Bu yüzden Avustralya dışında nadiren yetiştirilirler.За пределами Австрии порода встречается редко.
8 (Çok iyi kullanıcı): Dile tamamen hakim olmakla beraber sadece nadiren tutarsızlıklara sahiptir.8.0 Очень хороший пользователь Полностью владеет языком, за исключением отдельных неточностей.
Sıcak yerlerde nadiren görülür.Редко встречается и в сильно заиленных местах.
Nadir türlerdendir.Редкие виды.
Köpekbalıkları ve vatozlar Avrupa sularında çok nadir bulunur.Конфликты между собаками и кошками не являются редкостью в городской среде.
Bir röportajında, arada sırada sigara içtiğini; nadiren de alkollü içki tükettiğini söylemiştir.В одном из своих интервью рассказала, что иногда курит «травку».
Açık sularda nadiren dolaşırlar.Редко переходят на открытую воду.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.В общем, Том почти всегда враждует с Джерри, но иногда дружит с ним.
Nadiren konuşması nedeniyle spesifik bir seslendiricisi yoktur.«Со мной у неё редко бывают настоящие разговоры.
Papiller kraniofaringiomalar daha nadir görülürler.Менее известны случаи коррозии полимеров.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Такая окраска очень редко встречается среди диких животных.
Döküntü çocuklar için nadiren kaşıntılıdır ancak yetişkinler için son derece kaşıntılı olabilir.Элементы сыпи у детей крайне редко вызывают зуд, однако могут быть чрезвычайно зудящими у взрослых.
Almanya'da nadiren görülürler.К сожалению, в России практически не встречаются.
Betta balığının yaşam süresi 2-3 yıl nadiren 4-5 yıldır.Цикл развития личинок 2—4 года, редко 5 лет.
Hemen hemen her zaman kız çocuklarda görülür, bozukluk olan erkek fetüsler nadiren doğar.Крайне редко жалуются на него дети и практически никогда — пациенты с врожденной глухотой.
İşi çok özel ve nadir gelen eşyaları pazarlamaktır.Все материалы делятся на обычные и редкие.
Bacakları açık kahverengidir, nadiren koyu olabilir.Ноги рыжие, лишь изредка слабо затемнены.
Dişi sadece tek bir yavru doğurur (çok nadir 2).В потомстве, как правило, один детёныш (очень редко два).
Lab Cache: Deneysel ve çok nadir bir türdür.Итог: «Zeno Clash — очень любопытный и необычный проект.
Ergin dişiler yuvayı nadiren terk ederler.А взрослые тритоны редко покидают воду.
Bugünlerde çok nadir olarak rastlanır.В наши дни это встречается нечасто.
En güçlü ve en nadir kristaldir.Является наиболее слабой и уязвимой точкой черепа.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.В неволе эти животные практически никогда не размножаются.
Ayrıca nadiren Meksika kıyılarında görülmektedir.Изредка представители этого вида наблюдаются и у берегов Мексики.
Nadiren düya dışı görevlere çıkar.Они редко выезжают на опасные задания.
Nadir şeyler değerlidir. (proton pseudos) Kör atlar nadirdir.Течки у кошек происходят относительно редко, коты «метят» редко.
Bu opera eseri günümüzde nadir olarak yapımlanmaktadır.В новое время опера ставилась очень редко.
Fakat çeşmeler ve ışıklandırmalar 1990'lı yılların başından bu yana nadiren çalıştırılır.С начала 90-х как фонтаны, так и подсветка работают очень редко.
Dalışlar nadiren 2 dakikadan fazla sürer.Тест, как правило, длится около двух минут.
O herhangi bir konuda nadiren tavır alır.Редко появляется на каких-либо мероприятиях.
Nadiren kullanılır.Редко используемое.
İnsanlara az, bitkilere nadiren rastlanır.В культуре редко встречающееся растение.
Dişi her 2 - 3 yılda tek bir yavru doğurur, ikizler nadirdir.Каждые два–три года самка рожает по одному детёнышу, рождение двойняшек сравнительно редко.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Разногласия в семье приводят к тому, что Симин подаёт на развод.
Muhtemel sulu soğutma sistemi ya da nadir doğa metali kullanılırdı.Может использоваться метод горячего цинкования или метод цинкового дутья.
Davranışları tutarsızdı ve düşünceleri ile motivasyonları nadiren belirtiliyordu.Отличался предельной самоуверенностью и редко слушался чьих-либо советов.
Rezerv alanında sadece 3 fil var ve mevcut 15 leopar nadiren görülebilmektedir.Здесь также встречаются 5 видов редких мхов и 11 видов редких лишайников.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.Такой уровень, однако, у взрослых достигается редко.
Oprhik kültünün başlangıcına dek nadiren tapılan bir Tanrıçaydı.Эаритэ рассказывает им, что когда-то очень давно среди Первых Богов был предатель.
Kışın kar çok nadir yağıyor ve yağdığı takdirde de hemen eriyor.Снег даже зимой выпадает редко и быстро тает.
Nadir bulunan ardıç ormanları bu bölgenin yaylalarında yer alır.Эти леса интересные тем, что граб обыкновенный здесь находится на восточной границе своего распространения.
Eskiden 5 m uzunluğunda bireylere rastlanabiliyordu, ancak şu an bunlar oldukça nadir görülebiliyorlar.Кое-где он пробивался уже пять лет назад, но несравнимо реже.
Sırasında ağır snowfalls nadirdir Kar her yıl ortalama 16 gün boyunca, düşüyor.Небольшие заморозки наблюдаются, как правило только ночью, 14—16 дней в году.
Ara sıra nadiren Kuzey Amerika'da görülürler.Встречается редко, в Северной Америке.
Tek bir B sınıfı elemanı pratikte nadiren bulunur.Эксклюзивная форма местоимения 1-го лица мн. числа употребляется редко.
Fermi hem deneysel hem teorik alanda başarı sahibi olan nadir fizikçilerden biriydi.Ферми был одним из немногих физиков, преуспевших как в теоретической физике, так и в экспериментальной.
Sektörel Heterokromi insanlarda son derece nadir görülür, nüfusun yaklaşık 1%'inde bulunmaktadır..Расстройство встречается примерно у 3 % популяции, немного чаще у мужчин.
Kahverengi, gri veya nadiren de beyaz renktedirler.Желтые, бурые, редко белые.
Buradaki turistler için açık hava müzesi nadiren açıktır.Этот храм монахи открывают туристам нечасто.
Eserin Türkçe nüshalarındaki bölümle nadir olarak mevcuttur.Последние вообще крайне редки в тургинской свите.
Yere nadir inerler.На землю садятся редко.
Fosillerde balıkların yumuşak dokularına nadiren rastlanıyordu.Мясо появлялось на столах вепсов довольно редко.
Buna karşılık cinsel birleşme üç yaşından evvel nadiren gerçekleşir.Половая зрелость обычно наступает только на 3 год жизни.
Fakat gösterilerde nadiren sesini duymak mümkündür.Их голос редко слышится.
Avrupa'da nadir görülürler.В Европе встречаются редко.
Bu durum yetişkinlerde daha nadirdir.هذه الحالة نادرة عند البالغين.
Marge'ın babası Clancy, dizide nadiren yer almaktadır ve şu ana kadar sadece iki bölümde konuşurken göründü.نادرا ما يشار إلى والد مارج "كلانسي" في المسلسل وظهر في حلقتين فقط يتحدث قليلا.
Bu nadirdir, ama olanaksız değildir.هذا أمر نادر الحدوث، ولكنه ممكن.
Nadir Şah Asya'nın son büyük fatihiydi.كان نادر شاه آخر غزاة آسيا العظام.
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.وامكانية اختبار النساء من أجل هذا التطبيق في الجيوش يكون محدود لما يبدو أنه نادر جداً.