Ana içeriğe geç
Sözlük

mutsuz ile cümle

mutsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın mutsuz ve kocasından şiddet gördüğü için ona karşılıksız kalamaz.Из-за того что она злая и некрасивая у неё нет мужа.
Ben niye mutsuzum diye bir soru sormaya başladım kendime.Я часто задавался вопросом, почему выйдя оттуда я не стал преступником.
İyi bir baba, cesur bir iş adamı, mutsuz bir erkektir.Исключительно порядочный, мужественный человек и неутомимый труженик.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.У него было неблагополучное детство.
Evlilik, uğurlu bir başlangıca rağmen, kısa süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüştü.Несмотря на успешное начало брака, он вскоре распался.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla".«Вспомните о несчастном мельнике».
Berlin’e gitmeyi en başından istemeyen Marić, şehirde gittikçe daha mutsuz hale geldi.ماريك لم تكن تُريد الذهاب إلى برلين، وإزدادت التعاسة في المدينة.
Bazıları, bölümün mutsuz son ile neticelenmesinden üzüntü duyunca yapımcılar, bir devam yazmaya karar verdi.غضب البعض من النهاية الحزينه للحلقه وعندما سمع المنتجين بذلك قرروا الاستمرار في الكتابة .
Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.''لا يرحم، ولا يسيب رحمة ربنا تنزل:مثله "لامنك، ولا كفاية شرك".
Ama, mutsuz bir evlilik olur ve üç yıldan sonra biter.لم يستمر الزواج لفترة طويلة فإنتهى بعدها بعامين .
Mutsuz ve problemli bir evlilik.زواج من غير متاعب.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.وكان النحيف مسافراً مع زوجته وأبنه.
Bugün çok mutsuzum.أنا حزين جداً اليوم.
Şimdilerde ben mutsuz, umutsuz; o mutlu ve umutlu."الآن أنا حزينة، بلا أمل، هو سعيد ومتفائل" عائشة جوقلب - وداعا
Ben niye mutsuzum diye bir soru sormaya başladım kendime.Não fico me perguntando por que tal fato aconteceu comigo.
Selahattin ile mutsuz bir evlilikleri vardır.Tiveram um casamento infeliz.
Stafford'un kişisel yaşamı çoğu kez mutsuzlukla damgalanmıştı.A vida pessoal de Jean Stafford foi marcada por infelicidade.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.A sua infância foi infeliz.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo) é um professor de língua espanhola casado com uma italiana.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Garzooka está se perguntando por que os soros ainda não surtiram efeito.
Hüseyin Kenan gençliğini mutsuz geçirmiş bir çocuktur.Rowling disse que sua adolescência foi infeliz.
"Bir taraf mutsuzsa mesele kapanmaz" (PDF).«Escola sem partido não faz sentido» (PDF).
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla"."A Influência Marajoara no Art Déco Brasileiro".
Başlarda askeriyede mutsuzdur ve kaçmayı düşünmektedir.Ao ser cercado pela polícia, prefere fugir rapidamente.
Beşinci ve son birim anlatıcının hüznünü ve mutsuzluğunu ifade eden mısralardan oluşur.O quinto e último passo é o da moradia e representa a ruptura com a situação de rua.
Bu mutsuz evliliği 1902 yılında sonlandırır ve bir daha da onunla konuşmaz..Seu casamento acabou em divórcio em 1982 e ele não mais casou desde então.
O mutsuz görünüyor.Ele parece infeliz.
Bu tekdüze yaşamdan dolayı son derece mutsuzum.Estou terrivelmene enfadado desta vida monótona.
Mutsuz olduğumda, arkadaşlarım bana cesaret veriyor.Quando estou triste, meus amigos me encorajam.
Caracalla ve Plautilla'nın çok mutsuz bir evliliği oldu.Het huwelijk tussen Caracalla en Plautilla was niet gelukkig.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Gefrustreerd vraagt Zuko zich af, waarom hij zo slecht is in goed zijn.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Ze kende een ongelukkige jeugd.
Eve döndüğüm zaman mutsuz bir insan olmaya başladım.Toen hij naar huis terugkwam, werd hij doodziek.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Het huwelijk van zijn ouders was niet gelukkig, wat uiteindelijk tot een scheiding leidde.
Selahattin ile mutsuz bir evlilikleri vardır.Het is overduidelijk een ongelukkig huwelijk.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Frank Enley leidt een teruggetrokken leven met vrouw en kind.
“Mutsuz bir Sokrat (Sokrates) olmak mutlu bir domuz olmaktan yeğdir” sözü bu görüşünü anlatır.Is het beter om een ontevreden Socrates te zijn dan een tevreden varken? .
Çok mutsuzdum.Ze was zo ongelukkig.
Babasıyla ilişkisi kötüydü ve evde mutsuzdu; bu yüzden 17 yaşında evden ayrıldı.Vanwege de slechte relatie die hij had met zijn moeder ging hij op zijn zeventiende het huis uit.
Mutsuz giden evlilik 2002'de noktalanır.Het huwelijk werd in 2002 ontbonden.
O tu che in seno aglı angeli - "Mutsuz olan kişiye hayat bir cehennemdir...Wyjdą aniołowie, wyłączą złych spośród sprawiedliwych, i wrzucą złych do ognia.
O’na göre acı çekmekten yararlanmak ; kişinin benliğini zayıflatan, mutsuz olmaya eğilimli kılan bir dürtüdür.Czy to, że pozwalając na jego zaistnienie stał się tym, kto czyni źle, kto chce zła?"
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.Późniejsze wydarzenia doprowadzają do rozstania się tej dwójki.
12 yıl süren bu evlilik mutsuz ve karamsar olmasına yol açtı.Ich trwające 51 lat małżeństwo uchodziło za bardzo zgodne i udane.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Były rockman prowadzi spokojne życie z żoną i córką.
Mutsuzluk getirir.Przynosi szczęście.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla"."August Bertelmann malarz zapomniany"
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Miała nieszczęśliwe dzieciństwo.
Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi.Pogarsza także jakość życia chorych.
Bundan sonra okul derin bir mutsuzluğa gömülür.Olbracht został pochowany w Niepołomicach.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Małżeństwo to było nieszczęśliwe, dlatego małżonkowie postanowili się rozwieść.
Şair, mutsuzluk içerisinde yurdunu terk etti.Poeta podupadł na zdrowiu.
Stafford'un kişisel yaşamı çoğu kez mutsuzlukla damgalanmıştı.Staffords personliga liv kantades ofta av svårigheter.
460 - Barahir ve yoldaşları Mutsuz Gorlim tarafından ele verilir ve öldürülür.460: Barahir och hans män blir svikna av Gorlim och dräpta, men Beren klarar sig.
Caracalla ve Plautilla'nın çok mutsuz bir evliliği oldu.Äktenskapet mellan Caracalla och Publia Fulvia Plautilla var inte lyckligt.
Mutsuzluk getirir.Missnöjet tilltog.
Ailesi avukat olmasını istediği için kolejde de mutsuzdu.Han trivdes inte heller i skolan, eftersom hans familj ville att han skulle bli barrister (advokat).
Almanya’daki mutsuz evliliğinden henüz kurtulmuş olan Ahmad, İranlı bir kadınla evlenmek istemektedir.Anwar förlorar oskulden med en gift ryska.
Öykülerinde çoğunlukla yoksul ya da orta halli insanları; gündelik hayattaki küçük mutsuzlukları anlattı.Vad stora och små människor sagt eller trotts säga vid sin död.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Äktenskapet var inte lyckligt och de separerade.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod