Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.우리는 해양을 다양한 방법으로 대단히 불행하게 만들고 있습니다.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Şi noi facem oceanul nefericit în foarte multe feluri diferite.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Ta đang khiến đại dương buồn theo rất nhiều cách khác nhau.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.We maken de oceaan erg ongelukkig op een heleboel verschillende manieren.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Wir machen das Meer auf viele verschiedene Arten ziemlich unglücklich.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Y estamos haciendo al océano infeliz de diferentes formas.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Zasmucamy ocean na wiele sposobów.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.А ние правим океана доста недоволен по много различни начини.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Мы все очень "расстраиваем" океан различными способами.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.ואנו מאמללים את הים בהמון דרכים שונות.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.و نحن نجعل المحيط غير سعيد بكثير من الطرق المختلقة
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.これは1932年の"缶詰横丁"
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Es muy raro ver a alguien que no esté contento representando una obra.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Ich sehe selten jemanden, der während des Stückes unglücklich ist.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.J'ai rarement vu quelqu'un de très mécontent en faisant une pièce.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.나중엔 너무너무 즐거워요. 연극시켜가지고 싫어하는 사람들 거의 못 봤어요.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Niemand is ooit ongelukkig als hij toneel speelt.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Raramente vedo qualcuno infelice nel fare uno spettacolo.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Raramente vejo alguém que seja muito mau.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Rareori, văd pe cineva nefericit făcând o piesă de teatru.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Tôi hiếm khi thấy ai đó mà buồn bã khi đóng kịch.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.Я рідко бачу нещасних серед тих, хто готує ці п'єси.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.אבל אחרי זה הם כל כך נהנים. נדיר לראות מישהו אומלל עושה מחזה.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.لكن بعد حين يحظون بالكثير من المتعة. نادراً ما أرى أي شخص يكون بائس أثناء عمل المسرحية.
Bir oyun sahnelerken mutsuz olan çok az insan gördüm.学校でも 軍隊でも 果ては精神病院でも 舞台をやることになれば みんなが楽しむ
Bir zamanlar, ben tek kadındım. Şimdiyse, mutsuz ve yalnız olanım Yarabbi'm.Il fut un temps où j'étais sa seule mais maintenant, je suis la pauvre et solitaire, mon dieu...
Bir zamanlar, ben tek kadındım. Şimdiyse, mutsuz ve yalnız olanım Yarabbi'm.Някога за него, аз бях единствената, а сега, ето - съм тъжната, самотната, Боже.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.Cercavano di consolarci, pensando che fossimo tristi.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.Ils ont essayé de nous remotiver, pensant que nous étions déçus aussi.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.Sie versuchten uns aufzumuntern, denn wir mussten ja traurig sein.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.Starał się nas pociszać, myśląc że jesteśmy równie smutni co on.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.They tried to cheer us up, assuming that we were sad. 저희가 실망했을 거라 짐작하고 격려해주려 했습니다
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.Они старались подбодрить нас, предполагая, что мы огорчены.
Bizim de mutsuz olduğumuzu düşündüklerinden bizi teselli etmeye çalıştılar.私は、彼らに説明しました。 「ウルグアイのサッカーは、ここ何十年もうまくいかない 時期が続いていました。
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Ce réseau possède donc un milieu et un bord, et les malheureux semblent être situés sur les bords.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Có một phần ở giữa và một phần ở rìa mạng lưới, và những người không hạnh phúc dường như nằm ở rìa.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Der er en midte og en kant i dette netværk, og de ulykkelige mennesker ser ud til at befinde sig i udkanterne.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Există un mijloc și o margine a acestei rețele, și oamenii nefericiți par să fie poziționați la margine.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Existe um meio e um limite para esta rede, e as pessoas infelizes parecem estar localizadas nas bordas.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Jak widać jest środek i krawędź tej sieci, i wygląda na to że nieszczęśliwi są ulokowani przy krańcach.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.연결망에는 중간과 가장자리가 있는데, 불행한 이들은 가장자리에 위치한 것으로 보입니다.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Questa rete possiede un "centro" e dei "margini", e le persone infelici sembrano collocarsi ai margini.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.Sieť tvorí stredná časť a okraje a zdá sa, že nešťastní ľudia sú umiestnení na okrajoch.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.В тази мрежа има среда и край и нещастните, изглежда, са раположени в краищата.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.У сети есть серединка и края, и разочарованные имеют тенденцию скапливаться у краёв.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.שוב, מתחלקים לשלוש דרגות של הפרדה. ואתם יכולים לקבל את התחושה שאנשים לא מאושרים
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.إذاً فهناك منتصف و حد لهذا الشبكة، ويبدو أن الناس الغاضبين يقعون في الحواف.
Bu ağın orta ve uç kısımları vardır, ve mutsuz insanların uç noktalarda yer aldığını görüyoruz.不幸せな人たちは 端のほうに位置する傾向にあります 別の比喩に例えると
Bu da artan mutsuzluk anlamına geliyor.Het huidige systeem werkt steeds slechter. Groei is alleen mogelijk tegen een steeds hogere prijs.
Bu da artan mutsuzluk anlamına geliyor.システムの維持に必要な速さで 経済成長を続けることは どんなに努力しても不可能になります。
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.Dalam kasus ini, penderitaan benar-benar menyukai teman.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.Dans ce cas la misère aime la compagnie.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.Delat elände är dubbel glädje.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.Der er ikke noget der er så skidt at det ikke er godt for noget.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.Ebben az esetben a nyomorúság igazán szereti a társaságot.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.En este caso se cumple aquello de que "desgracia compartida, menos sentida".
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.În acest caz mizeria chiar iubeşte compania.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.In dit geval is gedeelde smart ook echt halve smart.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.In questo caso, la miseria adora le aziende.
Bu durumda, mutsuzluk gerçekten de sevinç getirir.이 경우, 동병상련이란 말이 딱 맞는 셈이죠.