mutluluk ile cümle
mutluluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Mutluluk hormonu olarak da anılır.Es kann daher auch als Phytohormon bezeichnet werden.
2. Mutluluk.Das zweite Glück.
Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir.Das Glücksgefühl vorm Aufprall.
Hikayenin parçasını mutlulukla ve gururla aldım ve doğrudan senaristle çalışmaya başladım.Sie verdiente Geld mit Näharbeiten und begann zu schreiben.
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!Sein eigenes Selbstgenügen finde sein vollstes Genießen in ihr und sie wiederum in ihm.
Kalbim mutlulukla doluydu.Mon cœur était rempli de joie.
Yeni yıl sana mutluluk getirsin!Puisse la nouvelle année t'apporter la joie.
Mutluluktan korkmamak gerek. Bu, sadece geçecek iyi bir zamandır.Il ne faut pas avoir peur du bonheur. C'est seulement un bon moment à passer.
O mutluluk sarhoşu!Elle est ivre de bonheur.
En büyük mutluluk sevmek ve sevilmektir.Aimer et être aimée est le plus grand bonheur.
Mutluluk istiyoruz ama mutsuzluk bizi hep kovalıyor.Nous sommes en quête du bonheur, le malheur nous traque.
Tom, senin için mutluluk nedir?Tom, c’est quoi le bonheur pour toi ?
Bu benim; ve kendi iç yüzümü 18 Kasım'da insanlarla paylaşacak olmaktan mutluluk duyuyorum.C'est moi et je suis très heureuse de le partager avec le monde le 18 novembre. ».
Ömrünün son günlerini mutluluk ve huzur içinde orta dünyada geçirdi.Les dix dernières années de sa vie sont heureuses et paisibles.
Mutluluklar Dilerim 02.Souhaits dangereux 21.
Vahye kulak verip ahirete hazırlananları bekleyen mutluluk ile kafirleri bekleyen kötü son hatırlatılır.Et ceux qui sont avec lui sont durs envers les mécréants, miséricordieux entre eux.
Cehennem, azap ve elem yurdu iken Cennet nimet, mutluluk ve rahatlık yurdudur.Quiconque est écarté de l’Enfer et introduit au Paradis a certes réussi.
Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden kurtulmuş olduğu durumdur.Lui seul peut éliminer le mal, la souffrance et la mort.
Mutluluk ve sevinç kavramları birbirleriyle ilişkili kavramlardır.Le bonheur et le plaisir sont deux notions qui portent à confusion.
"Sürekli mutluluk aramak aptallıktır".C'est épuisant de travailler continuellement dans la chicane».
Aynı zamanda mutluluk, neşe demektir.Il symbolisait également le bonheur.
Mutluluk Adasında yaşamakta.Les Joyeux, à l'Ile d'Amour.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Et comment pouvez-vous l'aider à être heureux et éveillé ?
İnsanın özlemi mutluluk içinde yaşamaktır.Une vie sans ego connait le bonheur.
Kadın-melek kavrayışı, mutluluk arayışının bir ürünüdür.La reproduction, chez l'être humain, est une conséquence indirecte de la recherche du plaisir.
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!Pour lui, il n'y a qu'une justice : la sienne.
Yaratılıştaki kaosun bitip düzenin başladığı için bir anlamda mutluluk duyulur.C’est à partir du désordre que se crée l’ordre.
İnsanların mutlulukları ve umutlarıyla beslenirler.Je veux rendre du plaisir et du bonheur aux gens.
Hikayenin parçasını mutlulukla ve gururla aldım ve doğrudan senaristle çalışmaya başladım.Elle étoit d'une grande douceur et avoit beaucoup et fort bien travaillé dans la gravure.
Mutluluk nedir?¿Qué es la felicidad?
Ben mutluluktan daha fazlasına sahibim.Estoy más que feliz.
Sağlık mutluluk için önemli bir faktördür.La salud es un factor importante para la felicidad.
Para mutluluk satın alabilir mi?¿El dinero puede comprar la felicidad?
Paranın ona mutluluk satın alacağına inanıyor musun?¿Crees que el dinero comprará su felicidad?
Mutluluk arıyoruz.Buscamos la felicidad.
Sana mutluluk getireceğim.Te traeré la felicidad.
Mutluluk aranmaz, inşa edilir.La felicidad no se busca, se construye.
Sence mutluluk nedir?¿Tú qué crees que es la felicidad?
Hayatta en büyük mutluluk sevildiğimizi bilmektir.La mayor felicidad en la vida es sabernos queridos.
Charlie, sonunda birisinin müzik geçmişini hatırlamış olmasından mutluluk duyar.Charlie está aliviado de que finalmente a alguien le resulte familiar su antecedente musical.
Japonya'da çiçeğin kutlandığı ve "Mutluluk Festivali" olarak anılan bir festival bulunmaktadır.Hay un "Festival de la Felicidad" en Japón que homenajea esta flor.
Ona ufak hediyeler şunlar ve ayrılmadan önce ona mutluluklar dilerler.Ellos le presentan regalos y le desean felicidad antes de irse.
Uzun bir gece, sona eriyor Büyük mutluluk başladı.Entonces se acabará el infierno y empezará un tiempo de gran felicidad.
Çünkü, bu bir mükemmel mutluluk anı değil pişmanlık anıdır.Por eso, este acto no es un espacio de lamento sino de orgullo.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Algunos estudios apuntan que podría ser razonable.
"Sürekli mutluluk aramak aptallıktır".La exploración como constante".
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.El resultado suele ser que por lo menos sonríes.
Çocukluk günlerindeki bayramların verdiği neşe ve mutluluk akıllardan kolay kolay çıkmaz.De su niñez y adolescencia no habla con mucho gusto.
Ama mutluluk eğilimi başıboş bırakılamaz elbet.Saber que la felicidad no es descartable.
2. Mutluluk.2002. La felicidad.
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Esperemos que encontrará la paz y la alegría en algún momento.
İnsanın özlemi mutluluk içinde yaşamaktır.La fragilidad que hay en la felicidad.
Mutluluklar Dilerim 02.Que Seas Muy Feliz 7.
Örneğin mutluluk yaşamın temel amacıdır ve mutluluğa ulaşmanın yolu erdemli olmaktan geçer.Baba es la antítesis del deseo y ella será por tanto el camino perfecto para alcanzar la felicidad.
Eşkenar dörtgen içindeki "mutluluk anahtarı" dır.Un «toque» al día… la llave de la alegría.
Savaş onları mutluluklarından mahrum etti.La guerra li ha privati della felicità.
2. Mutluluk.2: Giovinezza.
Bu, sonuçta mutluluk yolunda bizim şahlanışımız.È infine il nostro slancio verso la felicità.
"Sürekli mutluluk aramak aptallıktır".Il misurare è sempre una maniera cattiva della prova ».
Clara mutlulukla kabul eder.Will accetta felice.