Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Le mariage de leurs parents n'est pas heureux et s'achève par un divorce.
Mutsuzluk getirir.Porte malheur.
Fakat orada hiç hoş bir manzarayla karşılaşır çünkü çocukları evliliklerinde mutsuzdur.Elle est aussi en très bons termes avec son époux, et il semble qu'ils soient heureux en mariage.
Mutsuz bir evlilik sürdüren bir adamın güzel bir dansçıyla yaşadığı aşkı anlatır.Elle découvre brutalement l'amour en rencontrant un beau lieutenant.
Onun için operet çifte mutsuzlukla sona erer.L’opéra se termine avec deux contredanses.
Eve döndüğüm zaman mutsuz bir insan olmaya başladım.J'ai toujours eu peur de devenir une sans-abri.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Et comment pouvez-vous l'aider à être heureux et éveillé ?
Ama yine de mutsuzdu ve kendini sahnede daha rahat hissediyordu.Il est aussi bien passif qu'actif dans ses scènes.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Philip Marshall (Charles Laughton) est un homme malheureux dans son mariage.
Ama, mutsuz bir evlilik olur ve üç yıldan sonra biter.Cependant, le mariage est un échec et s’achève au bout de neuf mois.
Esra işinde mutsuz bir kadındır.Amparo est à la fois une femme malheureuse.
Bütün serveti ve şöhretine rağmen, o mutsuz.A pesar de toda su riqueza y fama, es infeliz.
Kedisi öldüğünden beri mutsuz.Ella ha estado triste desde que murió su gato.
Tom ne hakkında o kadar mutsuz?¿Por qué es Tom tan infeliz?
Tom çok mutsuzdu.Tom ha sido muy infeliz.
Tom Mary'nin ne kadar mutsuz olduğunu bilmiyordu.Tom no sabía lo infeliz que era Mary.
Mutluluğu aramak seni sadece mutsuz eder.Buscar la felicidad solo te hace infeliz.
Tom mutsuz.Tom es infeliz.
İşsizim ve mutsuzum.No tengo trabajo y soy infeliz.
Tüm zenginliğime rağmen mutsuzum.No soy feliz pese a mi riqueza.
Bu hikayenin mutsuz bir sonu var.Esta historia tiene un final triste.
Fakat orada hiç hoş bir manzarayla karşılaşır çünkü çocukları evliliklerinde mutsuzdur.Los dos tienen un rasgo en común: son infelices en sus matrimonios.
Bunların arasında güzel ama mutsuz Zaida ve sırdaşı Albazar da bulunmaktadır.Encuentra a un grupo de gitanos, entre ellos la bella pero infeliz Zaida y su confidente Albazar.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Los padres de Alberto tuvieron un matrimonio infeliz y más tarde se divorciaron.
Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir.Por su parte César, vive infeliz con su esposa e hija.
O’na göre acı çekmekten yararlanmak ; kişinin benliğini zayıflatan, mutsuz olmaya eğilimli kılan bir dürtüdür.Y a quien intente cortarlo, se le cercenará la mano y la maldición de Dios pesará sobre él a perpetuidad."
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Tuvo una infancia desafortunada.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Corradino se pregunta por qué su corazón late tan rápido.
Şair, mutsuzluk içerisinde yurdunu terk etti.La poeta se hunde en su angustia rayana en la desesperación.
Bu mutsuz evliliği 1902 yılında sonlandırır ve bir daha da onunla konuşmaz..Su matrimonio terminó en divorcio en 1950 y nunca se volvió a casar.
Çok mutsuzdum.Soy infeliz.
Martin mutsuzluğunu çevresine göstermeye başladı.Martin se lesiona en la confusión.
Ama yine de mutsuzdu ve kendini sahnede daha rahat hissediyordu.Su actuación fue floja y se mantuvo inestable en el escenario, llegando incluso a caerse.
Mutsuz ve problemli bir evlilik.El matrimonio fue bastante infeliz.
Evlilik, uğurlu bir başlangıca rağmen, kısa süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüştü.El matrimonio, que inicialmente fue feliz, pronto empezó a hacer aguas.
Entrikalar, mutsuzluklar, boşanmalar, ayrılıklar, ölümler.Convergencias, Divergencias, Incidencias.
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.De nuevo, un mismo destino unía a las dos naciones.
Mutsuz olduğumu düşünmeni istemiyorum.Non voglio che tu pensi che sono infelice.
Mutsuzluğun için her zaman beni suçluyorsun.Mi incolpi sempre della tua infelicità.
O tu che in seno aglı angeli - "Mutsuz olan kişiye hayat bir cehennemdir...Berial: demone di uno dei più tremendi gironi infernali: l'Inferno di fuoco.
Mutsuzluk getirir.L'infelicità.
460 - Barahir ve yoldaşları Mutsuz Gorlim tarafından ele verilir ve öldürülür.460 - Barahir e i suoi compagni vengono uccisi, Beren diventa fuorilegge.
Jane bu arada mutsuz evliliğini de kaleme almaya başladı.Ross intanto pensa solo all'ennesimo matrimonio fallito.
Ne yazık ki kolej bu çok değerli müdürünü kısa zamanda kaybetme mutsuzluğunu yaşamıştır.Il gesto contribuì a fargli perdere in breve tempo la Signoria.
Selahattin ile mutsuz bir evlilikleri vardır.Ebbero un matrimonio infelice.
Çok mutsuzdum.Me infelice!
Ama mutsuzluğunun nedeni onun tutumu olmadığını bildirir.Pensò che fossero contenti della sua assenza.
Evlilik, uğurlu bir başlangıca rağmen, kısa süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüştü.Alla fine, dopo quasi dieci anni di matrimonio, qualcosa di inatteso accadde.
Tom Mary'ye niçin mutsuz olduğunu sordu.Том спросил Мэри, почему она несчастна.
Sayende çok mutsuzum.Благодаря тебе я очень несчастен.
Berlin’e gitmeyi en başından istemeyen Marić, şehirde gittikçe daha mutsuz hale geldi.Марич, которая изначально не хотела ехать в Берлин, всё более раздражалась.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Он спрашивает, почему Вертер такой грустный.
Çok mutsuzdum.Я была очень несчастлива.
Ferdinand Griffon (Jean-Paul Belmondo)'un zengin bir kadınla mutsuz bir evliliği vardır.Фердинанд Гриффон (Жан-Поль Бельмондо) женат на богатой итальянке, особых чувств к которой не испытывает.
Ama mutsuzluğunun nedeni onun tutumu olmadığını bildirir.Он о том, как когда ты чувствуешь неуверенность.
Şair, mutsuzluk içerisinde yurdunu terk etti.Смерть поэта прошла на родине практически незамеченной.
Sonun mutlu mu yoksa mutsuz mu olacağına ise geçmişi karar verir.Удачная она или неудачная – выяснится по ходу дела.
1885'te Mária Molnár ile evlendi, ancak evlilikleri mutsuzdu ve 1892'de boşandılar.Гардони женился на Ма́рии Мо́лнар в 1885 году, но брак оказался несчастливым и был расторгнут в 1892 году.
Yeni kocası ile anlaşamadığı için mutsuz bir yaşam sürer; kocasının ölümünden sonra ise yalnızlık çeker.Супружеская жизнь пока не сделала её счастливой, без мужа ей становится одиноко и грустно.
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.Этот артефакт может соединить судьбы двух людей.