Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Mais l'absence d'un bocal métaphorique conduit à la misère, et, je le suspecte, au désastre.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Ma l'assenza di qualche simbolica sfera è una ricetta per l'infelicità e, temo, per la rovina.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Men fraværet af en metaforisk kumme er en opskrift på elendighed, og, formoder jeg, katastrofe.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Men utan någon form av metaforisk guldfiskskål, går vi mot misär, och förmodligen mot katastrof.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Mutta kuvitteellisen lasimaljan puuttuminen on resepti kurjuuteen, ja, epäilen, katastrofiin.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Nhưng thiếu vắng hình ảnh ẩn dụ hồ cá là một công thức cho đau khổ, và, tôi nghi là, thảm họa.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Pero la ausencia de alguna pecera metafórica es una receta para la miseria, y, yo sospecho, para el desastre.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Tapi hilangnya sebagian metafora akuarium adalah penyebab kesengsaraan, juga, saya kira, bencana.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Toda, odsotnost metaforične ribje posode je recept za bedo in, predvidevam, katastrofo.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Αλλά η απουσία κάποιας γυάλας, μεταφορικά, οδηγεί με βεβαιότητα σε δυστυχία και, υποψιάζομαι, στην καταστροφή.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Але відсутність певного символічного акваріуму — це шлях до нещастя і, я вважаю, до катастрофи.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Но липсата на какъв да е метафоричен аквариум е рецепта за мизерия, и предполагам, за бедствие.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.Но отсутствие некого символического аквариума это путь к несчастью и, я так мыслю, к катастрофе.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.אבל היעדר של קערה מטפורית כלשהי הוא מתכון בטוח לאומללות, ואולי גם לאסון.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.لكن غياب نوع مجازي من حوض السمك هو طريق للتعاسة، وأظن، الكارثة.
Ancak metaforik bir kavanozun yokluğu mutsuzluğun tarifidir, ve, sanıyorum, felaketin.また 大災害のもとにもなることでしょう ありがとうございました
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.당신이 아주 조금 저축하신다면, 미래의 자신의 수입의 44%로 살아가며 불행해 합니다.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Als je heel weinig spaart, is het toekomstige zelf ongelukkig omdat het van 44% van het inkomen moet leven.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Dacă economiseşti foarte puţin, eul viitor e nefericit să trăiască din 44 la sută din venit.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Ha nagyon keveset teszünk félre, jövőbeli énünk boldogtalan, a jövedelmünk 44%-án él.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Hvis man opsparer meget lidt er ens fremtidige selv utilfreds med at leve for 44% af indkomsten.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Jeśli bardzo mało oszczędzasz, przyszłe "ja" jest niezadowolone, z zaledwie 44 procentami uprzedniego dochodu.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Když spoříte jen málo, budoucí "já" je nešťastné, když má žít se 44% příjmem.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Nếu bạn tiết kiêm rất ít, nhân dạng tương lai sẽ không hề vui vẻ sống với 44$ thu nhập.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Se pouparmos muito pouco, o eu futuro está infeliz vivendo com 44% do rendimento.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Se risparmi poco, l'Io futuro non sarà felice, dovendo contare solo sul 44% del reddito corrente.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Si ahorras muy poco, el futuro no va a ser feliz con 44% del ingreso.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Si vous économisez très peu, le futur moi est malheureux en vivant sur 44 pour cent des revenus.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Αν αποταμιεύεις λίγα ο μελλοντικός εαυτός είναι δυστυχής ζώντας με το 44% του σημερινού σου εισοδήματος.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Если у вас мало сбережений, Я-будущее ждёт тяжёлая жизнь, на 44% от зарплаты.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.Якщо ви заощаджуєте мізерну суму, то ваше майбутнє "я" нещасне, бо живе на 44 відсотки від доходу.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.אם יחסכו מעט מאוד, העצמי העתידי אינו שמח לחיות על 44 אחוז הכנסה.
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.أي حين تقوم بادخار القليل فان النفس المستقبلية تغدو غير سعيدة بالعيش على قدر 44 % مما كانت تعيش عليه
Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor.未来のあなたはとても不幸でしょう。 だって以前の所得の44%で生きていかなくてはいけないのですから。 しかし、もし現在のあなたが貯蓄をたくさんしたら
Babası pisliğin tekiydi ve o da diğerleri gibi mutsuz bir çocukken ünlü bir komedyen olmuştu.Sein Vater war ein Mistkerl, und in der Tat war er ein weiterer Comedian mit einer unglücklichen Kindheit.
Babası pisliğin tekiydi ve o da diğerleri gibi mutsuz bir çocukken ünlü bir komedyen olmuştu.그의 아버지는 한마디로 개XX 였답니다. 하지만 사실은, 아버지도 불행한 어린시절을 보낸 코미디언이었지요.
Babası pisliğin tekiydi ve o da diğerleri gibi mutsuz bir çocukken ünlü bir komedyen olmuştu.אביו היה ב"ז, ולמעשה, הוא היה עוד קומיקאי עם ילדות אומללה,
Babası pisliğin tekiydi ve o da diğerleri gibi mutsuz bir çocukken ünlü bir komedyen olmuştu.كان والده حقيراً، و في الواقع، كان هو الآخر فنان كوميديا ذي طفولة تعيسة،
Babası pisliğin tekiydi ve o da diğerleri gibi mutsuz bir çocukken ünlü bir komedyen olmuştu.まさに 不幸せな子ども時代を過ごしたコメディアンの一人だったのです 話はそこからどんどん進みました
Bak, onu severim çünkü senin arkadaşın ama seni onla ilgili uyarmıştım. O mutsuz bir insan.Het is jouw vriendin, maar ik heb je gewaarschuwd dat ze ongelukkig is.
Bak, onu severim çünkü senin arkadaşın ama seni onla ilgili uyarmıştım. O mutsuz bir insan.Nézd, én azért szeretem, mert a barátnőd, de már óva intettelek, boldogtalan alkat.
Bak, onu severim çünkü senin arkadaşın ama seni onla ilgili uyarmıştım. O mutsuz bir insan.O iubesc pentru că e prietena ta... ... dar te-am avertizat în privinţa ei.
Bak, onu severim çünkü senin arkadaşın ama seni onla ilgili uyarmıştım. O mutsuz bir insan.Ouve,eu adoro-a, porque é tua amiga mas... ...avisei-te acerca dela, é uma pessoa infeliz.
Bak, onu severim çünkü senin arkadaşın ama seni onla ilgili uyarmıştım. O mutsuz bir insan.أحبها لأنها صديقتك و لكنها شخص غير سعيد
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Cu alte cuvinte, rătăcirea minții pare, foarte probabil, să fie cauza, nu consecința nefericirii.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Ich habe vorhin das Mind-Wandering verglichen mit einem Spielautomaten, an dem man nicht spielen will.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.다시 말하자면, 정말로 '딴생각'은 불행의 결과가 아닌 원인인듯 합니다
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Más szavakkal az ábrándozás nagy valószínűséggel az oka, nem pedig a puszta következménye a boldogtalanságnak.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Med andra ord verkar dagdrömmar vara en verklig orsak till, och inte bara en konsekvens av att vara olycklig.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Zamyślenie wydaje się rzeczywistą przyczyną, a nie tylko konsekwencją braku szczęścia.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Με άλλα λόγια, το ονειροπόλημα φαίνεται να είναι η αιτία κι όχι απλά το αποτέλεσμα της στενοχώριας.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.Найімовірніше, що саме блукання думок - це причина, а не наслідок нещастя.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.С други думи, разсейването е причина, а не последсвие за нещастие.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.במילים אחרות, נדידת מחשבות קרוב לודאי נראית כסיבה אמיתית, לא תוצאה בלבד, של חוסר אושר.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.وبعبارة أخرى، شرود الذهن من المرجح أن يكون سبباً فعلياً ، وليس مجرد نتيجة لعدم السعادة.
Başka bir deyişle, aklın başka bir yerde olması, mutsuzluğun salt bir sonucu değil; asıl nedeni.実際に不幸の根源である可能性が 非常に高いということです 先程 注意散漫のことを 誰もプレイしない
Ben zavallı bir babayım... mutsuz... haydi, kar yağıyor. ..su için yas tutarım...Eu sunt un tată sărac... atât de nefericit... Vino, ninge. ..că mi-ar merge în doliu pentru apa...
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Dan kita membuat lautan cukup tidak bahagia dengan berbagai cara.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.E noi stiamo rendendo l'oceano piuttosto infelice in molti e svariati modi.
Birçok farklı yoldan oldukça mutsuz okyanus oluşturduk.Et nous rendons l'océan malheureux de pas mal de façons.