldzame soort uit Europa.
Düğünlerde artık nadiren Adige Dansları(Khafe,Şeşen) sergilenmektedir.De dans wordt vaak bij bruiloften gedanst.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod