Ana içeriğe geç
Sözlük

mutsuz ile cümle

mutsuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Брак батьків був невдалим і, зрештою, вони розлучилися.
1885'te Mária Molnár ile evlendi, ancak evlilikleri mutsuzdu ve 1892'de boşandılar.Гардоні на Марії Молнар в 1885 році, але шлюб виявився нещасливим і був розірваний у 1892 році.
Maddi yetersizlikten dolayı yapılan mutsuz evlilik.Шлюб неможливий через фінансову нерівність.
Eve döndüğüm zaman mutsuz bir insan olmaya başladım.Після повернення додому став равським воєводою.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla".«Хлі́бний ко́шик» Мо́лотова (фін.
Müşterilerin MobileMe'den iCloud'a geçişi için mutsuz olan bir sınıf davası Mayıs 2012 başında açıldı.На початку 2012 року до суду було подано позов від користувачів, незадоволених переходом з MobilMe на iCloud.
Ama, mutsuz bir evlilik olur ve üç yıldan sonra biter.Шлюб виявився недовгим і через три роки вони розлучилися.
İşte bu yüzden kendimi hep dışlanmış ve mutsuz hissediyordum.Незважаючи на все це, Далі був нещасний і почував себе погано.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Він запитує, чому Вертер такий сумний.
Mutsuzluk getirir.Перешкоди щастю.
23-25 yaş arası: Hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.Живуть від 15 до 20 років в дикій природі і в неволі.
Başlangıçtaki mutsuzluğuna rağmen Dodgson ölümüne kadar Christ Church'te kaldı ve birçok görev aldı.I přes své počáteční znechucení ale Dodgson v různých funkcích na Christ Church zůstal až do své smrti.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Měla nešťastné dětství.
Fakat, aynı zamanda eğer paraları yoksa mutsuz olacaklarını da ekler.A i když tomu nebudeš věřit, tak i ta nešťastná.
Evlilik, uğurlu bir başlangıca rağmen, kısa süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüştü.Manželství bylo ze začátku šťastné, ale bohužel bez mužského nástupce.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Manželství jejích rodičů bylo nešťastné a manželé žili odděleně.
Bunların arasında güzel ama mutsuz Zaida ve sırdaşı Albazar da bulunmaktadır.El întâlnește o bandă de țigani, cu tot cu frumoasa, dar nefericita Zaida și al ei confident Albazar.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Se spune că a avut o copilărie nefericită.
Evlilik, uğurlu bir başlangıca rağmen, kısa süre sonra mutsuz bir evliliğe dönüştü.Căsătoria, fericită inițial, s-a soldat rapid cu un eșec.
Çocukları olmadı ve mutsuz bir evlilik yaptılar.Nu au avut copii însă au avut o căsnicie fericită.
Entrikalar, mutsuzluklar, boşanmalar, ayrılıklar, ölümler.Răzvrătiri, crime, războaie, dezbinări, certuri.
Başlarda askeriyede mutsuzdur ve kaçmayı düşünmektedir.La început el este dezorientat și crede că a fost răpit.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Și în "Catalogul suferintei", ea se pune sub semnul întrebării de ce ea este atât de nebun.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla".Traducere: „O artă luxoasă ultra nudă”.
Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır.Ebben a regényében egyszerű szavakkal meséli el Bedia élettörténetét, aki boldogtalan házasságban élt.
İnsanları mutsuz etmekten hoşlanır.Nagyon szeret másokat boldogtalanná tenni.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Boldogtalan gyermekkora volt.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla"."Nagy Lajos ismeretlen adományreformja".
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Faraday megkérdezi látogatóját, miért törődik vele ennyire.
Ama yine de mutsuzdu ve kendini sahnede daha rahat hissediyordu.A sztereotípiának megfelelően csak a színpadon vidám, az életben megkeseredett.
Tom mutsuz.Tom boldogtalan.
Bir DVD'deki yorumlar kisminda, buradaki deneyimlerini "çok mutsuz bir yıl" olarak tanımladı.Hän on kuvaillut kokemuksiaan DVD:n kommenttiosiossa "hyvin onnettomiksi vuosiksi".
Beşinci ve son birim anlatıcının hüznünü ve mutsuzluğunu ifade eden mısralardan oluşur.Viides ja viimeinen suodatin on antikommunismi ja pelko.
Sonun mutlu mu yoksa mutsuz mu olacağına ise geçmişi karar verir.Ihmisen tai asian loppua tai huonoa onnea sanotaan myös sen kohtaloksi.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Vanhempien avioliitto oli riitaisa ja päättyi eroon.
Clarissa, parlement üyesi olan Richard ile evlidir, fakat mutsuzdur.Erottamisen syynä on suhde päällystöön kuuluvan Richardin kanssa, joka on naimisissa.
Maskesi olmadan çoğunlukla mutsuz bir görünümü ve davranışı vardır.Selkounessa esiintyy useimmiten jokin epätavallinen havainto tai kokemus.
Eve döndüğüm zaman mutsuz bir insan olmaya başladım.Palattuaan kotiin hän näki kurjuuden vain lisääntyneen.
O mutsuz görünüyor.Hän näyttää surulliselta.
Çok mutsuz görünüyorsun.Näytät todella onnettomalta.
Yüzünden mutsuzluğu okunuyordu.Μοιράσθηκαν τη δυστυχία μαζί μας.
"Mutsuz Mucit August Dayı'yı Hatırla".«Πας Έλλην απεχθής ειδωλολάτρης».
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.Τα δύο αυτά άτομα εκπροσωπούν δύο αντίθετες κοσμοθεωρίες.
Mutlu ve mutsuz insanlar var.Υπάρχουν ευτυχισμένοι άνθρωποι και δυστυχισμένοι άνθρωποι.
Marenka mutsuzdur, çünkü ailesi onu hiç tanımadığı bir erkele evlendirmek istemektedir.Mařenka er ulykkelig, fordi hendes forældre ønsker, at hun gifter sig med en, hun aldrig har mødt.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Ægteskabet var dog ulykkeligt, så hun lod sig skille.
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.Dette møde bliver skæbnesvangert for dem begge.
Söz konusu filmde Melek, zengin bir ailenin mutsuz kızıdır.Desuden handler den om den forsvundne niece til overhovedet af en rig, svensk industrifamilie.
1885'te Mária Molnár ile evlendi, ancak evlilikleri mutsuzdu ve 1892'de boşandılar.John og Eleonora dannede par, men de blev først gift i 1892.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Til hans store rædsel går det op for ham, at han selv er grunden til sine medmenneskers ulykke og lidelse.
Bütün serveti ve şöhretine rağmen, o mutsuz.På trods af al sin rigdom og berømmelse, er han ulykkelig.
Ben'in babası, kendisine verilen bu hademelik işi için oldukça umutsuz/mutsuzdur.Du som er Gud Fader lik, Ver i vanmakt sigerrik!
Ama yine de mutsuzdu ve kendini sahnede daha rahat hissediyordu.Enda mer uakseptabelt var hennes ønske om selv å stå på scenen.
Ama, mutsuz bir evlilik olur ve üç yıldan sonra biter.Ekteskapet var ulykkelig og de skilte seg tre år senere.
Marenka mutsuzdur, çünkü ailesi onu hiç tanımadığı bir erkele evlendirmek istemektedir.Til slutt innser hun at det er håpløst, og lar seg gifte bort til en mann som hun ikke elsker.
Çok mutsuz bir çocukluk geçiren Harry’nin 11. doğum günü yaklaşmaktadır.Malam ulang tahun Harry yang ke-11 menjadi malam yang tak terlupakan.
Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.''Katakanlah: "Sungguh aku hanya menyeru Tuhanku; serta aku tidaklah mempersekutukan sesuatupun terhadap Dia."
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.Wiwi bertanya kenapa Kamila tampak tidak senang?
Selahattin ile mutsuz bir evlilikleri vardır.Pernikahan itu tampaknya tidak bahagia.
Sonra kader bu iki mutsuz insanı karşılaştırır.Masalah demi masalahpun mendera dua anak manusia ini.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod